Yorulduk! Tekrar Bir Virüs Yazısı

26

 Geçen hafta bir viral
hastalığı ( Covit-19 ) bizzat yaşayıp şifa ile atlattım. Boğaz ağrısı, bitkinlik
ve boğazdaki doluluğun ızdırabı bile insanı endişelendiren bu hastalığın
akciğerleri tuttuğunda ne kadar büyük bir sıkıntı yaşatabileceğini tahmin
ediyorum. Aşılarımın sağladığı bağışıklığımın (antikorlarım sayesinde) gücü ile
hafif atlattığımı düşünüyorum. Yakalanmayanların gerek tedbirlere uymasının
gerekse aşıyla korunmasının önemini bizzat görmüş oldum.

 Her kış ayı girişinde
insanlarımız özellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarına çokça yakalanırlar ve
buna bağlı olarak işlerine, okullarına gidemezler. Bunlar çoğunlukla virüslerin
sebep olduğu hastalıklardır.2019 kış girişinde Çin de başlayıp tüm dünyayı
etkisi altına alan covit19 büyük salgını da bir virüs hastalığıdır. İkinci
yılını dolduran bu salgın, korunma tedbirleri, karantinalar ve aşıyla kontrol altına
alınmaya çalışılmaktadır. Virüslerin doğal özelliği olan ve mutasyon dediğimiz
yapı değiştirmelerinin etkisiyle salgın etkisini hala sürdürürken başta
enfluenza olmak üzere farklı virüslerinde devreye girmesiyle ortaya çıkan
hastalıklar sağlığımızı yine tehdit etmektedir.

 Boğaz ağrısı, öksürük,
burun akıntısı bazen 39 derecelere çıkan ateş, baş ve adale ağrıları, genel halsizlik,
bitkinlik gibi şikayetlerin her biri bu sonbahar-kış hastalıklarının
belirtilerindendir. Hafif olduğunda genellikle soğuk algınlığı, nezle dediğimiz
basit viral enfeksiyonu düşündürür. Şikâyetin

şiddeti ve fazlalığı başta enfluenza tipi olma üzere
covit-19 gribine kadar giden ihtimalleri akla getirir. Nitekim son 20-30 yıl
içinde kuş giribi, domuz gribi, sars, mers gibi hastalıkların herbiri benzeri
şikayetlerle başlamış ve yakaladığı insanın hassasiyeti ve vücut direncine göre
ölüme kadar giden sağlık sorunlarına sebep olmuş viral enfeksiyonlardır. Covit-19
dışında pandemi dediğimiz büyük

salgın yaşamamamız büyük şanstır.

 Kesin teşhis nasıl
konulur? Virüsler mikroskoplarla görülemeyecek kadar küçük varlıklardır. Kendi başlarına
canlı değildirler. Bitki, hayvan veya insan hücreleri içinde canlılık gösteren
RNA veya DNA dan ibaret varlıklardır. Girdikleri hücre içinde çoğalarak etki
gösterirler. Enfeksiyon hastalıklarının bazı kan testleri ile bakteriler veya
virüslerden olup olmadığını anlayabiliriz. Kültür-antibiogram tetkikleri ve
bazı radyolojik tetkiklerde ayırt edici teşhiste kullanılır. Virüslerin kültür
testleri yumurta embriyosu gibi canlı kültür testleridir ve henüz günlük
pratiğe girmemişlerdir. Bazı özel durumlarda kesin teşhis için bu tür tetkiklere
başvurulur. Virüs enfeksiyonlarının teşhisinde son yıllarda PCR gibi etkenin
antijen dediğimiz protein parçacıklarını gösteren laboratuvar tekniklerinden
istifade edilmektedir.

Ayrıca eliza testleri denilen antikorların varlığını
gösteren teknik de teşhis ve takipte önemli bir imkândır. Covit-19 dahil birçok
virüs hastalığının hem teşhisinde hem takibinde bu laboratuvar

metodlarından istifade edebilmekteyiz. Bu laboratuvar
teknikleri sayesinde viral hastalıkların erken teşhisi yapılabilmektedir. Bu sayede
bulaşıcı viral hastalıkların tehlikesinin farkına varılıp gerekli tedbirler
alınarak bulaş zincirinin erken kırılması mümkün olmaktadır. Teşhisin doğruluğu
hastalığın takip ve tedavisinde önemli bir imkândır.

 Doğru teşhis doğru
tedavi demektir. Viral enfeksiyonlar ve salgınlar günümüzün ve önümüzdeki yılların
önemli sağlık sorunu olarak karşımıza çıkmaya devam edecektir. Bilinçli
davranış bu konuda da

Sorunun daha kolay ve çabuk çözümünün yegâne yoludur. Teşhis,
tedavi ve koruma yolundaki doğru adımlar sorunun çabuk çözümü ve daha az
zararla atlatılmasının yegâne yoludur. Salgının bittiği,hastalıksız,sağlıklı mutlu
günler dileğiyle.