21.6 C
Kocaeli
Cumartesi, Haziran 13, 2026
Ana SayfaÖne ÇıkanlarHicri Yeni Yıla Girerken

Hicri Yeni Yıla Girerken

Hicret diye adlandırılan bu hayati konuyu irdeleyebildiğimiz kadarıyla görüyoruz ki;
İnsanoğlu yüz binlerce yıl imansız yaşadı ama akılsız yaşayamadı. Aklını kullanmasını bilmeyen insan toplulukları yok olup gittiler. Özellikle de yöneticiler, halkı elde tutabilmek için akılı dışlayıp imana sarıldıklarında felakete davetiye çıkarmış oldular.
Burada, iman adı altında akıl ve adaletten uzak putperestliği bir sömürü aracı olarak kullanıp halkı sömüren Mekke’nin elit aşiretlerine karşı Hz. Peygamberin verdiği nitelikli mücadeleden bahsediyoruz.
Şirk denen putperestliği reddederek Yüce Yaratıcıya doğrudan iman etme özgürlüğünü vurgulayan Hz. Peygamberin verdiği nitelikli savaşın esası, Mekkeli müşriklerin haksız kazanç kapılarının da kapatılması olacaktı.
Zulmün kol gezdiği, avamda aile hayatının yerlerde süründüğü, kadının alınıp satıldığı, köleliğin ve cariyeliğin tavan yaptığı, kız çocuklarının diri diri gömüldüğü, insani ve ahlaki değerlerin dibe vurduğu bir toplumda, Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimizin, bu toplumu dönüştürmesi, özellikle aile hayatını disiplinize etmek, insanlığı aydınlatıcı insanî erdemlerden ve kulluk bilincinden uzaklaşmış cahiliye toplumunu karanlık dehlizlerden kurtarmakla görevlendirilmişti.
Mekkeli müşrikler, kendilerine bir şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilen Merhamet Peygamberine akla hayale gelmedik baskı ve zulmü reva gördüler. Ona kucak açmak, onunla yeniden kendilerine gelmek yerine onu dışladılar, Onun hayatına kastettiler.
*
Hicret olayı İslâm tarihinde şerefli bir yolculuğun adıdır, keyfi bir göçü değil, hakkın ve hakikatin yeryüzüne hâkim olması için imkân arayışını simgeler. Hicret; Allah’a imanın, sadakat ve teslimiyetin, sabır ve sebatın göstergesidir. Hicret; Allah’ın rızası, insanlığın huzur ve barışı için sahip olduğu her şeyden vazgeçen fedakâr bir muhacirin, kendisine kucak açan cömert bir ensara kavuşmasıdır. Kur’an-ı Kerim’de bu zahmetli ve bereketli yolculuğun kardeş kıldığı muhacir ve ensar şöyle müjdelenir: “İslâm’ı ilk önce kabul eden muhacirler ve ensar ile iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır’’.
*
İslam’ı yayma ve yaşama imkânı kalmadığını gören Peygamberimiz önce sahabeden bazılarını gönderdi, sonra da kendisi gitti fedakâr insanların şehri Medine’ye. İşte Allah Resulü ve ashabının bu kutlu yolculuğunun adı hicrettir. Bu hicret, sıradan bir göç değildir.

1447. yılını idrak ettiğimiz hicret, Hz. Ömer döneminde takvim başlangıcı kabul edilmiştir, Müslümanlar için bir milattır. Hicretle beraber İslam’ın yüksek hakikatleri Medine’den bütün yeryüzüne dalga dalga yayılmaya başlamıştır. Hicret, Müslümanlar için birçok dersler içermektedir. Her şeyden önce bu hicret, bir kaçış değil, yüce değerlerin yeryüzünde neşv-ü nemâ bulması için girişilen kutlu bir yolculuktur. Hicret; şiddetten merhamete, esaretten özgürlüğe gidişin adıdır. Allah’a itaatin, sadece O’na kul olmanın göstergesidir. Hicret, İslam davası uğruna anadan, babadan, evlattan hatta candan vazgeçişin, ibretli ve meşakkatli kıssasıdır. Hicret, yârını, diyârını, malını-mülkünü Allah için göz kırpmadan terk eden Muhacir ve onları bağırlarına basan Ensârın destanıdır.
Bu destanda fedakârlık, kardeşlik, ahde vefa, birlik ve beraberlik, sevgi, saygı, paylaşma ve kucaklaşma vardır.
Hicret, insanlık onurunu zedeleyen her türlü süflî duygu ve emellere sırt çevirmektir. Ulvî değerler uğruna mücadele etmektir. Hicret; Hak, hakikat ve ahlak yolunda ilerlemektir. Yüce Mevlâ’nın yarattığı tertemiz fıtratımızı muhafaza edebilmektir. Şirkten, küfürden, nifaktan uzak durup aklı önceleyen adaleti benimseyen imana sahip olmaktır.
Hicret ahlakına sahip olmanın ölçüsü Allah’a kul, Resulüne ümmet olma bilinciyle, yeryüzünde iyiliğin hâkim olması için gayret göstermektir. Sevgi, saygı, paylaşma, yardımlaşma duygusuyla, samimiyetle kardeşine, milletine, değerlerine gönülden bağlı olmaktır.
*
Özetlersek; Hicret, yalnızca bir yerden başka bir yere göç etmek değildir. Hicret, Allah ve Resulünün rızasını her şeyden üstün tutma idealidir. Hakka yönelmenin ve hakikate sımsıkı bağlanmanın gayretidir. Nefsin gayr-ı meşru istek ve arzularından, şeytanın bitmek bilmeyen vesveselerinden uzaklaşıp salih ameller ve güzel ahlakla dolu bir ömür geçirme azmidir. Hicret, hata ve günahlardan tövbe edip Yüce Rabbimizin engin rahmet ve mağfiretine sığınma çabasıdır. Haramlardan helallere, kötülüklerden iyiliklere doğru adım atma kararlılığıdır. Hz Peygamber “Müslüman, elinden ve dilinden diğer Müslümanların zarar görmediği kişidir. Muhacir ise, Allah’ın yasaklarını terk eden kimsedir” buyurarak bu hususa dikkatlerimizi çekmektedir.
Ne mutlu hayat yolculuğunu kutlu bir hicrete dönüştürebilenlere! Ne mutlu bu hicretin sonunda Allah’ın rızasına ulaşabilenlere!

    Ali Kemal Gül
    Ali Kemal Gül
    Kimya Mühendisi - Eğitimci
    Önceki İçerik

    Seçtiklerimiz

    spot_img