Allah’la Barışmak

251

Allah’ım, biz millet olarak çok büyük günahlar işledik.

Çok büyük suçlara ya iştirak ederek ya da sessiz kalarak ortak olduk.

Seni kullanarak bizi aldatan ikiyüzlü, iki tipli, iki karakterli, iki ruhlu, iki meşrepli kimselere inandık, arkalarından gittik, destek verdik.

Senin Kitab’ında yazan hemen hemen her günahı ve kul yapımı Türk Ceza Kanunu’nda yazan istisnasız her suçu işleyen bir güruha millet olarak “Eyvallah!” dedik. Eylemlerine ceza vermek yerine karşılarında esas duruşa geçtik, daha da beteri destek verdik.

11 yaşındaki çocuk mitinge katıldı diye aylarca hastanede yattıktan sonra canını teslim etti. Biz bu 11 yaşındaki çocuğa “terörist” dedik, bu çocuğu da bu çocuğun acılı anne babasını da miting meydanlarında yuhaladık.

Kendilerine bir gelecek kurmak, hayatlarını kazanmak için okuyan, emek sarf eden, çalışan, çabalayan gençlerin hakkını yedik. Bu gençlerin hak ettikleri yerlere gelmemeleri için, onların hak ettiği yerleri hak etmeyen “eşe dosta” dağıttık. Gençlerimizin bu ülkeye dair hayallerini yıktık, ümitlerini yerle bir ettik, ülkeye aidiyet duygularını ortadan kaldırdık. Bu yapılan haksızlığa en ufak bir ses çıkarmadık, itiraz etmedik, aksine taraftar olduk. “Bir şey olabilmenin” yolunu emekte gayrette değil birilerine yakınlıkta görmeye başladık.

Helal parasıyla ticaret yapan insanlara ticaret hayatını dar ettik. Devletin kasasından birilerini zengin ettik. Ticaret meydanını devletin kasasından zenginleştirdiğimiz kimselere bıraktık. Bu yapılan haksızlığa da dur demedik aksine buna da taraftar olduk.

On binlerce insanı şucu bucu diye yafta takarak haksız yere mesleğinden ekmeğinden ettik, cezaevlerine gönderdik, malvarlıklarına çöktük. Kiminin aklını, kiminin canını kaybetmesine neden olduk. Haksızlık yapıldığını bile bile, göre göre haksızlığa alkış tuttuk, taraftar olduk.

Resmi kurumlarımız hatta bir kısım yargı organlarımız niteliklerini, fonksiyonlarını tamamen yitirdiler. Kanunları uygulamayan, üst mahkeme kararlarını uygulamayan, insanlara yargı eliyle zulmeden, hukuku kulak ardı edip talimatla karar verir oldular. Bu halleriyle adeta giyotin haline geldiler. Bizler buna karşı çıkmadığımız gibi yapılan haksızlıklara destek verdik.

Ülkemizi çocuklarımız için yaşanamaz hale getirdik.

Velhasıl Allah’ım biz millet olarak sana sırt çevirdik, yoldan çıktık, adaletten saptık, haram lokmaya temenna eder olduk, doğruyu yanlış yanlışı doğru görür hale geldik.

O kadar çok kul hakkına girdik ki, yaptığımız ettiğimiz zulümler senin tarihte daha önce helak ettiğin kavimlerin yapıp ettiği zulümleri geçti. Biz helakı hak eden bir kavim haline geldik.

Aslında sen gönderdiğin bazı işaretlerle bizi ikaz ettin ve etmeye devam ediyorsun.

Bazen bizim enflasyon dediğimiz hayat pahalılığıyla ikaz ediyorsun, bazen kamu hizmetlerinin sürüncemede kalmasıyla ikaz ediyorsun, bazen içinde bu vatanın nice yiğit ana kuzularını taşıyan şanlı bayrağımıza sarılı tabutlarla ikaz ediyorsun, bazen depremle ikaz ediyorsun, bazen toplumda infial uyandıracak başka başka olaylarla ikaz ediyorsun. Ama bizde bu ikazları anlayacak akıl da irfan da kalmadı Allah’ım.

Ey sonsuz küçüklükte ve sonsuz sıcaklıkta bir noktayı patlatarak içinde bulunduğumuz ve bize sonsuz gibi gelen Evren’i yaratan ve onu genişleten ve genişletmeye devam eden Allah’ım!

Ey Evren’in içinde bulunduğu ve genişlediği “şeyi” ve o Evren’in içinde bulunduğu “şeyin” içinde bulunan başka Evrenleri yaratan Allah’ım!

Ey Evren’in içinde bulunduğu “şeyin” içinde bulunduğu ve bizim tariften aciz olduğumuz o daha büyük “şeyi” ve o daha büyük şeyin de içinde olduğu daha da büyük şeyi ve böylece belki de sonsuza kadar giden çok daha büyük şeyleri yaratan Allah’ım!

Senin bunca büyüklüğün ve azametin karşısında küçük yaşayan, küçük hesapların peşinde koşan, insana yakışmayacak küçüklükler yapan bizleri affet.

Biz bugün millet olarak köşeye feci sıkıştık. Kurtulmak için başvurabileceğimiz her kapıyı her çareyi zorladık. Çare diye bir kısım insanların peşinden gittik ama peşinden gittiğimiz insanlar daha büyük problemlere açılan kapılar oldular sadece. Biz problem çözme amacıyla çırpındıkça, debelendikçe daha büyük problemlerin içine yuvarlandık. Kurtuluş çareleriyle aramıza aşmaktan aciz olduğumuz demirden dağlar girdi adeta.

Bugün millet olarak bizim müracaat edebileceğimiz Sen’den başka bir merci, Sen’den başka bir makam kalmadı. Sen’den başka çaremiz de yok. Bize kulak verecek ve sahip çıkacak Sen’den başka kimse yok.

Burada milletim adına, milletçe işlediğimiz tüm suçlarımızı ikrar ve itiraf ediyorum. Sana sırtımızı döndüğümüzü, yoldan çıktığımızı, adaletten saptığımızı, doğruyla yanlışı birbiriyle karıştırır hale geldiğimizi, hatta doğruyu yanlış yanlışı doğru olarak kabul ettiğimizi, aklımızı bir kenara bıraktığımızı, iş – makam – para – başarı – ihale vs. adı ne olursa olsun belli bir emekle helal yoldan elde edilmesi gereken her şeye haram yollardan göz diktiğimizi ikrar ve itiraf ediyorum. Bu saydığım suçları işleyerek başımıza gelen her kötülüğü fazlasıyla hak ettiğimizi de kabul ediyorum.

Ama bir kez daha, Sen’in o sınırsız büyüklüğüne sığınıyor ve her ne kadar millet olarak sana sırtımızı dönmüş olsak da önce bizimle barışmanı, sonra da bizim aklımızı başımıza getirmeni, gerçeği bütün çıplaklığıyla bu millete göstermeni ve sonra da içinde bulunduğumuz bütün belalardan, bütün sıkıntılardan bizi kurtarmanı diliyorum.

Bize kapılarını bir kez daha aç Allah’ım. Bizi bir kez daha merhametinle bağrına bas. Suçtan kirlenen yüzümüze bir kez daha gül. Ülkemizi bizim yeryüzündeki Cennetimiz haline getir. Bizi iyi insanlar haline getir, doğruyla yanlışı – hakla batılı ayırt eden insanlar haline getir, bütün insanlığa örnek insanlar haline getir, bizi başarılı insanlar haline getir. Ve bizi –bu milleti- içinde bulunduğu bütün problemlerden, problemin kaynağı olan kişilerden ve zihniyetten kurtar.

Amin…