Gerçek Bir Hikâyeden Uyarlanmıştır.

44

Eskiden
Amerika, Brezilya ve Hint dizileri ilgi çekermiş.

Tüm dünya
kanallarında alıcı bulduğu gibi bize de satılırmış bir zamanlar.

Çok
izlenirmiş Larry, pamela ve sue ellen’li dallası,

Arshad
Khan’ın yönettiği çarpıklıklarla dolu bir garip aşk hikayesi.

Bizde olmaz öyle
karışık şeyler diye, dizileriyle idare edilirmiş.

Ben hiç
izlemedim o dizileri çoğu duyduklarım bu yazıya konu olanlar,

Ahlaki gerekçelerle değil!

1.  
Neden

Ben
arkası yarın hiç sevmem, sabırlı değilim o bir iki saatte başlayıp bitecek konu
merak ederim diye izlemedim.

 

2.  
Neden de

 

Polyanna,
atom karınca, yakari, heidi izlerken vakit de kalmadı zaten, bi de maykıl nayt.

***

Olmaz sanılıyormuş
ya, oluyormuş meğer!

Meğer kralı
varmış ta Brezilyalılar kadar rahat ifade edilemiyormuş o zamanlar.

Bir demet
tiyatroda ki feriştah yenge ile saldıray abi masum kalıyormuş!

“Bunu ve olacak o kadarı kaçırmazdım!”

***

Sonra nasıl
olmuşsa izleye izleye her hal aşılmış o engeller!

Madem daha
alasını yaşıyoruz neden satın alalım ithalini, bizdeki konular hem Yerli hem de Milli! Diyerek!

Yıkmışlar
perdeleri eylemişler viran, koşup senaristlere haber vermişler heman!

***

Sonrada ne
Amerika dizisi bırakmışız, ne brezilya nede hint!

Hani marjinal bizdik, şokuna girmiş
tüm Avrupa!

Ne kör
tuttuğunu öperler ne fantaziler neler neler!

E onlar
izlendikçe de orada ki konular günlük hayatta da normalleşmeye başladıysa demek
ki!

Dizilere çok
gelince konular, gündüz kuşağını da doldurur olmuş tüm kanallarda!

***

O değil de!

En büyük
vurgunu “altın vuruşu” daha dizi başlarken altına yazdıkları Bu Dizi Gerçek bir hikayeden uyarlanmıştır.
İle vurdular, tam da iman tahtamızdan.

Sakın tepki
vermeye eleştirmeye kalkmayın sizi size izletiyoruz dediler galiba, uydurma yok
hepsi sizin hayatınızdan kesitler!

Muhafazakarı
da uçlarda Muhafazakoca da

İmamı da
müezzinide!

Hacısı da
hocası da öğretmeni de doktoru da mütahiti de mücahiti de…

Sağcısı da
solcusu da!

Libererale didarele, komüniste
kapitaliste
derken
alayımıza değindiler dizilerde!

***

Sonra da
sokaklarda Mikrofon uzattılar Nasıl Bir Cumhurbaşkanı istersiniz diye!

Her şeyin
iyisini hak ediyoruz ya!

Bi o kaldı
hayalini kurmadığımız!

Daha uzatırım
lafı ya bir yerde bitirmek lazım!

***

Demem o ki
bence de Cumhurbaşkanı adaylarına
sormaları lazım kazanırsanız nasıl bir Millet istersiniz diye!

El birliği
ile bozulanı, tek başınıza nasıl düzelteceksiniz diye!

Halkınızın
orta doğulu yaşayıp Avrupalı muamelesi görme fantazisi hakkında ne
düşünüyorsunuz diye sorsunlar bence!

Cumhurbaşkanı
adaylarına!

***

Sanki siyasetçileri
illegal talepleri ile bu hale “BİZ” getirmemişiz gibi,

Hazreti Ömer ve
sahabe örnekleri ile sizi eleştirmeleri hakkında ne düşünüyorsunuz diye
sorsunlar!

Dizilere
filmlere konu olan Müge Anlı, Esra Erol, Didem Arslanların konularına
yetişemediği hayatı yaşayan birilerinin sizin Evliya olmanızı hatta kiminin de
size Evliya imişsiniz gibi davranması hakkında ne düşüyorsunuz diye sorsunlar!

Ha bide olacak
olamayacak herkesin her seçimde aday adayı olma arzusu, siyaset aşkı hakkında
ne düşüyorsunuz diye sorsunlar!

Faceboka üç
beş resim,

Kandil, Cuma,
8 mart ve anneler günü kutlamaları, cep telefonlarına yollanan toplu mesajlar
ile insanları bezdirme ve bir iki yerel gazetede de haberi varsa tamam!

Sonra, sen
aday çık biz arkandayız gazlamaları!!!

Arada parası
ve duyguları harcanan garibanlar!!!

Ülke
genelinde %1 oyu olan partinin İstanbul 2. Bölge 27. Sıra adayına yapılan sayın
vekilim goygoyları!

***

Değil 600 vekil 600.000 kadro olsa
yetmez.

Okulu olsa Atanamayan
Milletvekili sayısı atanamayan öğretmen sayısından fazla olur ya neyse!

Ben
siyasetçileri de çok mecbur kalmadıkça eleştirmeyeceğim, onların hayatı gerçekten
çok zor!

Onun içindir
ki her türlü tutarlı tutarsız davranış ve konuşmaya hakları olduğunu
düşünüyorum,

7 x 24 göz
önünde olmak insanların her talebine çözüm bulmaya ve ya dinlemeye mecbur
kalmak,

Bir kısım insan “CKA” Ortaköyde cami
resmi paylaşıp kumpir ve elma dilim patates yerken,
kahvehane, dernek, lokal ve gariban
mahallelerinde gezmek, dert dinlemek.

Bir dönem çıkarı olanlar tarafından
için baş tacı edilip
bir
süre sonra aynı kişi ve kişiler tarafından alaşağı edilmek

tivitırda eleştiri, küfür hakaret ile facebokta bağlılık ve güzellemeler
arasında yaşamak

Kolay iş
değil.

Allah
hepsinin yardımcısı olsun, bence Ortaköy ve elma dilim patates daha mantıklı.

Bu hafta da
böyleyken böyle, selam ve dua ile…