Özgür Özel ve ekibinin seçildiği CHP kurultayları hakkında istinaf mahkemesinin “mutlak butlan” yani kesin geçersizlik kararı vermesi Türk siyaseti ve hukuk sistemi açısından tarihe geçen bir kara lekedir.
Bu kapsamda verilen bütün kararlar ve CHP Belediyeleri üzerindeki yargı operasyonlarının bağımsız yargının kendi dinamikleri ile ve sırf kanun hakimiyetini ve adaleti tesis etme saikiyle olduğuna kimse inanmıyor.
Yazılan ve dile getirilen bazı yorumlarda öne çıkarılan bazı hususları hatırlayalım:
“Ekrem İmamoğlu, R.T. Erdoğan’ın Trump ile yaptığı bir telefon görüşmesi sonrasında tutuklanmıştı. İmamoğlu bir yılı aşkın süredir tutuklu. Bu defa da yine Trump ile yapılan bir telefon görüşmesinin hemen sonrasında, BAM 36. HD (İstinaf Mahkemesinin), CHP’nin 38. Kurultayı hakkında “Mutlak Butlan” kararı vermesi tesadüf olabilir mi?”
Bu yorumun bir dayanağı da ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın “Başkan Trump’ın Erdoğan’a ihtiyacı olan meşruiyeti verdiği” şeklindeki sözleriydi.
ABD’nin “içeride ne yaparsan yap ama dış politika alanında bizim çizdiğimiz çerçeveden çıkma” anlamındaki tavrı ile CHP operasyonlarının bir ilişkisi var mıdır? Bu “meşruiyet verme” karşılığında ABD neler istemiştir? Bunları şimdilik bilmiyoruz. Ama -Barrack’ın ifadesiyle- ABD’nin bölgede demokrasi değil “müşfik monarşiler” istediğini biliyoruz.
Ayrıca ABD’nin Suriye, Irak, İran ve Ukrayna’daki plan ve hedefleri için Türkiye’nin katkısının çok önemli olduğu açıktır.
*************************************
Mahkeme Kararı Hukuki Değil
Bir hukukçu olarak kanaatim İstinaf Mahkemesi’nin yetkili olmadığı, kurultaylarda seçim işlemlerinin denetimi ve onaylanması yetkisinin YSK’da olduğudur. Mahkemenin “yetki gaspı” ile verdiği kararın kesinleşmesi için Yargıtay’da onanması gerekli. Ama İstinaf Mahkemesi “tedbir kararı” da vererek Özgür Özel ve ekibini görevden alıp, CHP yönetimini kurultay öncesi görevde olan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibine vermiştir.
Böylece CHP yetkili ama etkisiz bir Genel Başkan (K. Kılıçdaroğlu) ile kanunen yetkisiz ama siyaseten etkili bir Genel Başkan (Özgür Özel) tarafından yönetilen bir parti oldu. KK geçmişinde 13 seçim yenilgisi varken, Ö. Özel yerel seçimlerde zafer kazandı ve partisini 1. Parti yaptı.
Bu durum partinin bölünmesine kadar gider mi? Bu ve benzeri soruların cevapları için vakit henüz erken.
****
Aynı durumda iktidar partilerinden biri (AKP, MHP) olsa mahkeme böyle bir karar verebilir miydi?
Bu ihtimal hiç kimsenin aklına bile gelmez.
Bu yüzden şöyle iddia ediliyor: “Yargı iktidarın kontrolündedir.” Venedik Komisyonu raporlarına geçmiş ifadeyle yargı üzerinde “güçlü siyasi etki” mevcuttur. “Karar siyasi etkiyle verilmiştir.” (Benim kitabıma “Siyasetin Gölgesindeki Hukuk” isminivermemin sebebi de bu.)
Özgür Özel liderliğindeki CHP’liler, bu operasyonun, AKP Genel Başkanının rakiplerini tasfiye etmek, yetmezse “muhalefetin Genel Başkanını da tayin etmek” suretiyle yeniden Cumhurbaşkanı seçilmek için yapıldığı kanaatindeler.
*************************************
Hesap Tutar Mı?
İktidarın böyle bir hesabı varsa, bu tutar mı? Tutması kitlelerin tepkisine bağlı.
İstanbul Büyükşehir Belediye seçiminde İmamoğlu’nun kazandığı seçimi (aynı zarfa konulan üç oyu geçerli birini geçersiz sayarak) YSK’ya iptal ettirdiler. Ama tekrarlanan seçimde, fark çok büyüyerek, İmamoğlu kazandı.
****
Ama bir de MHP’de yaşanan “GEMEREK MAHKEMESİ” olayı vardı. Hatırlayınız, Devlet Bahçeli’ye karşı Meral Akşener, Ümit Özdağ ve Koray Aydın aday oldukları bir olağanüstü kurultay toplayarak delegelerin iradesine başvurmaya çalıştılar.
MHP’nin olağanüstü kurultay sürecinin önünün kesilmesi için yargı kullanıldı. Gemerek Asliye Hukuk Mahkemesi olağanüstü kurultay için bir tedbir kararı aldı. Ankara 12’inci Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kararına istinaden oluşturulan Çağrı Heyetinin 15 Mayıs 2016’da yapılacağını duyurduğu olağanüstü kurultay gerçekleşemedi.
Yargı, Adalet Bakanlığı ve Valilik vasıtasıyla aylarca sürüncemede kalan süreç başarılı olmayınca MHP’den ayrılanlar tarafından İYİ Parti kuruldu.
Eğer bu kurultay yapılabilseydi MHP iktidara yanaşmayacak, AKP iktidarı sona erecek ve Erdoğan belki de Cumhurbaşkanı seçilemeyecekti.
“Gemerek Mahkemesi operasyonu” başarılı oldu ve planlayıcılar hedefine ulaştı.
Buna karşılık aynı tarihlerde İktidardaki AKP’nin olağanüstü genel kurul yapması, parti üyesi dahi olmayan bir kişinin talebiyle, on gün içinde gerçekleşebildi. Türkiye’nin seçilmiş başbakanını (Ahmet Davutoğlu’nu) değiştiren bir kongre için hiçbir hukuki engel ortaya çıkarılamadı.
*************************************
Demokrasiye İnanç Çöküyor
Demokrasilerde önemli olan halkın iradesiyle yöneticilerin seçilmesidir. Bunun için Türkiye Cumhuriyeti belli tecrübelerden geçerek herkesin güvendiği kurumlar ve kurallar oluşturdu.
Tıpkı TÜİK gibi, YSK (Yüksek Seçim Kurulu) da eskiden en güvenilir kurumlardan biriydi. Bugün vatandaşlarımızın çoğu TÜİK rakamlarına güvenmiyor, çünkü TÜİK’in enflasyon rakamlarına göre zam verilen memur, işçi, emekli vd sabit maaşlılar gittikçe fakirleşti.
YSK da 2017’den itibaren tartışılır hale geldi. Mühürsüz oyların kanunun açık hükmüne rağmen geçerli sayıldığı seçimden sonra bu kuruma da güven kalmadı.
YSK üyelerinin seçiminde siyaset belirleyici. Bu sistemle “seçimlerin dürüstlüğünden her zaman şüphe edilecektir.”
****
Ankara’da çeşitli mahfillerde ülkeyi yönetenleri belirleyen ve muhalefette kimin olacağına karar verenler olduğu hep söylenir. Devlet içinde resmi aktörler kadar hatta daha fazla etkili olan görünmeyen aktörlerin milli iradeyi manipüle ettiği inancının yerleşmesi bence çok tehlikeli.
Seçimlerde, oy verdiği siyasi partilerin yöneticilerini belirleyemeyen, oy vereceği adayları belirlemede etkisi olmayan, verdiği oyların düzgün sayıldığından emin olamayan, kanunun güçlüden yana yorumlanarak iradesi sakatlanan seçmenlerin demokrasiye olan inancı sağlam kalabilir mi?
Bir adım ötesini de düşünenlerin olacağı muhakkak. “Bunlar seçimle de gitmezler” inancı toplumsal barışı dinamitleyen bir etki yaratır. Bu ülkemize yapılacak en büyük kötülüktür.
Bugün olanlar CHP’nin arınması veya iç meselesi değildir, Türkiye’nin geleceğini belirleyen gelişmelerdir.
Gün milli iradeye sahip çıkma günüdür.


