12.8 C
Kocaeli
Pazartesi, Haziran 1, 2026
Ana SayfaGüncelTürkiye Uçuyor, Yolcular Uykuda

Türkiye Uçuyor, Yolcular Uykuda

Bundan üç yıl kadar önce, 31 Ağustos 2023’te, Türkiye’nin durumunu bir uçak metaforu üzerinden anlatmıştım. Seçimlerin hemen ardından ekonomide ve siyasette yaşanan şiddetli sarsıntılar üzerine kaleme aldığım yazının bugün maalesef hiç “eskimediğini” görüyorum. Uçağın rotasında, türbülansın şiddetinde ve yolcuların psikolojisinde değişen şeyler var elbet; ancak temel sorunlar yerli yerinde duruyor. Üç yıl önce yaptığım bu “uçuş değerlendirmesini” hatırlatıyor ve uçağın bugünkü rotası ve irtifasına dair birkaç yeni notu ise yazının sonunda sunuyorum.

****

Havacılık konusunda yazı ve programlarıyla tanıdığımız Güntay Şimşek, Habertürk’teki yazısında, “uçağa bindiğinizde neden uykunuz gelir?” sorusunun cevaplarını veriyor.

Gerçekten “yolculuk öncesi iyi bir şekilde uykunuzu almanıza rağmen, henüz rutin uyku saatinize de epeyce zaman varken” bile çoğu zaman uçakta uykunuz gelir. Güntay Şimşek bunun sebeplerini şöyle açıklıyor:

  • İlk ve en önemli sebep “düşen kabin basıncı.” Düşük kabin basıncı uykunuzu getirir.

“Pilotlar bazı hava muhalefeti durumunda uçakların irtifasını sert bir şekilde düşürüyor. Özellikle son dönemlerde yaşanan küresel ısınmadan kaynaklanan türbülanslar pilotları bu duruma sevk etmeye başladı. Pilotlar uçuş güvenliği için bunu yaparken bu durumda yolcuların içi çekiliyor ve uykuları geliyor. İrtifa düşüşlerinde de uykunuz gelebilir.”

  • Yolcuların uykusunu getiren başka bir sebep ise uçuş yönünün güneşin doğuşu yönünde olması imiş. “Cam kenarında, güneşin geldiği taraftaysanız mayışıp uyur kalırsınız.”
  • Uçakların bazen “koltuklarının tasarımı, renk uyumu ve kabin içi atmosferi o kadar rahat olabilir ki” yolcuları adeta uykuya davet eder.
  • Eğer uzun uçuşlar öncesi uykunuzu almadan uçağa bindiyseniz daha çok uyuyabilirsiniz.
  • Korku veya hastalık gibi sebeplerle, yolculuğa başlamadan uyku ilacı aldıysanız, yine uzun süreli bir yolculuğun çoğunu uykuda geçirerek daha rahat ve konforlu bir yolculuk yapabilirsiniz.

****

Bu havacılık bilgilerini okudukça benim aklıma “Türkiye uçuyor” sloganı ve bu sloganla avutulan kitleler geliyor.

Bir kesim Türkiye’nin uçtuğuna ve konforlu bir yolculuk yaptığına inanıyor.

Bir başka kesim ise, “Türkiye uçuyor” sloganının bir safsata olduğuna ve uçuyorsak bunun bir uçurumdan aşağı uçuş olduğuna inanıyor.

Türkiye uçağının kaptan pilotu “uçuyoruz” anonsları yapıyor.

Tamam uçuyoruz ama nasıl, hangi şartlarda ve nereye kadar?

*******************************

Türkiye Uçağında Yaşanan Sorunlar

Türkiye uçağında çok ciddi sorunlar yaşanmakta:

  1. Uçak çok şiddetli türbülanslar içinde uçuyor ve zaman zaman ani sert irtifa kayıpları yaşıyor. Kaptan pilotun daha önce hiç denenmemiş manevralarıyla uçak sık sık savruluyor, yön değiştiriyor.
  2. Diğer taraftan uçağın yakıtı bitmek üzere. En yakın havalimanına gidebilmesi mümkün ama o yabancı havalimanı ile irtibat ve güven sorunları yaşanmakta. Kaptan pilot bu bilgileri yolcularla paylaşmıyor.
  3. Uçak sağ salim en yakın yabancı havalimanına indirilmeden yakıt ikmalinin mümkün olmadığı anlaşıldı. Bunu gören kaptan pilot uçağı en yakın yabancı havalimanına indirip, yakıt ikmali yapması için eski yardımcı pilota (Mehmet Şimşek’e) kokpiti devretmek zorunda kaldı.
  4. Uçakta iki bölüm var. Birinci bölümdeki yolcuların “koltuklarının tasarımı, renk uyumu ve kabin içi atmosferi çok rahatlatıcı.” Yemek ve içecek servisleri harika. Bu bölümdeki yolcuların yeme içme dışındaki zamanlarda konforlu bir uyku içerisinde seyahat ettikleri için türbülanslardan ve tehlikelerden habersiz huzur içinde uykularına ve yolculuklarına devam etmekteler. Bunların uçaktan ve kaptan pilottan hiç şikayetleri yok.

Ancak uçağın diğer bölümündeki yolcuların koltukları rahatsız, kabin içi atmosferi kötü ve yemekler bu bölümdeki yolcuların alamayacağı kadar yüksek fiyatla satılmaktadır. Türbülanslar sırasında bu yolcular şiddetle sarsılmaktalar.

Fakat bu yolcuların bir kısmı ani irtifa kaybı ve düşük kabin basıncı sebebiyle adeta içleri çekilmiş ve uykuya dalmış durumda.

Uçağın uçuş yönü sürekli doğuya doğru olduğundan, cam kenarındaki güneşin geldiği yöne bakan yolcular da mayışıp uyumuş durumdalar. Bu uyuyan yolcular da yaşanan olumsuzlukların farkında değiller.

  • Yolculuk başlamadan kendilerine uyku ilacı içirilen yolcular da olan bitenden habersiz uykularına devam etmekteler.
  • İkinci bölümdeki yolcuların diğer kısmı ise (bunlar tüm yolcuların %48’i kadardır) yaşanan sarsıntılar ve uçağın şiddetli manevralarının yarattığı korku yüzünden bir türlü uyuyamamaktalar. Beti benzi solmuş, endişe ve korku içinde beklemekteler.

*******************************

2026 Güncellemesi: Uçuşta Son Durum

Türkiye uçağının güncel durumuna dair seyir defterine şu notları eklemek zorundayım:

Sarsıntıdan uyananlar artıyor. 2023’te uyanık olan ve sarsıntıları tüm dehşetiyle hisseden yüzde 48’lik kesim, geçen süre zarfında yalnız kalmadı. (2024 Yerel Seçimleri ve sonrasında derinleşen ekonomik buhran sebebiyle) Cam kenarında uyuyan veya uçuş öncesi “uyku ilacı” verilen yolcuların bir kısmını da uyandı.

Türbülans o kadar şiddetlendi ki, en konforlu koltuklarda oturanlar hariç, artık kimsenin deliksiz bir uyku çekme şansı kalmadı. Uyanan yolcuların gözlerindeki mahmurluk yerini yavaş yavaş endişe, öfke ve sorgulamaya bırakıyor.

Kaptan pilot hala “Uçuyoruz, rekor kırıyoruz” anonsları yapmaya devam ediyor. Ancak türbülansın şiddetinden dolayı uçağın gövdesinden gelen “metal yorgunluğu” sesleri, artık kokpitten gelen anonsların sesini bastırmaya başladı.

Uyanan yolcuların umut bağladığı, yeni bir rota çizmeyi vadeden “alternatif uçuş ekibine” karşı düğmeye basıldı. Kaptan pilot, “tek çare” olarak kalabilmek uğruna, uçuş kurallarını hiçe sayarak yedek mürettebatı (Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel’i) paraşütsüz aşağı atıyor.

****

Türkiye uçağının sevgili yolcuları…

Siz bu uçağın içinde bütün türbülans ve tehlikelere rağmen uyku içindeyseniz ve konforlu bir yolculuk rüyası görmekte iseniz, ne mutlu size…

Bu sert yolculukta -benim gibi- bir türlü uyuyamamış ve olan bitenin farkında olan yolculardansanız, hepimize Allah kolaylık versin.

Ruhittin sönmez
Ruhittin sönmez
Ruhittin Sönmez 1956 Bucak/ Burdur doğumludur. 1980’den itibaren Kocaeli’de yaşamaktadır. EĞİTİM: İlkokul, orta okul ve lise eğitimlerini Bucak’ta yaptı. 1973’te İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi - Kimya Yüksek Mühendisliğinden ve 1995 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. İŞ HAYATI: 1978-1980 Akyazı/Sakarya Yonca Süt Fabrikası İşletme ve Laboratuvar Şefi 1980-1995 Petkim A.Ş. Yarımca Kompleksi (İşletme Mühendisi, İşletme Şefi, Başmühendis.) 1995-2001 Satış Müdür Muavini 2001’de 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı Kauçuk Ürünleri Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Başkanlığı yaptı. 2001-2004 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdür Yrd. 2004 - 01.02.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdürü. 01.02.2007 - 30.09.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi İnsan Kaynakları Müdürü. 01.01.2008 - 30.10.2008 Yantaş Yavuzlar Plastik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı. 03.03.2010’den itibaren Serbest Avukat 2018’den itibaren Arabulucu Sosyal Faaliyetler: Yaklaşık 16 yıl Türk Sanat Müziği korolarında korist olarak çalıştı. (İstanbul Üniversitesi Korosu, Kubbealtı Musiki Cemiyeti ve Tüpraş Türk Sanat Müziği Grubu) 250 Mühendis üyesi bulunan Petkim Mühendisler Derneği'nde 4 yıl başkanlık yaptı. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nda Başkan Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi ve 7 yıl Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptı. 2001-2002 yıllarında Kocaeli TV' de "Geniş Açı" adlı siyasi, sosyal, kültürel tartışmaların yapıldığı programın yapımcılığı ve sunuculuğunu yaptı. Ocak 2023’ten itibaren aynı programı noktaTV’de devam ettirmektedir. Halen Kocaeli Gazetesinde haftada 2 gün köşe yazısı yayınlanmaktadır. Bu yazıların tamamı kocaeliaydinlarocagi.org.tr sitesinde yer almaktadır.

Seçtiklerimiz

spot_img