Türkiye’nin “Para” Psikolojik Sorunları

66

Geçenlerde
bir dostumdan dinlemiştim. Psikoloji alanında ABD’de yüksek lisans ve doktora
yapan bir tanıdığı vatan hasretine dayanamayıp Türkiye’ye dönmüş ve burada
İzmit’te danışmanlık yapmaya başlamış. Olayı anlatan dostum da o dönemde psikolojik
sorunlar yaşadığı için bu psikologdan terapi almaya başlamış.

 

Terapi
alan dostumun anlattığına göre bu ABD görmüş psikolog ilk aylarda “şunu kafana
takma, bunu kafana takma” tarzında şeyler söyleyerek telkinde bulunuyormuş.
Aradan altı-yedi ay kadar geçip de psikoloğumuz Türkiye şartlarına tam
anlamıyla ayak uydurunca bizim arkadaşa “Yürü git be oğlum senin hiçbir sorunun
yok! Ülke ülke değil. Bu ülkede yaşayıp da gelecek kaygısı, ruhsal çöküntü
yaşamamanın imkânı yok ki! Git, ne benim zamanımı boşa harca ne de paranı!”
diyerek kovmuş bunu.

 

Şimdi
bahsedeceğim twiti görenleriniz vardır mutlaka. Paylaşım sahibi vatandaşımız
Finlandiyalı arkadaşına Finlandiya’ya yerleşmek istediğini söyleyince
Finlandıyalı arkadaş “Sakın ha! Finlandiya çok sıkıntılı bir ülke, burada yağmur
yatay yağıyor!” diyerek kötülüyor ülkesini. Paylaşım sahibi vatandaşımız “Senin
derdini yerim!” diye bitiriyor paylaşımını.

 

Norveç’de
yayınlanan ve polislerin günlük mesaisini anlatan bir programda geçen, yolun
ortasına düşen bir tahta paletin ihbar edildiği ve Norveç polisinin bu ciddi
(!) güvenlik soruna nasıl da profesyonelce ve kahramanca (!) müdahale ettiği
videoyu sosyal medyadan mutlaka izlemişsinizdir. O videodaki Norveçli
polislerin durumuna Türk polisi kadar sivil vatandaşlar olarak bizler de çok
güldük, perde arkasındaki huzur ortamına gıpta ederek tabi…

 

Sosyal
medya videolarında bahsetmişken, Türkiye’de yapılan sokak röportajlarına denk
gelmeyeniniz yoktur. O sokak röportajlarında en çok öne çıkanların yaşama
sevinçlerini ve daha da kötüsü geleceğe dair umutlarını kaybetmiş gençler
olduğunu söylemek yanlış olmaz. Binbir emek ve zahmetle gördüğü tahsil
hayatının sonunda işsizlik gibi sert ve acımasız bir duvara toslayan gencin
yaşama sevincini kaybetmesinden daha doğal ne olabilir ki? 10-12 yaşında
çocukların Doları Euroyu takip eder oluşları ve yine 27 yaşında bir gencin “Bu
yaşta babamdan harçlık aldığı için utanıyorum!” demesi karşısında hangi vicdan
duyarsız kalabilir ki?

 

Hoş,
yukarıda bahsettiğimiz gençlere duyarsız kalan hatta o gençlere saldırgan
sözler sarf eden bir de “dayı terörürü” söz konusu. Kendisine mikrofon uzatılan
o canından bezmiş genç, hayat şartlarının kötülüğünden bahsederken “Çıkar
telefonunu göster!” diye gence kamikaze dalışı yapan bu dayıların hangi
psikolojik gerekçelerle bu saldırıları yaptıklarına dair psikologların bir tanı
koyabileceklerini zannetmiyorum. Çünkü onlar da tıpkı tepki gösterdikleri
gençler gibi ve hatta Türk toplumunun büyük kısmı gibi “para” psikolojik
sorunlar içerisindeler. Tek fark gençler kendi “para” psikolojik sorunlarının
farkındayken bu dayılar farkında değiller. Bu “para” psikolojik sorunlardan
dolayı gelişmiş bir ülkede aslında hiçbir sosyo-ekonomik anlam içermeyen bir
akıllı telefonu zenginlik göstergesi olarak kabul ediyorlar. Çünkü doğdukları
günden beri onların da hayatları çalınmış, onlar da hep yokluk görmüşler ve bu
yokluk görme nedeniyle onlar da şu dünyada güzel yaşamanın ne demek olduğu
konusunda kıyas yapabilecek kadar bir birikime sahip olamamışlar.

Son
yıllarda televizyonda rastladığımız haberler, kavgalar, cinnetler ve cinayetler
Türk toplumunun genel ruhi yapısının çöküş içinde olduğunu ortaya koyuyor. Bu
sorunların kökenine baktığınızda ise çoğunlukla ekonomik sıkıntı kaynaklı yani
“para” psikolojik bir sorun olduğunu görüyorsunuz.

 

Aslında
çok da uzaklara gitmemek lazım. İçinizde hayatının herhangi bir döneminde
ekonomik kaynaklı huzursuzluk, gelecek kaygısı, elindekileri kaybetme endişesi
gibi şeyler yaşamayan var mı?

 

Elbette
toplumda “para” psikolojik sorunu olmayan kesimler de var. Özellikle bir kesim
var ki onları okul sıralarında kafası en basit problemleri bile çözmeye
basmayan ama siyasi yakınlıkları sayesinde son derece rahat ve son derece hak
etmedikleri şekilde büyük paralar kazanan kişiler olarak tanıyorsunuz.
Kendilerinin bile hayal edemeyeceği bir refah içinde yaşayan bu güruhun
özellikle gençlerini lüks arabalarda “pudra şekeri” seanslarından biliyorsunuz.

 

Hülasa-i
kelam toplumun genel ruhi sağlığı iyi değil. Klasik ifadeyle para varsa huzur
var. Peki ya para yoksa? O zaman da “para” psikolojik sorun var demek.

 

Para
var huzur var. Para yoksa o zaman değerli ağabeyim Süleyman Pekin’in dediği
gibi “Huzur İsyanda!” İsyanınız kadar huzurlu, isyanınız kadar mutlu ve
isyanınız kadar sağlıklı olursunuz.

 

İsyan
dedik diye hemen birilerinin yüreği hop oturup hop kalkmasın. Başlarına
ağrılar, midelerine kramplar girmesin. Bizim kast ettiğimiz isyan, bir yerleri
kırıp döküp Vandallık yapmak değil elbette. İsyan dediğin insanca, mertçe ve
meşru vasıtalarla zalimin zalimliğine karşı bir haykırış ve zulmü durduracak
bir harekettir. Sözü fazla uzatmadan, o isyan da bir Müslüm şarkısıyla başlar
diyelim ve Süleyman Pekin Ağabey’le birlikte diğer değerli ağabeyim Yücel Alpay
diye meşhur “Müslüm” Alpay Demir’e de bir selam gönderip; sizlere ve bizlere de
yeni haftanın bolluk ve bereket getirmesini dileyerek yazıyı hitama erdirelim.
Vesselam.

Önceki İçerikTürk Demek Irkçılıktır
Sonraki İçerikKürşad İhtilali ( Türk İhtilali )
Avatar photo
1983 yılında Tokat Erbaa’da dünyaya geldi. İlk okulu Ankara’da, ortaokulu Bitlis Tatvan’da, Lise’yi Bursa’da okudu. 2001 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünü kazandı. 2003 yılında bu okulu terk edip Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. 2008 yılında bu okuldan mezun oldu. Yüksek lisansını 2019 yılında Gaziantep Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nde tamamladı. Halen Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde doktora eğitimini devam ettirmektedir. 2018 yılında siyasetle de ilgilenen yazar, 2019 yılında Kocaeli Aydınlar Ocağı’nın üyesi olmuş ve 2023 yılında Kocaeli Aydınlar Ocağı’nın başkanlığı görevine seçilmiştir. 2018 yılında bu yana Kocaeli’de köşe yazıları yazmakta ve yazıları Kocaeli’nin muhtelif yerel basın kuruluşlarının yanı sıra Kocaeli Aydınlar Ocağı web sitesinde yayınlanmaktadır. Yine 2018 yılından bu yana ülke genelinde barolarda eğitimler ve Kocaeli’de yerel STK’larda konferanslar vermektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır. ESERLERİ : A. YAYINLANMIŞ KİTAPLARI 1) Katılım Bankacılığı, Yetkin Yayınları, Ankara, 2020. 2) Tayyip Erdoğan Sonrası Türkiye, Melekler Yayıncılık, Kocaeli, 2020. 3) Türk’ün Ustalarla İmtihanı, Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılık, 2023. B. YAYINLANMIŞ AKADEMİK MAKALELERİ 1) Tahkim Sözleşmesinin Unsurları – Leges Hukuk Dergisi, Prof. Dr. Saim Üstündağ’a Vefa Andacı, Ekim 2020, Y:11, S: 130, s. 112-133. 2) Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Birleşmiş Milletler Antlaşması’na (Viyana Sözleşmesi / CISG) Göre Taşıma Halindeyken Satılan Mallara İlişkin Hasarın İntikali – Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler, Aristo Yayınevi, İstanbul 2021, s. 335-360. 3) Nama Yazılı Pay Senetleri Üzerinde Önalım, Alım, Geri Alım ve Öncelik Hakları - Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II, Aristo Yayınevi, İstanbul 2021, s. 1-59. 4) Faiz ve Vade Farkı Kavramlarının Hukuki Niteliklerinin Karşılaştırılması – Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler, Dora Basım, Bursa, 2021, s. 19-41. 5) Anonim Şirketlerde Payın ve Pay Senetlerinin Devri - Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler II, Dora Basım, Bursa, 2022, s. 313-336. 6) Limited Şirketlerde Pay Devri – Bilimsel Araştırmalar, Yetkin Yayınları, Ankara, 2023, s. 113-130. 7) Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmelerinde Yüklenicinin Temerrüdü Nedeniyle Sözleşmeden Dönme, Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Aralık 2023, S:28, s. 133-161.