26.6 C
Kocaeli
Cuma, Haziran 12, 2026
Ana SayfaDin ve AhlâkHizmet ve Lezzet

Hizmet ve Lezzet

Amel ve çalışmaktaki lezzet ve saadeti bilmeyen insan!

Allah’ın, tam bir ikram ediciliğinden ötürü;

Hizmet, amel ve çalışmanın mükâfat ve karşılığını,

Hizmet ve amelin içine koyduğundan da habersizdir. Bu sırdan dolayıdır ki,

Mevcudat ve varlıklar; hatta bir bakışa göre, camidat;

Cansızlar, ruhsuz, sert ve katı maddeler;

Allah’ın yaratma içeren emirler denilen hususî vazife ve görevlerine,

Terbiye ve idare kanunlarına, tam bir istekle

Ve bir çeşit lezzet alarak, tamamen uyarlar. Arı, sinek ve tavuktan tutun,

Tâ güneş ve aya kadar her şey; tam bir lezzet alarak görevlerini yerine getiriyorlar.

Hizmetlerinde bir lezzet alış var ki,

Akılları olmadığı, akıbet ve sonuçları düşünmeden

Tam manasıyla vazife ve görevlerini yerine getiriyorlar.

Evet, hayat sahibi canlılarda lezzet alış vardır.

Ya cansız varlıklarda zevk ve lezzete varış var mıdır? Denirse:

Cansız varlıklar kendi hesaplarına değil,

Onlarda tecelli eden / görünen Allah’ın isimleri hesabına;

Bir şeref, bir makam, bir kemal, bir güzellik ve bir intizam / bir düzen istiyor ve arıyorlar.

İşte o yaratılıştan gelen vazifelerini yerine getirmeleriyle,

Nurü’l-Envar / Nurların Nuru olan Allah’ın isimlerine

Birer ayna hükmüne geçtiklerinden nurlanıp, yükseklik kazanıyorlar.

Nasıl ki, bir damla su, ufacık bir cam parçası;

Kendisi ışıksız, önemsiz iken; saf kalbiyle yüzünü güneşe çevirse;

O önemsiz, ziyasız damla ve cam parçası;

Güneşin bir çeşit arşı olup, insanın yüzüne de gülümser.

İşte bu misal ve örnek gibi, zerre, atom ve varlıklar;

Mutlak bir güzellik ve tam bir mükemmellik sahibi olan

Sonsuz haşmet sahibi Allah’ın isimlerine vazife-perverlik cihetinde ayna olmalarıyla;

O damla ve zerrecik; cam gibi gayet aşağı bir dereceden,

Son derece yüksek bir zuhura ve parıltılı bir seviyeye çıkıyorlar.

Madem vazife icabı, gayet parlak ve büyük bir makama çıkmakla,

Lezzet almaları mümkün oluyor. Yani umumî / genel hayattan hissedar olup,

Pay sahibi iseler “Tam bir lezzetle o görevleri yapıyorlar.” denilebilir.

Nitekim, insanın aza ve duygularının gördükleri hizmetlere bakılacak olursa;

Her birinin şahsî bekası, türünün bekası için ettikleri hizmetlerinden

Ayrı ayrı lezzet aldıkları anlaşılır.

Hizmetin kendisi onlara bir tad alma ve hoşlanma hükmüne geçiyor.

Hatta hizmeti terk etmek, o uzvun bir çeşit azabıdır. Buna delil:

Yavrulu tavuk gibi hayvanların vazifelerinde gösterdikleri

Fedakârca ve mertçesine aldıkları vaziyetlerdir ki,

Horoz aç olduğu halde, tavukları kendine tercih edip, bulduğu rızka onları çağırmasıdır.

Yemez, onlara yedirir. Şevk, iftihar ve lezzet alarak, o vazifeyi gördüğü çok görülür.

Demek o hizmette, yemekten ziyade bir lezzet var.

Hem küçük yavrularına çobanlık eden tavuk dahi,

Yavrularının hatırı için ruhunu feda eder, ite atılır.

Kendini aç bırakıp onları doyurur.

Demek o hizmetten öyle bir lezzet alır ki,

Açlık acısına ve ölmek elemine üstün gelir.

Muhsin Bozkurt
Muhsin Bozkurt
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.

Seçtiklerimiz

spot_img