İlkesizliğin Ülkesi

48

“Türkiye cehaleti ile
övünen olağanüstü bir ülke. Osmanlılığı çağdaş olmaya yeğleyen fakat çağdaşı
oynayan bir toplum yaşıyor Türkiye’de. Otomobiller, gökdelenler, telefonlar,
dünyanın bütün lüksünü fakirlere kredi ile satan alışveriş merkezleri, plajlar,
yolları dolduran on milyonlarca yabancı ve yerli turisti ile özgün bir tiyatro
ülkesi. İki kimlikli ya da Janus kafalı. Bir yüzü geriye bir yüzü ileriye
bakıyor.

            Aslında
bu eskimiş bir benzetme. Toplumun bu ikili, biraz da komik ve özenti yaşamının
geçmişi uzun. Fakat yoğunlaşma son on beş yılda büyük bir hızla oldu. Onun için
gerçekle tiyatro karışıyor. Yasa var, Meclis ortada yok. Parti var, söylemi
yok. Anayasa mahkemesi var, anayasa çalışmıyor. Okul var, eğitim yok.
Üniversite var, bilim yok. Belediye var, plan yok. Düşünen var, düşünce yok. Tiyatro
var, seyirci yok.” (Çağdaşı oynayan Ortaçağ insanları, Doğan KUBAN 29.08.2014 www.cumhuriyet.com.tr)

            “Bir konuda artık anlaşmalıyız.. Halk ‘zavallı’, Halk ‘kandırılmış’,
Halk ‘kendisinden gizlenen gerçeklerle kör, sağır olmuş’; Halk ‘dinini bunlar
yüzünden yanlış yaşamış’, Halk ‘iyi ahlaklı’, Halk ‘dürüst’, Halk ‘namuslu’,
Halk ‘haktan yana’… Bunların tümü kent efsanesi..  Kendi yalanına inanma gösterileri..

            Onlar kandırıldıkları için o partiye oy vermiyorlar,
onlar kendileri gibi oldukları için o partiye oy veriyorlar. Onlar sanıldığı
gibi uykuda değiller, aksine akıllı geçinenlerden on kat daha fazla uyanıklar. O
‘halk’ aslında kim biliyor musunuz:

O
halk Atatürk Havalimanında çalışan ve turist kazıklamayı başarı sanan taksici;

O
halk Cuma namazından sonra torunu yaşında kızın kıçına bakıp iç çeken tonton
amca;

O
halk ambulansın peşine takılıp üç araç geçmeyi kazanç sayan trafikteki şoför;

O
halk ağzından ‘cahiliye devri’ düşmeyen ama ‘kitap okuyunca başıma ağrılar
giriyor’ diyen adam;

O
halk anaları, babaları öldüğünde üzülmeden önce ‘sana bir daire fazla düştü’
diye saç saça, baş başa giren hatta kardeşlerini pompalı tüfekle vuranlar;

O
halk, 250 gram ekmekten 20 gram çalmayı ticaret sananlar;

O
halk 1 lira verip gazete almayan ama bir paket sigaraya 10 lira ödeyenler;

O
halk ağzından ‘Tanrı Misafiri’ düşmeyip Pippa Bacca’ ya tecavüz edip
öldürenler;

O
halk, bedava balon almak için birbirlerini ezenler;

O
halk rutin trafik çevirmesinde polise nereli olduğunu sorup en alttan, en üste
otoriteye biat edip, yaltaklanmaya çalışanlar;

Halk,
cehaletin hadsizliğinden izlediği salak saçma dizilerden veya yarışma
programlarından mutlu olanlar;

O
halk, dini varsa ahlakın gerekmediğine inananlar;

ANAP
iktidarı döneminde bir yazımda sormuştum: ‘Hırsızlığa neden karşısınız? Payınızı
alamadığınız için mi yoksa gerçekten hırsızlığa karşı olduğunuz için mi?’

Bugün
aynı soruyu yineliyorum…” (İyilerle Kötülerin Savaşı, Orhan SELEN, 20.04.2020 www.ngazete.com)

*
Neye, neden karşıyız? * Karşıtlığımızın bir karşılığı var mı? * Karşı istikamette
miyiz, karşı yanda mıyız acaba?