Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “İstiklal Harbi’ni sevk ve idare eden Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni millete hizmet mücadelesinin kurmay aklı, merkez üssü ve lokomotifi” olarak nitelendirdi. Erdoğan, “Meclis’in bu misyonunu etkin şekilde yerine getirmesi halinde kazananın 86 milyon ve siyaset kurumu olacağını” da söyledi.
Erdoğan’ın TBMM’ye “kurmay akıl, merkez üssü ve lokomotif” rolünü atfetmesi gerçekten şaşırtıcı. Bu söylem kulağa ne kadar hoş ve asil gelse de, kurumsal gerçekliği örtmeye yetmiyor.
Erdoğan’ın yönettiği Türkiye’de TBMM’nin tamamen işlevsizleştiği ve etkinliğini kaybettiğine dair çok yazı yazdım.
Özellikle 2017 anayasa değişikliğinden bu yana Meclis’in geçirdiği yapısal ve işlevsel dönüşümü ve fiili uygulamaları inceleyerek Erdoğan’ın açıklamasındaki çelişkileri görebiliriz.
**********************************
Kanun Yapma Fabrikaları
Erdoğan’ın “lokomotif” olarak tanımladığı Meclis, yeni sistemle birlikte yasa yapmanın tek merkezi olmaktan çıkarıldı. Yürütme organı, Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri (CBK) yoluyla doğrudan yasa gücünde düzenleme yapma yetkisine kavuştu ve yasamanın alanına ortak oldu. Birçok temel idari yapı ve düzenleme Meclis baypas edilerek kurulmuştur.
Resmî Gazete ve TBMM verilerine göre, sistem yürürlüğe girdiğinden beri çıkarılan CBK sayısı, (uluslararası sözleşmeler dışındaki) Meclis’in kabul ettiği kanun sayısını bir çok dönemde aştı. Bazen tek bir CB kararnamesiyle yüzlerce madde düzenleniyor.
Geriye kalan yasama faaliyeti ise, birbiriyle alakasız onlarca maddenin aynı pakete doldurulduğu “TORBA YASA” pratiğine kurban edildi. Saray’da hazırlanan ve komisyonların uzmanlığı, muhalefetin ve sivil toplumun görüşleri baypas edilerek, önlerine getirilen metinleri hızla onaylayan bir Meclis mekanizması inşa edildi.
Üstelik, memleketin en hayati ve yüzlerce sayfalık kanun teklifleri tartışılırken halkın temsilcilerine kürsüde sadece 2 dakikalık süreler veriliyor.
Meclis, akıl yürüten ve derinlemesine tartışan bir merkez olmaktan çıkarıldı.
Milletvekillerinin önemli bir kesimi neye oy verdiğini bile bilmeden Meclis grup başkanvekilinin işaretine göre el kaldırıp indiriyor. Bunlar için “noterlik” kavramı bile iltifat olur. Çünkü noterler en azından belgeleri inceler ve neyi tasdik ettiklerini bilerek imzalarlar.
**********************************
Hesap Soramayan, Denetleyemeyen Bir Parlamento
Bir parlamentonun “kurmay akıl” olabilmesi, onun yürütmeyi denetleme ve hesap sorabilme gücüyle ölçülür. Oysa mevcut sistem, Meclis’in denetim reflekslerini bilinçli bir şekilde köreltti.
Bakanların Meclis önünde hesap vermesini sağlayan en etkili araç olan gensoru mekanizması kaldırıldı. Milletvekillerinin bakanlara doğrudan soru sormasını sağlayan sözlü soru hakkı yok edildi.
Geriye kalan tek denetim aracı olan yazılı soru önergeleri ise bakanlıklar tarafından ya tamamen cevapsız bırakılıyor ya da basma kalıp açıklama(ma)lar ile geçiştiriliyor.
Demokrasilerin çıkış noktası olan “bütçe hakkı” bile Meclis’in elinden alındı; parlamento bütçeyi reddetse dahi hükümet düşmüyor ve eski bütçe yeniden değerleme oranıyla yürürlüğe giriyor.
**********************************
Yargı Sopası ve Milletvekili Transferleri
Erdoğan “Meclis’in bu misyonunu (kurmay akıl, merkez üssü ve lokomotif olma rolünü) etkin şekilde yerine getirmesi halinde 86 milyonun kazanacağını” söylüyor. Bu çok doğru bir söz. Ancak uygulamada o 86 milyonun sandığa yansıttığı irade, bizzat iktidar eliyle, her gün farklı bir biçimde hırpalanıyor.
Muhalif milletvekillerinin dokunulmazlıkları sistematik biçimde kaldırılarak üzerlerinde bir yargı sopası sallandırılıyor. Fezlekesi olmayan muhalif milletvekili kalmadı gibi. Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen seçilmiş milletvekilleri hapislerde tutuluyor, vekillikleri düşürülüyor.
Diğer taraftan, halkın tamamen zıt bir siyasi programı ve muhalif duruşu savunması için seçip Meclis’e gönderdiği milletvekilleri, kapalı kapılar ardındaki siyasi ikbal pazarlıklarıyla iktidar blokuna transfer ediliyor.
Seçmen iradesini açıkça gasp eden bu vekil borsası ve transferler, parlamentonun ahlaki meşruiyetini halkın gözünde zedeliyor.
**********************************
Mecliste Siyasi Vesayet ve Hayalet Vekil Skandalları
Meclis’in kendi içindeki iradesi de vesayet altında. Anayasa gereği gizli yapılması gereken kritik oylamalarda, milletvekillerinin parti baskısından korkmadan özgürce oy kullanabilmesi gerekir.
Ancak iktidar vekillerinin pullarını parti yöneticilerine göstererek kabin dışında oy kullandığı, sandığa atılmayan ret kağıtlarının toplandığı görüntüler hafızalardaki yerini koruyor.
Milletvekilinin kendi partisine karşı bile özgür iradesini koruyamadığı, anayasanın açık hükmünün çiğnendiği bir parlamento nasıl “bağımsız bir kurmay akıl” olabilir? Bu uygulama, Meclis’i genel merkezlerin birer “noterliği” konumuna indirger.
Kurumsal ve ahlaki çürümenin ulaştığı en uç nokta ise geçtiğimiz günlerde İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez tarafından Meclis kürsüsünden ifşa edildi.
Kritik kanun teklifleri görüşülürken Genel Kurul salonunun bomboş olmasına rağmen, iktidar sıralarından orada bulunmayan “hayalet vekiller” adına sahte oy ve imza pusulaları gönderildiği ortaya çıktı. Bu skandal, milletin meclisinde yasa yapım sürecinin nasıl bir tiyatroya dönüştürüldüğünün göstergesidir.
**********************************
Parlak Söylem Gerçeğin Karanlığını Örtmez
Yeter sayıda milletvekili yokken, sahte pusulalarla karar çıkarılan, seçilmiş vekilleri hapiste tutulan ya da yargıyla tehdit edilen, kürsüsü 2 dakikayla kısıtlanmış ve bütçe hakkı elinden alınmış bir Meclis, 86 milyonun, MİLLİ İRADENİN lokomotifi olamaz.
Erdoğan’ın tarif ettiği o şanlı Meclis mirası, maalesef bizzat kendi elleriyle kurdukları bu sistemin ve pratiklerin altında can çekişmektedir.
Cumhurbaşkanı’nın konuşmasında tasvir ettiği Meclis ile bugün fiilen işleyen Meclis aynı kurum değildir.
“İstiklal Harbi’ni sevk ve idare eden Meclis” milli iradenin merkeziydi.
Bugünkü TBMM, milli iradenin yansıması olmaktan hızla uzaklaştırılarak yürütmenin önüne koyduğu her metni tasdik etmekle görevli bir “yürütme noterliğine” dönüştürülmüştür.


