Kızılay Holding AŞ.

49

Kızılay’ın bugününe
gelmeden kuruluş gayesini ve bugüne kadar, neleri nasıl yapmış isterseniz önce
bunları gözden geçirelim.

                Kızılay,
savaş alanında yaralanan ya da hastalanan askerlere hiçbir ayrım gözetmeksizin
yardım etmek arzusuyla doğmuştur.

                11
Haziran 1868 tarihinde Osmanlı-Rus Savaşında Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım
Cemiyeti adıyla kurulan Kızılay:

                1877’de
Osmanlı Hilali Ahmer Cemiyeti“,
1923’de “Türkiye Hilaliahmer
Cemiyeti
“, 1935’te “Türkiye
Kızılay Cemiyeti
” ve 1947’de ise: “Türkiye Kızılay Derneği” adını almıştır.

                Kuruluşa
“KIZILAY” adını veren Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’tür.

                Kızılay,
1876 Osmanlı- Rus Savaşı’ndan 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’na kadar geçen süre
içinde, Türkiye’nin taraf olduğu tüm savaşlarda, cephe gerisinde kurduğu seyyar
ve sabit hastaneler, hasta taşıma servisleri, donattığı hastane gemileri,
yetiştirdiği hemşireler ve gönüllü hasta bakıcılar aracılığıyla savaş alanında
yaralanan ya da hastalanan on binlerce Mehmetçik’in dost ve düşman askerinin bakım
ve tedavisine yardımcı olmuştur.

                Türk olsun düşman olsun savaş
esirlerine gereken insancıl yardımları yapmış; savaştan etkilenen sivil halkın
bakımı ve korunması için çaba göstermiş; I. Meşrutiyetin ilanından sonra
İstanbul’da görülen büyük kolera salgınından bu yana yurdumuzda ortaya çıkan
doğal afetlerde felaketzedelerin bakımını, barınağı ve beslenmelerini
sağlamıştır. Bu arada uluslararası yardım faaliyetlerine katılmış; hemşirelik
eğitimi, ilkyardım ve kanla ilgili hizmetler alanında öncülük yapmış, korunmaya
gereksinen pek çok vatandaşımıza gereken sosyal yardım ve hizmetleri sunmuştur.

                Kızılay’ın
faaliyetleri sadece savaşlarla sınırlı kalmamış, (Deprem, Sel felaketi gibi
tabii afetler ve Yangın, Maden Kazası) gibi nerede herhangi bir felaket varsa
hiçbir karşılık beklemeksizin oraya koşmuştur.

                Kızılay,
Uluslararası Kızılay-Kızılhaç Topluluğu’nun temel ilkelerini paylaşır. Bunlar:
insanlık, ayrım gözetmemek, tarafsızlık, bağımsızlık, hayır kurumu niteliği,
birlik ve evrensellik ilkeleridir.

                Kızılay, tüzel kişiliğe sahip, özel hukuk
hükümlerine tâbi, kâr amacı gütmeyen, yardım ve hizmetleri karşılıksız olan ve
kamu yararına çalışan bir gönüllü sosyal hizmet kuruluşudur.

***

                Kızılay’ın
kuruluş amacını ve faaliyet alanlarını böylece belirledikten sonra birde
bugünkü yapısına, yaptığı işlere, faaliyetlerine göz atacak olursak; Kızılay’ın
amacının dışında ticari amaçla kurulmuş aile şirketinden farksız olduğuna
şahitlik etmiş oluruz.

                Elazığ
depreminden sonra gözlerin çevrildiği Kızılay, çarpıcı iddiaların odağı haline
geldi. Gazeteci Celal Eren Çelik’in iddialarına göre: “Ankara’da belediye şirketi olarak kurulan ve sonra özelleştirilen
Başkentgaz’ın 2017’de Kızılay’a 8 milyon dolarlık bağış yaptığını, ancak
bağışın ilginç bir koşul içerdiğini kanıtladı. Belgeye göre, Başkentgaz,
bağışı, paranın 75 bin dolarını Kızılay’ın alması, kalan 7 milyon 925 bin
dolarını da çocuk istismarı iddialarıyla da gündeme gelen Ensar Vakfı’na yurt inşaatı
yapılması için transfer etmesi koşuluyla yaptı.”

                Kerem Kınık 2016 yılında
yönetime gelmeden önce Kızılay’ın 750 şubesinden 617 si kapatıldı. Böylece
Kerem Kınık’ın genel başkan seçilmesi için yollarının temizlenmesi sağlandı.
Kapatılan şubelerin yöneticileri mahkemeye başvurduklarında Ankara 9. Sulh
Hukuk Mahkemesi olağanüstü kongreye götürmek üzere İstanbul Kızılay Başkanı İlhami Yıldırım’ı (Eski Başbakan Binali
Yıldırım’ın kardeşi)
Kızılay Genel Müdürlüğünün başına Kayyum atadı.

                AKP de
yıllarca milletvekilliği, Dışişleri Bakanlığı, Başbakanlık yapmış Gelecek
Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, katıldığı bir televizyon programında
İlim Yayma Vakfı, AFAD ve Kızılay kurumlarına AK Parti yöneticilerinin yakın
akrabalarının doldurulduğunu iddia ederek: “Ne işi var Binali Yıldırım’ın çocuklarının Kızılay’ın başında? Hangi
Kızılay faaliyeti dolayısıyla orada bulunuyor? Bir tanesi de değil, kızı,
gelini, oğlu, bütün akrabaları. Çünkü orada rant var. Orada statü var. Orada
milletin parasıyla saltanat sürmek var
.” ifadelerini kullandı.

                6 Şubat
2023 tarihinde Kahramanmaraş’ta yaşanan depremlerde, Kızılay’ın bölgeye 3.
günde yardım ulaştırması tepki topladı. Kızılay’ın iştirakinde olan Kızılay
Çadır ve Tekstil A.Ş ile de görüşme gerçekleştirdiklerini duyuran sivil toplum
kuruluşu Ahbap Derneği yetkileri, ellerinde 2050 adet olduğunu öğrendikleri
çadırların sözleşmesini yaparak 46 milyon TL karşılığında satın aldı.

                Burada
temel sorunun Kızılay’ın deprem bölgesinde afetzedelere ücretsiz ve hızlı bir
şekilde ulaştırması gereken çadırların 3. günden sonra hala depoda durması ve
bunları satması Kızılay’a karşı büyük tepki oluşturdu. Kerem Kınık, minarenin
kılıfa sığmayacağını anladığında satışın kendisinden habersiz gerçekleştiğini
iddia etti.

                İYİ
Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener haklı olarak: Hatırla Sayın Erdoğan; 2003’teki Bingöl depreminde ‘Deprem kader
diyerek geçiştirilemez’ diyen bizzat sendin. Hatırla ‘Deprem felaketi, kötü
yönetimin sonucudur,  tüm sorumlulardan, hesap sorulmalıdır’ diyen de bizzat
sendin. Ne oldu Sayın Erdoğan, o günden bugüne, ne değişti?”
diye soruyor.

                Bütün
bu olup bitenlere rağmen ne bir adli soruşturma, ne bir istifa, ne de bir
kişiyi olsun görevden alma var. Deniliyor ki; efendim Kızılay tüzel kişiliğe
sahip dernek statüsünde orada yönetim ancak kongreyle değişir.

                Hiç
değilse şu acılı günlerinde olsun insanları kendinize güldürmeyin. Seçilmiş
belediye başkanlarını görevden alıyor kayyum atıyorsunuz, bazı dernek
yöneticileri hakkında dava açıp yöneticilerini içeri atıyorsunuz, aynı tüzel
kişiliğe sahip Merkez Bankası Başkanını bir gecede görevden alıp yerine
istediğinizi atıyorsunuz ama Kızılay yöneticilerine sıra geldiğinde yönetimin
kongreyle değişebileceğini söylüyorsunuz.

                Bugüne
kadar vatandaşların severek kan vermeğe gittiği Kızılay Kan Merkezinde yöneticilerinin
güvenilirliklerini kaybetmeleri yüzünden kan stoğu oldukça zayıflamış durumda. Kan
yokluğu nedeniyle hastanelerde hastaların ameliyatları sürekli erteleniyor.