4.8 C
Kocaeli
Cumartesi, Mayıs 30, 2026
Ana SayfaGüncelParti Yok, Lider Var

Parti Yok, Lider Var

Hani ne diyoruz: Siyasi partiler, demokrasimizin vazgeçilmez unsurlarıdır.

İyi, hoş da Türkiye’de maalesef siyasi parti yok. Sadece siyasi liderler var. Sonra liderlerin başında bulunduğu ve adına parti dediğimiz yapılar var. Bunlar son derece pederşâhî oluşumlar. Bazen kadın genel başkanlar da gelir, o zaman da esasta bir değişiklik olmaz, sadece pederşâhî yerine maderşâhî olunur. Her hâl ve kârda lider ne derse o olur. Milletvekili adaylarından tabandaki teşkilatlara kadar bütün organları lider tayin eder. Dikkatinden kaçmışsa, il, ilçe, her neyse, beğenmediği parti organını fesheder ve yenisini kurar. Genel kongre delegelerini de lider seçer. Sonra o seçtiği delegeler dönüp genel kurulda onu seçer. Biz de buna demokrasinin vazgeçilmez unsuru parti deriz.

BAŞKANLIĞIN VAZGEÇİLMEZ UNSURU: PARTİLER

Bizim partilerimiz liderlerinin adıyla anılır. Erdoğan’ın partisi, Bahçeli’nin partisi… Eskiden de öyleydi. Erbakan’ın partisi, Özal’ın partisi, Demirel’in partisi vardı. Lider, hakkın rahmetine kavuşunca da parti sıklıkla onunla birlikte yok olup giderdi.

Politikacılar parti tabanından falan söz etmeyi severler ama bu yapı içinde tabanın etkisi pek azdır. Düşünün, her türlü teşkilatı ve adayı merkezin belirlediği bir sistemde tabanın ne etkisi olabilir? Öyle ya tabanı lider belirlerse, lider tabandan çekinir mi? Ancak içine kendine muhalif birileri sızmasın diye izler ve öyle bir tehlike doğduğunda o riskli teşkilatı değiştirir. Yoksa ayaklar baş mı olsun?

ABD’ye bakınız. Onların parti başkanlarının adını hiç duydunuz mu? Başkan adaylarının ismini duyarsınız. Seçilirse bu sefer başkan sıfatıyla duymaya devam edersiniz. Bunların bir tuhaf davranışı da iki defa başkanlık yapanın artık üçüncü defa seçilemeyeceğidir. Onlar iki defa iktidara gelen başkan adaylarını değiştirirler çünkü anayasalarında öyle yazar. Bizimkinde de öyle yazar ama biz başkanımızı değil onun yerine anayasayı değiştirmeyi tercih ediyoruz—veya sayacı “reset” etmeyi.

PARTİLER PARTİ OLSAYDI

ABD başkanları muhalefetten ziyade kendi partilerinden çekinir. Çünkü orada partiler partidir. Çünkü başkanı o mevkiye getiren partisidir. Amerikan deyişiyle, son tahlilde “otların kökleri ~ grass roots”dur. Vekilleri, senatörleri ve başkan adayını hep bu kökler, tabandaki, en tabandaki partililer belirler. Taban, davranışlarını beğenmez ve vazgeçerse bunların hiçbirinin tekrar seçilme şansı yoktur.

Bir ara, CHP buna istisnadır diye düşünmüştüm. Öyle ya, bu parti iki defa mevcut genel başkanını seçimle, demokratik oylamayla değiştirdi. Birincisinde, Ecevit, kaç yılların İnönü’süne genel kurulda rakip olup kazandı. İkincisi de Özgür Özel’in Kılıçdaroğlu’nun yerine seçilmesi. Derken şu mutlak butlan işi patladı. CHP, parti gibi parti olsaydı ne beklerdiniz? Özel’in de Kılıçdaroğlu’nun da kanunsuzluk karşısında sağlam durup, birbirine kilitlenip partiyi savunmalarını değil mi? Tam tersi oldu.

CHP ÖNEMLİ DEĞİL. KKP Mİ ÖÖP Mİ?

Öyle anlaşılıyor ki asıl mesele Cumhuriyet Halk Partisi değil. Asıl mesele partinin Kılıçdaroğlu’nun partisi mi yoksa Özgür Özel’in partisi mi olacağı. Yüz yıllık geçmişin pek de o kadar değerli olmadığı, ilkeleri etrafında birleşilecek bir parti bulunmadığı anlaşılıyor. İlkeler değil, kimin liderlik yapacağı önemli olan. Bizde parti yok, bizde lider var.

Bunun istisnası var mı? Belki var. Bu ayın başında İyi Parti’nin 3 Mayıs toplantısındaydım. Genel Başkan kürsüye yürürken salonda gençler bir ağızdan “Gençliğin umudu Dervişoğlu!” diye slogan atıyordu. Dervişoğlu, mikrofona gelince cevap verdi: “Bir gün size sadece ama sadece kendiniz için slogan atmayı öğreteceğim.

Fakat bu, istisna…

CHP parti olsa, bütün mensuplarının şu tepkiyi vermesi gerekirdi: Bir an önce genel kurulumuzu yapıp bu tuhaf durumdan kurtulalım. Ama öyle anlıyoruz ki önemli olan CHP’nin bu durumdan kurtulması değil, hangi babanın elinde kalacağı. Onun için şu anda dümeni eline geçirmiş olan butlan başkanının, eski başkanın delegeleriyle genel kurula gitmesi söz konusu değil. Mahkeme kararı hukuki veya değil, fakat kararda delegelerin delegeliklerinin geçersizliği hükmü yok. Ama ne var… Bunlar ötekini seçtiği için artık ötekinin delegeleri sayılırlar. Bununkinin değil. Onun için genel kuruldan önce en küçük teşkilat biriminden başlanarak partinin yeni elbisesini giymesi gerekir. Demokrasi falan sonra…

Bu yazıyı yazarken gazetelerde şu manşeti okudum: “Bahçeli Kılıçdaroğlu’na akıl verdi: Üyeleri yenile, partiyi arındır, 9 Eylül’de kurultaya git.” İşte bu kadar! Her liderin partisi kendine.

Bayramınız kutlu olsun, sevdiklerinizle bayram olsun.

İskender Öksüz
İskender Öksüz
İskender Öksüz 14 Eylül 1945 tarihinde İzmir'de dünyaya gelmiştir. 1966 yılında Ege Üniversitesi Kimya-Fizik Bölümü'nde lisans eğitimini tamamlamıştır. Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumunun yurtdışı bursuyla ABD'de Yale Üniversitesi'ne kabul edilmiş, burada, Oktay Sinanoğlu'nun danışmanlığında, 1968'de yüksek lisansını 1969'da da doktora derecesini almıştır. İskender Öksüz 1968-1979 yılları arasında; Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde bölüm başkanlığı, rektör yardımcılığı ve rektör vekilliği görevlerinde bulunmuştur. Yine aynı yıllarda senato üyeliği (ADMMA), Türkiye Atom Enerji Komisyonu 7. Dönem üyeliği, Atom enerjisi konusunda bakan danışmanlığı ve Töre-Devlet Yayınevi yöneticiliği yapmıştır. Öksüz, 1981-1987 yılları arasında, Suudi Arabistan'da bulunan University of Petroleum and Minerals'da akademik ve idari görevler, bilgisayar destekli öğretim koordinatörü, yeni öğretim üyesi seçimi ve terfi komitesi üyeliği yapmıştır. 1987 yılından itibaren sağlık, bilişim ve eğitim sektörlerinde çeşitli firmalarda üst düzey yöneticilik yapan Öksüz, çeşitli şirketlerde yönetim kurulu üyeliği, genel müdürlük ve holding genel koordinatörlüğü yaptı. İskender Öksüz 2012 yılında Gazi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümünden emekli oldu. Otuzun üstünde bilimsel yayını yedi yüzün üzerinde atıfı bulunan Öksüz, KÜBİTEM (Kültür, Bilim ve Teknik Merkezi) kuruculuğu, Türk Ocağı Hars Heyeti ve Yönetim Kurulu üyeliği, Millî Düşünce Merkezi Yönetim Kurulu üyeliği; Töre, Devlet, Bozkurt, Türk Yurdu dergilerinde makale ve başka yazıları yayımladı. Üniversiteler de dâhil olmak üzere çeşitli platformlarda konferans, söyleşi ve röportajlarda bulundu.[5][6] Ayrıca Son Havadis, Yeni Ufuk ve Ayyıldız gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Karar gazetesinde köşe yazarlığına devam etmektedir. İskender Öksüz, 5 Mayıs 2021 tarihinde vefat eden ünlü romancı Emine Işınsu ile evliydi. Eserleri[7] Millet ve Milliyetçilik Bilim, Din ve Türkçülük Alt Akıl: Aptallar ve Diktatörler Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemi Türk'üm Özür Dilerim Niçin Geri Kaldık? Çin Dünyayı Ele Mi Geçiriyor? (Konuralp Ercilasun ile birlikte)

Seçtiklerimiz

spot_img