Amman’da Türkiye Örneği

50

 

Geçtiğimiz yılın son Cumartesi günü, Ürdün’ün başkenti Amman’da “Geçmişten ‎Geleceğe Türk Arap İlişkileri” konulu bir çalıştay düzenlendi. Çalıştayın akademik ‎ortaklarından birisi Türkiye’nin önemli düşünce kuruluşlarından olan, Stratejik ‎Düşünce Enstitüsüydü. Diğeri Ürdün’de Türkiye üzerine araştırma dosyaları hazırlamakla ‎tanınan ve bu alanda daha önce de çeşitli ilmi toplantılar düzenleyen Münteda Fikri’l-‎Arabi adlı kuruluştu.

Çalıştaya Türkiye’den ve Ürdün’den konunun uzmanı bir çok ‎politikacı ve bilim adamı katıldı. Arapların Türkçe öğrenmesi, Türk filmleri, Türkiye ‎demokrasisinin örnekliği, Karşılıklı ön yargılar, Ticari ve sınai ilişkiler, Üniversiteler ‎arası işbirliği, Öğrenci ve öğretim üyesi değişimi programları, Ortak tarihi kaynaklar ve ‎Kültür varlıkları enine boyuna tartışıldı. Bu tartışmaların ayrıntılarına bu yazıda ‎girmeyeceğim. Bu yazıda çoğu politikacı, yönetici ve bilim adamı olan Arap ‎katılımcılardan iki tanesinin, Başbakan Tayyib Erdoğan hakkındaki kanaatleri ve ona ‎duydukları hayranlık üzerinde duracağım. ‎

Yermuk Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Fayiz Khasamene “El-Münteda” adlı ‎dergide Türkiye ile ilgili olarak hazırladığı dosyada Türk mucizesi kavramını ‎kullanmaktadır. Türkiye’nin son yıllardaki başarısını uzun zamandan beri gücünü ‎yitirmiş olan İslam medeniyetinin yeniden doğuşu olarak yorumlamaktadır. Başbakan ‎Tayyip Erdoğan ve ekibinin yitirilmiş umutları yeniden canlandırdıklarını ‎ifade etmektedir. İslam medeniyetinin düştüğü yerden kalktığını söyledi. ‎Arapların Türkiye demokrasisi üzerinde ayrıntılı çalışmalar yapması gerektiğini özetle ‎belirtti. Türklerin modern çağda, Batı medeniyetine karşı, İslamın umudu olacak tarzda ‎önemli başarılar gerçekleştirdiğini ifade etti.‎

Ürdün’ün Sabık Enformasyon Bakanı Dr. Nebil Şerif, Araplarla Türkler arasındaki ‎kültürel münasebetler üstünde durdu. Dr. Nebil bir Türk mucizesinin gerçekleşmekte ‎olduğunu belirtirken, bu Türk Hareketi’nin Araplar üzerinde çok önemli etkiler ‎bıraktığını belirtti. Bir zamanlar umutlarını, Cemal Abdunnasır’a, Saddam Hüseyin’e, ‎Baas Hareketine ve İmam Humeyni’ye bağlayan Arapların; şimdilerde Türkiye’nin ‎Başbakanı Sayın Recep Tayyib Erdoğan’a bağlandıklarını yine daha önce yayınladığı ‎bir makalesinden atıflar yaparak dile getirdi. Dr. Nebil, “Arapların Üzerindeki Türk ‎Etkisi” adlı makalesinde, biraz da hayıflanarak Arapların kendi aralarında bir kurtarıcı ‎ çıkarmadıklarına yanmakta, ancak Arap gençlerinin; Türkiye’

 

yi ve Türkiye’nin ‎başbakanını kendileri için, örnek alınacak bir kurtarıcı olarak gördüklerini de ‎belirtmektedir. ‎

Türkiye örneğinin ekonomik ve demokratik yönlerini ve Başbakan Sayın Erdoğan’ın ‎yeni kuşak Arap hareketi üzerindeki etkisini, Ürdünlü diğer hatipler de ayrıntılı olarak ‎anlattı. İşin tuhaf tarafına gelince; bir Türk mucizesinden bahseden bu Arap aydınların ‎tümü, Türkiye ile Arap toplumları arasında kültürel münasebetlerin eksik olduğunu ‎belirttiler. Ne Türkler yeterince Arapça biliyor, ne de Araplar Türkçe biliyor. Türkçenin ‎en azında yeni kuşak Araplar tarafından konuşulabilir bir dil haline getirilmesi için, her ‎iki tarafında yapması gereken çok önemli faaliyetler var. Toplantının kapanış ‎konuşmasında Stratejik Düşünce Enstitüsü başkanı Yasin Aktay, bu durumu açıkça ‎deklere etti. Arap katılımcılar ise, dil barajının aşılması için Arap ülkelerinin daha çok ‎çaba sarf etmesi gerektiğini söylediler.