26.6 C
Kocaeli
Pazartesi, Temmuz 6, 2026
Ana SayfaGüncelİki Gencin Sivil İtaatsizliği

İki Gencin Sivil İtaatsizliği

Son günlerde herkesin sosyolojik dersler çıkarması gereken iki çarpıcı olay yaşandı. Türkiye gündemi sıralamasını belirleyen bu olaylar gençliğin “otorite, meşruiyet ve liyakat” kavramlarını nasıl tanımladığını gösteriyordu.

İlk olay, Boğaziçi Üniversitesi felsefe bölümünden çift diplomayla mezun olan Hasan Akdağ isimli gencin diploma töreni sırasındaki pasif eylemi idi. Bu genç, liyakat yerine siyasi sadakatle atandığını düşündüğü ve öğrencilerin “paraşüt akademisyen” olarak nitelendirdiği bir öğretim üyesiyle fotoğraf karesine girmeyi reddetti. Törende öğrenci diplomayı çekerek almaya çalışırken akademisyen ise bir süre diplomayı vermemek için direndi.

Boğaziçi Üniversitesi’nin atanmış rektörü, akademisyen Yasin Ramazan Başaran’dan diploma alırken fotoğraf çektirmek istemeyen gencin “mezun kartı”nı İPTAL etti ve 5 yıl “kampüse giriş” yasağı koydu.

İkinci olay ise kendi iradesiyle teslim olduğu halde ters kelepçeyle gözaltına alınan komedyen Deniz Göktaş’ın tavrı idi. Göktaş, tutuklu yargılandığı adliyede, kendisini “emrivaki” bir şekilde ziyaret eden Kemal Kılıçdaroğlu’na beklenmedik bir cevap verdi. CHP’nin mahkeme kararıyla atanmış genel başkanına, kişisel bir minnet göstermek yerine, “Benim ve gençlerin talebi budur, lütfen CHP’yi salın” dedi.

Baştan belirtmem gerekir ki; bu analizi, söz konusu gençlerin siyasi görüşlerinden veya komedyenin toplumun inanç ve değerlerine saygısızlık olarak değerlendirilen sözlerinden, yargılandığı davanın hukuki içeriğinden tamamen bağımsız olarak yaptım.

Meseleyi sadece ortaya konulan “ilkesel duruş” ve buna karşı sergilenen “kurumsal reaksiyon” kapsamında ele aldım.

**********************************

Sembolik Direniş Kime ve Neden?

İki farklı mekandaki bu iki gencin tavrının ortak paydası, siyaset bilimindeki “Meşruiyet Krizi” kavramına verilen en net tepkidir.

Boğaziçili mezun öğrenci, karşısındaki diploma veren öğretim üyesinin hukuki olarak o kadroda olduğunu bilmektedir. Fakat kurumun özerkliğini, liyakatini ve idealindeki üniversite vasfını zedeleyen tepeden inme atama yöntemini meşru kabul etmiyor. Fotoğraf karesine girmeyi reddetmek; akademik liyakate duyduğu saygıyı, o liyakati taşımadığına inandığı kişiden esirgeyerek gösterme halidir.

Deniz Göktaş’ın tavrı ise kendisinden beklenen “minnettar mahkûm” rolünü elinin tersiyle itmektir. Göktaş, en dezavantajlı durumda bile kendi iradesini koruyarak Kılıçdaroğlu’nun atanmış genel başkanlığına ve CHP’nin seçilmiş yönetimine yaptıklarına kendi kuşağının tepkisini dile getirmiştir.

Bu tutumlar, içi boşaltılmış unvanlara ve hak edilmemiş olduğunu düşündükleri saygı beklentisine karşı sergilenen kusursuz birer “Sembolik Direniş” örneğidir.

**********************************

Otoritenin Kibri

Gençlerin bu ilkesel itirazlarına karşı kurumların ve otorite figürlerinin verdiği cevaplar ise, aslında meşruiyet açığının ne boyutta olduğunu ve tepkinin haklılığını göstermektedir.

Boğaziçili mezun öğrenci Hasan Akdağ’ın tavrı şiddet içermeyen ancak kurumun yozlaşmasına karşı çok güçlü bir “beden dili” ve “pasif itaatsizlik” örneğidir.

Buna karşılık mezun öğrenciye diplomayı vermekte zorluk çıkaran akademisyenin tavrı, eğitimci olarak yetersizliğinin dışavurumudur.

Çok daha vahim olanı ise üniversite yönetiminin, tören düzenini bozduğu gerekçesiyle, mezun öğrencinin kampüse girişini 5 yıl süreyle yasaklamasıdır. (Bu idari karar size de Emekli Tuğgeneral Naim Babüroğlu’nun Orduevlerine girişine yasak getiren G.Kurmay Başkanlığı kararını hatırlatıyor mu?)

Bu karar, hukukun “ölçülülük” ilkesinin açık bir ihlalidir. Rövanşist, kindar ve diğer öğrencilere gözdağı vermeyi amaçlayan tipik bir “kurumsal nezaketsizlik ve sertlik” örneğidir.

Boğaziçi Üniversitesi yönetiminin bu cezası, aslında kendi meşruiyet kaygılarının ve özgüven eksikliklerinin bir itirafnamesidir. Liyakat ve bilimsel üretimle saygı uyandıramayan yönetimler, ne yazık ki saygıyı yasaklarla ve cezalarla tesis etmeye, sindirme yoluyla “iç meşruiyet” sağlamaya çalışırlar.

**********************************

Nef’i’nin Kaderi ve Göktaş’ın İlkesi

Kılıçdaroğlu’nun Deniz Göktaş’ı adliyede ziyareti siyaset biliminde “araçsallaştırma” dediğimiz kavramın acı bir örneğiydi. Ziyaret edilenin rızası ve talepleri gözetilmeden yapılmıştı. Kılıçdaroğlu’nun azalan siyasi etkisine bir “sempati rantı” devşirme çabası olarak algılandı.

Göktaş’ın ise en büyük desteğe ihtiyacı olan anda Kılıçdaroğlu’na “bana yardım edin” yerine, “CHP’yi salın” demesi dikkat çekiciydi. Bu tavır, aklıma Osmanlı’nın ünlü hiciv ustası Nef’i’yi getirdi.

Sultan IV. Murad döneminde yazdığı sert hicivler nedeniyle idama mahkûm edilen Nef’i, affı için tek aracı olabilecek zenci saray ağasından yardım ister. Ancak ağa dilekçeyi yazarken kâğıda siyah mürekkep damladığında, Nef’i alaycılığına yenik düşer ve “teriniz damladı efendim” deyiverir. Bu son sözü onun cellada teslim edilmesine neden olmuştu.

Göktaş da aynı şekilde, kendisine en büyük siyasi kalkanı sağlayabilecek kişiyi kendinden uzaklaştırdı.

Fakat aralarında hayati bir fark var: Nef’i’yi ölüme götüren hiciv alışkanlığı ve dilini tutamamasıydı. Göktaş’ın Kılıçdaroğlu’na çıkışı ise ilkesel bir duruş ve isyan. Nef’i dilini tutamadığı için ölüme giderken Göktaş ilkesinden vazgeçmediği için bedel ödemeyi göze aldı.

**********************************

SAYGI Zorla Alınamaz

Her yaştan, her kesimden ve her meslekten insanın bu iki tepkiden çıkarması gereken önemli bir ders var: Türkiye’de gençler; makamlar liyakatle, demokratik kültürle ve kurumsal bütünlükle doldurulsun istiyor. İçi boşaltılmış unvanlara, hak edilmemiş makamlara ve demokratik usullerle sınanmamış otoritelere saygı duymayı reddediyor.

Bir akademisyen diplomasını verirken, bir siyasetçi destek ziyaretine gelirken bile, eğer o eylemin arkasında “liyakat, samimiyet ve demokratik meşruiyet” yoksa, gençler o tiyatronun bir figüranı, o fotoğrafın bir parçası olmayı kabul etmiyor.

Saygı; yaşla, diplomayla veya yasal bir yetkiyle zorla tahsil edilebilecek bir maddi varlık değildir. Kurumların özerkliğine, liyakate ve toplumun demokratik usullerine alan açtığınız ölçüde hak edilen bir erdemdir.

Bu iki genç, dezavantajlı konumlarına ve ödeyecekleri bedellere rağmen bu yalın gerçeği hepimizin yüzüne çarpmıştır.

Geleceğimiz, otoritenin bu gibi “sivil itaatsizlikleri” cezalandırmak veya araçsallaştırmak yerine, bu itirazı anlama ve saygı duyma erdemini gösterebilmesine bağlıdır.

Ruhittin sönmez
Ruhittin sönmez
Ruhittin Sönmez 1956 Bucak/ Burdur doğumludur. 1980’den itibaren Kocaeli’de yaşamaktadır. EĞİTİM: İlkokul, orta okul ve lise eğitimlerini Bucak’ta yaptı. 1973’te İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi - Kimya Yüksek Mühendisliğinden ve 1995 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. İŞ HAYATI: 1978-1980 Akyazı/Sakarya Yonca Süt Fabrikası İşletme ve Laboratuvar Şefi 1980-1995 Petkim A.Ş. Yarımca Kompleksi (İşletme Mühendisi, İşletme Şefi, Başmühendis.) 1995-2001 Satış Müdür Muavini 2001’de 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı Kauçuk Ürünleri Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Başkanlığı yaptı. 2001-2004 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdür Yrd. 2004 - 01.02.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdürü. 01.02.2007 - 30.09.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi İnsan Kaynakları Müdürü. 01.01.2008 - 30.10.2008 Yantaş Yavuzlar Plastik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı. 03.03.2010’den itibaren Serbest Avukat 2018’den itibaren Arabulucu Sosyal Faaliyetler: Yaklaşık 16 yıl Türk Sanat Müziği korolarında korist olarak çalıştı. (İstanbul Üniversitesi Korosu, Kubbealtı Musiki Cemiyeti ve Tüpraş Türk Sanat Müziği Grubu) 250 Mühendis üyesi bulunan Petkim Mühendisler Derneği'nde 4 yıl başkanlık yaptı. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nda Başkan Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi ve 7 yıl Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptı. 2001-2002 yıllarında Kocaeli TV' de "Geniş Açı" adlı siyasi, sosyal, kültürel tartışmaların yapıldığı programın yapımcılığı ve sunuculuğunu yaptı. Ocak 2023’ten itibaren aynı programı noktaTV’de devam ettirmektedir. Halen Kocaeli Gazetesinde haftada 2 gün köşe yazısı yayınlanmaktadır. Bu yazıların tamamı kocaeliaydinlarocagi.org.tr sitesinde yer almaktadır.
Önceki İçerik

Seçtiklerimiz

spot_img