HÜDA PAR ile İş Birliğinden AKP ne Kazanacak?

45

Cumhur ve Millet İttifakı taraftarlarının birbirlerini HDP ve Hüda Par
üzerinden bölücülükle suçlaması tamamen seçmenleri etkileyerek karşı tarafa oy
vermemesini sağlamak içindir.

“İşin aslı” veya “herkesin bildiği sır”
şundan ibarettir:

HDP ve Hüda Par Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten iradenin “dağda silahlı
siyaset yapacaklarına, Meclis’te silahsız siyaset yapsınlar”
politikasının
birer ürünüdür.

Bu politikaya göre, terör örgütlerinin
etkin olmaması için
en uç görüşlerin de konuşulabildiği bir siyaset
atmosferi yaratılır.
Böylece zamanla bir Türkiye partisi olmak zorunda
kalacak ayrılıkçı partilerin, devletin birliğine ve temel ilkelerine zarar
verecek talep ve fikirlerin törpülenerek bir arada yaşama iradesinin devam
edeceği
düşünülür.

Devlet, HDP’nin
PKK terör örgütü ile olan ilişkisini ve ideal birliği
içinde olduğunu da
bilir;
Hüda Par’ın, iğrenç cinayetlerin faili, Hizbullah
terör örgütünün siyasal kanadı olduğunu da.

Zaten HDP “PKK terör örgütüdür” diyemez,
Hüda Par ise “Hizbullah terör örgütü değildir” der.

Bunu sadece “derin devlet” değil bütün
parti liderleri de bilir. Fakat HDP’nin PKK ile, Hüda Par’ın Hizbullah ile
irtibatını kesmelerini ve sivil siyaset yapmalarını isterler.

Bu elbette kolay bir şey değil. Çünkü terör
örgütleri
de kendi usullerince bu partiler üzerinde baskı ve hakimiyet
kurmaktadır.

Bu yüzden devlet HDP ve Hüda Par’ın
siyasi faaliyetlerine, devletin çizdiği sınırlarda kaldığı sürece, izin
verir. Terör örgütünün etkinliği arttığında ve devletin çizdiği sınırı aşan bir
güce ulaşmaya başladığında gücü sınırlandıran birtakım önlemler alır.

HDP’nin seçilmiş
belediye başkanlarının görevden alınması ve yerlerine kayyım atanması;
seçilmiş milletvekillerinin ve hatta genel başkanlarının uzun süreler
tutuklu yargılanması ve gerektiğinde de partinin kapatılıp, önde gelen yöneticilerine
siyaset yasağı
konulması mevcut devlet aklının (müesses nizamın) bulabildiği
önlemler olarak dikkati çekiyor.

***************************

Kılıçdaroğlu HDP’ye ne verebilir?

AKP’nin PKK ile yürüttüğü “Çözüm Süreci” devlet aklının bilinen sınırlarının dışına çıktığı
bir dönemdi. Terör örgütü PKK ile Oslo’da doğrudan yapılan müzakereler, İmralı’da
Öcalan
üzerinden ve aracı/ elçi rolleri verilen HDP yöneticileri
aracılığıyla Kandil ile yapılan müzakereler sonuç vermedi.

Çünkü PKK dünyanın en büyük eli
kanlı bir narko-terör örgütüdür. Irak ve Suriye’de PYD, YPG adıyla ABD’nin
BOP
(Büyük Ortadoğu Projesi)nin taşeronudur.

PKK talepleri, ABD projelerine uygun olacak şekilde, Türkiye’nin
bölünmesine
sebep olabilecekti.

Siyasi irade AKP tam bu noktada dönüş
yaptı. AKP’nin HDP ile ilişkileri de bu kapsamda geri dönülmesi güç bir şekilde
bozuldu. HDP kitlesi AKP yöneticileri tarafından kandırılmış hissetmeye
başladı
.

****

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal
Kılıçdaroğlu HDP ile görüştüğünde,
AKP’nin Çözüm Sürecinde verdiği
sözleri vermeyecek.

Muhtemelen kayyım atamaları ve
Demirtaş’ın yargılamasındaki gibi bazı hukuka aykırılıkları
düzelteceklerini vaat edecektir.

Yani HDP’ye en fazla Meclis’te meşru faaliyetlerine
devam etmesi ve sivil siyaset alanında rahatlama
sözü verebilecektir. Bu da
ilk cümlelerimdeki devlet aklı kapsamında yaratılacak bir sivil siyaset alanıdır.
Çünkü %10 civarında bir seçmen kitlesinin iradesinin hiçe sayılması onları daha
da radikalleştirmektedir.

Millet İttifakı içinde yapılan müzakerelerle belirlenen “Ortak
Politikalar Mutabakat Metni”
bu ittifakın adeta hükümet programıdır. Bu
metinde genel demokratikleşme ilkeleri dışında HDP’nin siyasi taleplerini
karşılayacak “Çözüm Sürecindekine benzer” bir vaat yoktur. Zaten HDP’nin
bakanlık vb bir talebi olmadığı gibi, İyi Parti Lideri Meral Akşener de “HDP’nin
siyasi taleplerinin masaya getirilmesinin mümkün olmadığını” söyledi.

Bunu Tayyip Erdoğan da bilir, Devlet
Bahçeli de… Ama 6’lı Masanın altında HDP’yi arar gibi yapmak propaganda
olarak işlerine geliyor.

***************************

Hüdapar ile Erdoğan Birbirlerine ne Verir?

Hüda Par Hizbullah Terör örgütünün partisi. “Hizbullah”
da “Hüda Par” da “Allah’ın partisi” demek. Türk Müslümanlığına çok
aykırı bir isimlendirme bu. Bütün insanların yaratıcısı olan Allah’ın bir partisi
olabilir mi?

Bu partinin son seçimde aldığı oy 157
bin
(%0,3). Bunlar Cumhurbaşkanlığı seçiminde zaten Tayyip Erdoğan’a oy
verir. Peki bu parti Cumhur İttifakına girdi diye milliyetçi oylardan kaybedeceği
oy ne kadar olur?

Yani Hüda Par’ın Cumhur İttifakına
sayısal olarak bir katkısı olmadığı gibi zararı da olabilir.

Peki, AKP Hüda Par ile niye nikah kıydı?
Bazıları “AKP bunu seçim sonrası bir karışıklık olursa Hüda Par’ın militer
gücünden
yararlanmak için” diye yorumluyor. “AKP’nin zaten başka
paramiliter güçleri var” diye bu teze itiraz edenler de var.

Belki de sadece Erdoğan seçilememe
korkusu ile
mantıksız karar veriyordur.

***************************

HÜDAPAR ve HDP’nin Hedefleri Aynı

Hüda Par’ın programında olan bazı siyasi taleplerini (bunlar HDP ve PKK’nın da
talepleri idi
) AKP zaten kabul etmişti. MHP de bu yapılanlara
itiraz etmiyor.

Mesela “‘Andımız’ ve benzeri
metinlerin kaldırılması, ‘Ne Mutlu Tü
rk’üm Diyene’
yazılarının silinmesi, ‘Bir Tü
rk
nyaya bedeldir’ şeklindeki söylemlere
son verilmesi” gibi talepler yerine getirildi.

Ayrılıkçıların sevmediği “bazı tarihi şahsiyetlerin isimlerini taşıyan okul, kışla,
cadde, sokak ve benzeri yerlerin isimlerinin değ
iştirilmesi”; Güroymak (Norşin), Aydınlar (Tillo), Tunceli
(Dersim) gibi “i
simleri değiştirilen yerleşim
yerlerine eski adlarının geri verilmesi” de aynı zamanda PKK/ HDP’nin
talebiydi, kısmen yerine getirildi.

“Başta Şeyh
Said ve Seyyid Rıza
olmak ü
zere Kürt isyancılardan, ayrılıkçı sözde alimlerden
ve halktan ö
zür dilenmesi” talebi de kısmen yerine
getirildi.

Ancak “yerel yönetimler üzerindeki
vesayetin kaldırılması ve yerel yönetimlere özerklik verilmesi”
talepleri
direkten döndü.

Bundan sonra hangi ittifak iktidar olursa
olsun HDP ve Hüda Par’ın buna benzer ve ötesi taleplerini kesinlikle yerine
getir(e)mez.

Elbette %50+1 oy gerektiği için her oy
önemli. Küçük partiler bu fırsatı değerlendiriyor, pazarlık güçlerini artırmaya
çalışıyor. Ama İttifakların temel politikalarını değiştirmeye güçleri yetmez.

Önceki İçerikKonudan Konuya (30)
Sonraki İçerikGerçek Bir Hikâyeden Uyarlanmıştır.
Avatar photo
Doğum 20.07.1956 BUCAK-BURDUR Eğitim Cumhuriyet İlk Okulu, Bucak Lisesi (Mezuniyet 1973) İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi - Kimya Yüksek Mühendisliği (Mezuniyet 1978) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi (Mezuniyet 1995) Çok sayıda şirket içi ve şirket dışı eğitim programlarına iştirak. (ISO 9000, Toplam Kalite Yönetimi, Verimlilik, İş İdaresi, Pazarlama, İstatistiksel Proses Kontrol, Kişisel Gelişim, Kişisel İmaj ve diğer konularda onlarca eğitim programı) 1978-1980 Akyazı/Sakarya Yonca Süt Fabrikası İşletme ve Laboratuar Şefi 1980-1995 Petkim A.Ş. Yarımca Kompleksi (İşletme Mühendisi, İşletme Şefi, Başmühendis.) 1995-2001 Satış Müdür Muavini 2001-2004 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdür Yrd. 2004 - 01.02.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdürü. 01.02.2007 - 30.09.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi İnsan Kaynakları Müdürü. 01.01.2008 - 30.10.2008 Yantaş Yavuzlar Plastik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı. 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı Kauçuk Ürünleri Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Başkanlığı yaptı. (2001) 03.03.2010- Serbest Avukat Medeni Hal :Evli ve İki Çocuklu Lisan : İngilizce (İntermedite level) Sosyal Faaliyetler :İstanbul Üniversitesi Korosu, Kubbealtı Musiki Cemiyeti ve halen Tüpraş Türk Sanat Müziği Grubunda korist. 250 mühendis üyesi bulunan Petkim Mühendisler Derneği'nde 4 yıl başkanlık yaptı. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nda Başkan Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. Halen Yönetim Kurulu Başkanı. 2001-2002 yıllarında Kocaeli TV' de, "Geniş Açı" adlı siyasi, sosyal, kültürel tartışmaların yapıldığı programın yapımcılığı ve sunuculuğunu yaptı. Halen Kocaeli Gazetesinde haftada bir köşe yazısı yayınlanmaktadır. Bu yazıların tamamı kocaeliaydinlarocagi.org.tr sitesinde yer almaktadır.