Sığınmacılar Üzerinden Tehlikeli Oyun

251

İyi Parti Ekonomi Politikaları Başkanı Prof. Dr. Bilge Yılmaz “Hükûmet kaçak göçmenler ve sığınmacılar üzerinden tehlikeli bir oyun oynuyor” iddiasında.

Çoğumuz Türkiye’ye kaçak ve sığınmacı olarak giren yabancıların 10 milyonu aşmasının dış güçlerin uzun vadeli bir planının uygulaması olduğunu düşünüyoruz. Bu planın ilk uygulaması olarak Suriyelilerin iç savaş olduğu için Türkiye’ye gelmediği, Türkiye’ye itilmeleri için iç savaşın kullanıldığı kanaatindeyiz.

Prof. Dr. Ümit Özdağ‘ın görüşü ise, “Suriyelileri Türkiye’de tutmak istemelerinin nedeni onları iç savaştan korumak değil, Türkiye’de çıkarılması planlanan iç savaşta kullanmak için.”

Ama “yerli ve milli” olma iddiasındakilerin iktidarında ve kendisini “Türk Milliyetçilerinin partisi” olarak tanımlayan MHP’nin desteğinde sürdürülen bu proje, Prof. Dr. Bilge Yılmaz’a göre, Hükümetin tehlikeli bir oyunu.

Bilge Yılmaz’ın iyi bir ekonomist olduğu konusunda herkes hemfikirdir. Yılmaz “İktidarın itinayla tasarlanmış ve nüfus hareketleri üzerine kurulmuş bir ekonomi politikası” olduğu kanaatinde.

Yani bizim siyasi yönü üzerinden değerlendirdiğimiz, sosyal ve güvenlik açısından riskli bulduğumuz sığınmacı politikasının bir diğer yönü ekonomi ekseni imiş.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ”Bize sığınan Allah’ın kullarını biz katillerin kucağına atmayız” söyleminin geri planında ekonomi politikası da varmış.

Bilge Yılmaz’ın tezine göre “nitelikli insanlarımızı hükümet bilinçli bir şekilde yurtdışına itiyor. Gidenlerin oluşturduğu boşluğu yeterliliği olmayan, Cumhuriyetimiz’in değerlerini benimsememiş ve ülkemizi bir vatan olarak görmeyen insanlar ile dolduruyor.”

3 gün önce çok ağır suçlamayı yaptığı sosyal medya (X eski adıyla Twitter) paylaşımına iktidarın bir cevap verdiğini görmedim.

****************************************

Sığınmacılar Olmasa Ekonomi Çöker mi?

Bazı AKP yöneticileri ve bakanların zaman zaman söylediği “sığınmacılar olmasa sanayide çarklar dönmez, tarımda ve hayvancılıkta üretim yapılamaz” türü sözler bilinçli bir politika izlendiğini gösteriyordu.

Mesela AKP Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay “Suriyeliler bir gitsin ülke ekonomisi çöker” demedi mi?

“Sanayiciler asgari ücretin üzerinde maaşlarla dahi eleman bulmakta zorlanırken mevcut işgücü açığını ise muhacirler kapatıyor. Öyle ki sanayide mülteciler olmasa sanayi dönmez, onlar çalışıyor” diyerek yalan söylüyorlar. Tarım işçiliği ve çobanlık gibi alanlar için de aynı cümlenin benzerleri kuruluyor.

Sanki Türkiye’de işsizlik sıfır noktasında ve işgücü açığı var. 

Sanki Türk vatandaşları asgari ücret veya az üzerinde maaşlarla refah içinde yaşayabildiği halde iş beğenmeme sebebiyle çalışmıyor.

Verilen ücretlerle en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamayan Türklerin çalışmak istemediği şartlarda çalıştırılıyor sığınmacılar.

“Bunlar din kardeşlerimiz”, “biz Muhacir kardeşlerimize Ensar olmaya çalışıyoruz” gibi söylemlerin sahipleri kölelik şartlarında yaşatıp çalıştırdıklarının ekonomimize katkı sağladığını savunuyor.

Almanya ve diğer AB ülkelerinde Türkiye’deki ortalama ücretin 10 katı ortalama ücret verdikleri halde neden rekabetçi olduklarını düşünmek bile istemiyorlar.

Bilge Yılmaz “ilk etapta ucuz ve kayıtsız işçiler üzerinden üretim maliyetlerinin düşürüldüğünü” kabul ediyor. Fakat bu politika dar gelirli vatandaşlarımızı işsiz kalmaya veya çok düşük ücretlere çalışmaya mahkûm ediyor.

****************************************

Sığınmacılar ve Barınma Sorunu

On milyonu aşan kaçak ve sığınmacıların yarattığı bir başka sorun da barınma.

Konuta talebi artıran bu büyük “kavimler göçü” yetmemiş gibi iktidar konut alana vatandaşlık vererek Türklerin konuta erişimini kısıtlıyor. Konut fiyatları ve kiraların fahiş yükselmesinde bu politikanın payı çok yüksek.

Bakan Mehmet Şimşek barınma sorununun geldiği bu safhada konut arzını artırmak için alınacak tedbirlerden bahsediyor. Oysaki sınırlara sahip çıkıp, sığınmacıları ülkelerine göndermekle bu sorun çözülebilir. Hükümet bu alternatifi düşünmüyor bile.

Bu yüzden Bilge Yılmaz bir ekonomist olarak en doğru çözümü gösteriyor:

“Bu meselenin çözümü, etkin sınır kontrolü, işgücü piyasasının sıkı denetimi, vize uygulamalarının sıkılaştırılması, yabancılara konut satışının sınırlandırılması ve uygulanan teşviklerin geri çekilmesi ile mümkündür” diyor.

**********************************

Bilinçli Sığınmacı Politikasının Sonu Ne Olur?

Yukarıda anlattıklarımızı iktidar bilmiyor olamaz.

İktidar ve destekçileri nüfus dengemizi bilerek bozuyorlar.

Bu ülkeye aidiyet hissetmeyen milyonlarca kişiyi ya vatandaş yapıyorlar veya sığınmacı statüsü ile bir kısmını da göz yumulan kaçaklar olarak içimizde tutuyorlar. Böylece ekonomik ve sosyal dengelerimizi bozuyorlar.

Vatandaş yapılanların sayısı, iktidar ile muhalefetin başa baş yarıştığı bir seçimde, iktidarı belirleyici olacak seviyeye geldi. Bu bile çok ciddi bir risk.

O halde vatansever, milliyetçi yurttaşlarımız, bu bilinçli politikalardan zarar gören milyonlarca dar gelirli insanımız ne kadar süreyle tepkisiz kalacak?

Sığınmacıların kendilerini köle gibi çalıştıranlara karşı minnet borcu hissetmesi kalıcı bir duygu olabilir mi? Bir süre geçince minnet duygusu nefrete dönüşür mü?

Ülkemizin en ciddi beka sorununu yaşatanlar için, milyonlarca vatandaşın “Onlar milliyetçi, vatansever, Müslüman, Onlar bizden birileri” şeklindeki kanaatleri asla değişmez denebilir mi?

Kendisini mağdur eden kişilere karşı sevgi ve minnet duygusu içinde olanları tanımlayan “Stockholm Sendromu” veya “celladına âşık olma” hali kitlesel bir psikoloji olarak kalıcı olabilir mi?

Bu marazi ruh halinden kurtarmak için muhalefetin yapması gerekenler nelerdir?

Bu sorulara doğru cevapların bulunması gelecekte iyi bir Türkiye yaratmanın ilk adımları olacak.

Önceki İçerikMillet İttifakınca Kaybedilmiş Bir Seçimin Analizi ve 2024 Yerel Seçimlerine Afaki Bir Bakış
Sonraki İçerikParti Tabanı
Avatar photo
Doğum 20.07.1956 BUCAK-BURDUR Eğitim Cumhuriyet İlk Okulu, Bucak Lisesi (Mezuniyet 1973) İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi - Kimya Yüksek Mühendisliği (Mezuniyet 1978) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi (Mezuniyet 1995) Çok sayıda şirket içi ve şirket dışı eğitim programlarına iştirak. (ISO 9000, Toplam Kalite Yönetimi, Verimlilik, İş İdaresi, Pazarlama, İstatistiksel Proses Kontrol, Kişisel Gelişim, Kişisel İmaj ve diğer konularda onlarca eğitim programı) 1978-1980 Akyazı/Sakarya Yonca Süt Fabrikası İşletme ve Laboratuar Şefi 1980-1995 Petkim A.Ş. Yarımca Kompleksi (İşletme Mühendisi, İşletme Şefi, Başmühendis.) 1995-2001 Satış Müdür Muavini 2001-2004 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdür Yrd. 2004 - 01.02.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdürü. 01.02.2007 - 30.09.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi İnsan Kaynakları Müdürü. 01.01.2008 - 30.10.2008 Yantaş Yavuzlar Plastik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı. 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı Kauçuk Ürünleri Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Başkanlığı yaptı. (2001) 03.03.2010- Serbest Avukat Medeni Hal :Evli ve İki Çocuklu Lisan : İngilizce (İntermedite level) Sosyal Faaliyetler :İstanbul Üniversitesi Korosu, Kubbealtı Musiki Cemiyeti ve halen Tüpraş Türk Sanat Müziği Grubunda korist. 250 mühendis üyesi bulunan Petkim Mühendisler Derneği'nde 4 yıl başkanlık yaptı. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nda Başkan Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. Halen Yönetim Kurulu Başkanı. 2001-2002 yıllarında Kocaeli TV' de, "Geniş Açı" adlı siyasi, sosyal, kültürel tartışmaların yapıldığı programın yapımcılığı ve sunuculuğunu yaptı. Halen Kocaeli Gazetesinde haftada bir köşe yazısı yayınlanmaktadır. Bu yazıların tamamı kocaeliaydinlarocagi.org.tr sitesinde yer almaktadır.