Şehit Deniz Özdemir’in Öğrettikleri

45

Mübarek Ramazan ayına girmiş bulunuyoruz. Ramazanınızı tebrik ediyor; ülkemiz, Türk Milleti, Türk ve İslam Alemi için hayırlara vesile olmasını Allah’tan diliyoruz.Yaşadığımız bu mübarek günlerde Vatan, Bayrak ve Türk Devletinin bölünmez bütünlüğü için canını feda ederek şehitlik mertebesine ulaşmış asker, güvenlik görevlisi ve korucularımızı da saygı ve rahmetle anıyoruz.

Geçenlerde iki şehidimizi toprağa vermiştik. Bunlardan Şehit Uzman Çavuş C.Deniz Özdemir gaziler yurdu Gaziantep’te, aynı gün Piyade Uzm.Çavuş Hasan Erzi‘de Osmaniye’nin Issızca köyünde vatan toprağına verildiler.

Şehit Uzman Çavuş Deniz Özdemir’in sosyal paylaşım sitesinde yazdığı satırlar tekrar tekrar okunup düşünülmesi gereken satırlardır. Bu satırlar herkese birer ders niteliğindedir. Terörle hem mücadele ve hem de müzakere yapılamayacağını, açılım adı altında gayri ciddi taviz ve sözde çözümler ve çelişkilerle dolu politika izleyenlerin nasıl tarihi bir yanlış içinde olduklarını haykıran bu aziz şehidimize Allah’tan rahmet diliyoruz.

Vatanı, bayrağı, ülkesinin birlik ve bütünlüğü için toprağa düşen bu genç insanımız ve diğerleri, şehitlik gibi yüksek bir mertebeye ulaşmışlardır. Şehitlerimize çok şey borçlu olduğumuzu, onların yüzü hürmetine ve onların sayesinde ayakta durabildiğimizi ve varlığımızı koruyabildiğimizi biliyoruz. Onların aileleri, eş ve çocukları da Türk Milletine emanettir.

Şehit evindeki üzüntüyü paylaşmak yerine 50-60 metre ileride bir ilkokulun bahçesinde düğün yapanların vurdumduymazlığı, saygısızlığı, hassasiyet eksikliği kabul edilebilecek bir şey değildir. İnsanî, milli ve dini değerlerimizden bu ölçüde uzaklaşmış, bize yabancılaşmış olanlardan ancak utanç duyarız.

Şehit Deniz Özdemir’in sosyal paylaşım sitesine yazdıkları şöyledir:

“Susuşumuz merminin namluda duruşu gibidir.” “Benim ödediğim vergilerle, lüks arabalarla gezip benim ölmeme göz kapatıp öldürmeme izin vermeyen zevatlar artık uyanın.Sen rahat uyuyasın diye sırtımda 40 kg yük, aklımda vatanım, dağlarda geziyorum.”

Sırtında kilolarca yük ve teçhizat ile vatan görevini yılmadan ve şerefle yapan dıştan kumandalı ırkçı ve bölücü terörist ve işbirlikçilerine karşı yürütülen ihanete karşı görev yapanlar, bu ülkenin en değerli varlıklarıdır.  Onlara imrenmemek ve saygı duymamak mümkün mü?

Suriye’den sığınmacıların sayısı 43.000’e çıkmıştır. Yangın çıkaranlar ve polise saldıranlar iade edilmelidir.  4.000 civarında Suriye Türkmeni ülkemize sığınmış, bunların yarısı da öğrendiğimize göre akrabalarının yanına sığınmıştır. 1500 civarında Türkmen’in Esad güçleri tarafından şehit edildiği ifade edilmektedir. Şam’da bombalanan mahallelerde yarı yarıya Türk nüfus yaşamaktadır.

Türkiye olarak üstünde durmamız gereken nokta, rejim değiştikten sonra Türkmenlerin statülerinin ne olacağıdır. Biz güdümlü politika izlediğimizden sadece ABD, Rusya, Çin ve AB’nin görüşlerini tartışıyoruz. Oysa Barzani Suriye’nin kuzeyinde Batı kürdistan’ın yolunu açıyor. Türkiye Türkmenlerle daha yakından ilgilenmeli ve Irak’taki yanlışlara düşülmemelidir. Suriye’de rejim yıkıldıktan sonra çıkabilecek Nasturi – Sünni çatışmalarında hedef Türkmenlerdir. Asi Nehri boyunca yerleşmiş Türk köylerine sahip çıkılmalıdır. Daha da önemlisi basın ve TV’ler olayların içinde yaşamış olanların görüşlerine yer vermelidirler.

Önceki İçerikGurabahane-i Laklakan Bakanlığı – 2
Sonraki İçerikTerazi Fitne…
Avatar photo
1944 İstanbul doğumludur. Orta Öğrenimini Maarif Kolejinde, yüksek öğrenimini İktisadî ve İdari Bilimler Yüksek Okul'unda tamamlamıştır. 1967'de İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne asistan olarak girmiştir. Ord. Prof. Dr. Z.F. Fındıkoğlu'na asistanlık yapmıştır. 1972'de "Bölgelerarası Dengesizlik" teziyle doktor, 1977'de "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" teziyle doçent, 1988'de de profesör olmuştur. 1976 Haziranında yurt dışına araştırma ve inceleme için giden Erkal 6 ay Londra ve Oxford'ta inceleme ve araştırmalar yapmış, Doçentlik hazırlıklarını ikmal etmiştir. 1977 yılında hazırladığı "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" isimli Eğitim Sosyolojisi ve Eğitim Ekonomisi ağırlıklı tezle Doçent olmuştur. 1988'de Paris'de, 1989'da Yugoslavya Bled'de yapılan milletlerarası UNESCO toplantılarında ülkemizi birer tebliğle temsil etmiştir. 1992 Yılında Hollanda'da yapılan Avrupa Konseyi'nin "Avrupa'da Etnik ve Cemaat İlişkileri" konulu toplantısına tebliğle katılmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi dışında dönem dönem Harp Akademilerinde, Gazi Üniversitesi'nde, Karadeniz Teknik (İktisadi ve İdari Bilimler Yüksek Okulu) ve Marmara Üniversitelerinde de derslere girmiştir ve konferansçı olarak bulunmuştur. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Bölümü ve İktisat Sosyolojisi Anabilim Dalı Başkanı, Metodoloji ve Sosyoloji Araştırmaları Merkezi Müdürü, İstanbul Üniversitesi Senato Üyesi, Aydınlar Ocağı Genel Başkanı ve İstanbul Türk Ocağı üyesi olan Prof. Dr. Erkal'ın yayımlanmış ve bir çok baskı yapmış 15 kitabı ve 700 civarında makalesi vardır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde Pazar günleri makaleleri yayımlanmaktadır. Prof. Dr. Erkal evli ve üç çocukludur. Dikkat Çeken Bazı Kitapları : Sosyoloji (Toplumbilimi) (İlaveli 14. Baskı), İst. 2009 Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri, İst. 1978 Bölgelerarası Dengesizlik ve Doğu Kalkınması,(2. Baskı), İst. 1978 Sosyal Meselelerimiz ve Sosyal Değişme, Ankara 1984 Bölge Açısından Az Gelişmişlik, İst. 1990 Etnik Tuzak, (5. Baskı), İst. 1997 Sosyolojik Açıdan Spor, (3. Baskı), İst. 1998 İktisadi Kalkınmanın Kültür Temelleri, (5. Baskı), İst. 2000 Türk Kültüründe Hoşgörü, İst. 2000 Merkez Binanın Penceresinden, İst. 2003 Küreselleşme, Etniklik, Çokkültürlülük, İst. 2005 Türkiye'de Yolsuzluğun Sosyo-Ekonomik Nedenleri, Etkileri ve Çözüm Önerileri (Ortak Eser), İst. 2001 Ansiklopedik Sosyoloji Sözlüğü (Ortak Eser), İst. 1997 Economy and Society, An Introduction, İst. 1997 Yol Ayrımındaki Ülke, İst. 2007 Yükseköğretim Kurumlarının Bölgelerarası Gelişme Farklılıkları Açısından Önemi ve İşlevleri, İTO, İst. 1998 (Ortak Araştırma)