Yılbaşı

47

Ülkemizde, cumhuriyetin ilânından sonra 1925 yılında çıkarılan yasa ile milâdi takvim kabul edilince, 1 Ocak  yılbaşı olarak benimsenmiştir. Böylece hicrî  ve rûmî takvimlerin uygulanmalarına resmen son verilmiştir.

 Aslında yılbaşının hangi tarihte başlayacağı kültürler arasında uzun yıllar tartışma konusu olmuş ve çok sayıda uygulamalar yapılmıştır.  En sonunda dünya genelinde yaygın olarak  milâdi takvimin kullanılması kabul görmüştür.

Ülkemizde yılbaşı kutlamalarının ilki 1 Ocak 1829 tarihinde İstanbul’da  gerçekleşmiştir. Zamanın İngiltere büyük elçisi Haliç’te demirleyen bir İngiliz gemisinde düzenledikleri yılbaşı etkinliklerine, devrin devlet adamlarını davet etmişlerdir. Böylece Osmanlı Devletinin üst düzey yöneticileri yeni yıl kutlamalarına ilk defa tanık olmuşlardır. 1926 yılında Tayyare Piyangosu (Milli Piyango) yılbaşı çekilişinin  düzenlenmesi,  yabancı misyon mensuplarının Pera’daki ( Beyoğlu) yeni yıl kutlamalarının etkisi ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin üst düzey kademesinin verdiği  balolarla, yılbaşı kutlamaları büyük şehirlerde belli bir kesim arasında  yaygınlaşmaya başlamıştır. Nihayet 1935 yılında 2739 sayılı yasa ile 1 Ocak günü  resmî tatil olarak kabul edilmiştir.

Yeni seneye giriş gerekçesiyle, yılbaşını karşılama hazırlıkları toplumumuzda hoş görü ile karşılanmıştır. Çünkü bu vesileyle   yakın aile fertlerinin, akrabaların, dostların kendi aralarında güzel yemeklerle donatılmış bir sofra etrafında toplanmaları, eğlenmeleri, gençlerin kendi aralarında yılbaşı gecelerine özel oyunlar oynamaları (tombala, fırdöndü, at yarışı vs. gibi) . Ayrıca, karşılıklı hediyelerin verilmesi, yaşanan gecenin renklenmesine ve güzel anılarla süslenmesine neden olmuştur.

II. Dünya Savaşı sonrası (1945) radyoların evlere daha yoğun olarak girmesiyle, Türkiye Radyoları’nın hazırladıkları özel yılbaşı programları halk tarafından beğeniyle karşılanırdı. Şöhretli sanatçıların rol aldığı skeçler, şarkılar ve türkülerden oluşan konserler, oyun havaları ve yılbaşının vazgeçilmezi Milli Piyangonun büyük ikramiyesinin çekilmesi yeni yıla girişin önemli neşeli saatlerini oluştururdu.

Yeni yıla yaklaşırken sokaklarda da değişiklikler yaşanırdı.  Bugünkü güçlü pazarlama ortamıyla kıyas edilmesi, ölçülmesi elbette mümkün değildir ama o günkü koşullara göre önemli olan ticari hareketlenme kendini gösterirdi.

Yeni yılın yaklaştığının ilk simgesi duvara asılan takvimdi. Her gün bir yaprak koparılan bu takvimler aslında pek çok bilgiyi içerirdi.  Hemen herkese ait faydalı bir şeyler bulunurdu. Milli günler, dini günler, namaz vakitleri, o ay içinde yapılması gereken ziraî faaliyetler, önemli olaylar, tarihi kişi ve vakalar, nasihatler, fıkralar, yemek listesi, çocuklara verilecek isimler vs. bütün bu bilgiler ev halkı tarafından  ilgiyle okunur ve izlenirdi.

Bir özellikte bazı takvimlerin küçük ve büyük boyutlu olarak hazırlanmasıydı. Her ikisi de aynı bilgileri taşırdı. Sadece baskıları farklıydı. Büyük ebatlı olanlar yaşlıların rahat okuması için daha büyük puntolarla basılırdı.

Bir de o tarihlerde bankalar reklamlarını yapan ajanda adıyla cep takvimleri dağıtırlardı. Her gün için ayrı bir bölümü olan bu takvimlerin teknik bilgi, coğrafya, sosyal yaşam ve faydalı bilgiler sahifeleri bulunurdu.

Özel meslekler içinde değişik ölçülerde cep defterleri satışa sunulurdu. Daha sonraları aylık özel lüzumlu tarihleri gösteren duvar  takvimleri ticarethanelerce, reklam olarak müşterilerine verilmeye başlandı.

 Ayrıca, belediyelerin süslediği ana caddelerde ki ticarethanelerin vitrinlerinde sergilenen hediyelik eşyaların şık paketlerle müşterilere sunulduğu görülürdü.

Halk yılbaşı sembollerinden olan çam ağaçlarına rağbet etmezdi. Hatta alanlara da kızardı. Daha sonra plastik ağaçlarla bu tepkinin önüne geçildi. Her ne kadar evlerin kapısı yerine bacadan girmesi yadırgansa da, kocaman göbekli, kırmızılı beyazlı kürklü, kapşonlu, geyiklerin çektiği kar kızaklı ve sırtındaki çuvalla Noel Baba figürü, yaşamış olduğu Antalya iklimine hiç uymasa da ticari kaygı ile vitrinlerdeki  yerini alırdı.

Yılbaşı kartları  çok zengin çeşitleriyle, kırtasiyecilerde halkın kolayca görüp seçebileceği köşelerde sergilenir ve alıcılarının beğenisine sunulurdu.

Günümüzde yılbaşı kutlamaları, eğlenceleri artık evlerin dışına da çıkmış bulunmaktadır. Pek çok gazino ve kapalı eğlence mekanlarının yılbaşı programları gazetelerde ve diğer yayın organlarında halka duyurulmakta ve organizasyonlar yapılmaktadır.

Halen ülkemiz genelinde halkımızın çok büyük bir bölümü, yeni yılı evlerinde karşılamaktadır. Bu nedenle televizyonlarımız yılbaşı ile ilgili programlarıyla seyircilerinin hoşça vakit geçirebilmesini sağlamak için birbirinden güzel özel eğlence programlarını hazırlamakta ve izleyicilerine sunmaktadırlar.

Yılbaşı ve yeni yıl kutlamalarının en güzel yanı, insanların en iyi dileklerini ve hediyelerini birbirlerine sunmaları, sevgiyle mutlulukla büyük küçük aile fertlerinin, dostların bir arada olmaları ve yeni yıla en iyi temennileriyle girmeleridir.

 2010 yılının okuyucularıma ve dostlarıma esenlikler, sağlıklar ve mutluluklar getirmesini dilerim.