“Hayır” bunun neresinde, denmeye!

56

Adam, her zaman tıraş olduğu berberin koltuğuna oturur oturmaz: “Ustam, saçlarımda çok ak var mı?” diye soruvermiş. Berber: “Biraz sonra önüne düşünce akı karayı görürsün.” diye cevap vermiş.

Ülkemizde on ay önce yapılan merkezi hükümet seçiminden sonra şimdi de yerel yöneticileri belirleyen seçimler yapıldı. Kimi galibiyetten, kimi mağlubiyetten söz etti; kimi de “Bu seçimin galibi de mağlubu da yoktur, kazananı vardır, o da Türkiye’dir, dedi. Ama bir gerçek var: Ak ve kara ortaya çıktı.

Seçim sonunda siyasi liderler kendine yakışan, sağduyulu açıklamalar yaptılar. Bir siyasi parti lideri olan Cumhurbaşkanı: “31 Mart, aynı zamanda bizim için dönüm noktasıdır. Seçilen adayları kutluyorum. Biz, vatandaşımızın mesajını aldık. Her olanda hayır vardır. Yanlışlarımızı düzelteceğiz.” dedi.

Şüphesiz, her olanda hayır vardır. Durduğun yer ve baktığın taraf önemlidir. Kişi aradığını bulur. Seçim sonuçlarıyla kavga edilmez; ancak sonuçlardan ders çıkarılır. Davası olanın mağlubiyeti olmaz, mağlubiyet davadan vazgeçmektir. Dava, millete en iyi şekilde hizmet davasıdır. Davası olmayanın galibiyeti de saman alevi gibidir; parlar ve söner, biraz da etrafı dumanlar ve kokutur.

Seçim sonuçlarını tahlil ederek siyasi bir yazı yazmış olmak istemiyorum. Her parti, kendi hesabına değerlendirme yapacaktır. Ancak “Vatandaşımızın mesajını aldık, yanlışlarımızı düzelteceğiz.” dendiği halde herhangi bir şeyin değişmediğini de çok iyi hatırlıyorum. Eğitim politikalarındaki yanlışlıklar, genç elaman yetmezliği, kalitesizliği veya zeki gençlerin ülke dışına kaçma isteği; ekonomi politikalarındaki yanlışlıklar da hayat pahalılığı sonucunu doğurdu. Bana göre bu seçimlerin gerçek galibi, enflasyondur. Ben buradayım, beni ciddiye almayan kaybeder, dedi.

Ortaya çıkan tabloda, merkezdeki iktidar yerelde muhalefet, muhalefet de iktidar olmuş görünüyor. Bu da bir kader. Belki ülkemizin böyle bir tecrübe yaşaması, ileriye dönük bir ders çıkarması gerekiyordu. Dedik ya, olanda bir hayır vardır.

İşi, konuşmak, israf edeceği vakti geniş olanlar, sonuçlarla ilgili bol bol gerekçe üretebilir, dedikodu yapabilirler. Allah’ın bir yasası var: “Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız bilin ki o topluluk da benzeri bir yara almıştı. O günleri biz insanlar arasında döndürüp duruyoruz ki Allah gerçek müminleri ortaya çıkarsın ve uğrunda şehitleri olsun diye. Allah, zalimleri sevmez.” buyurur Al-i İmran suresinde. Evrende coğrafik yapı inişli çıkışlı olduğu gibi, sosyal olaylar da inişli çıkışlıdır. Zaman, evrilip çevrilir. Bu yasaya direnmek, sadece yorgunluk doğurur. Kişi olarak bizim, bu iniş ve çıkış yolculuğunda hangi istikamete baktığımız, samimiyetimiz, hangi seferde bulunduğumuz önemlidir. Hayırda yarışanlar, millete hizmet davasını üstlenenler için kaybetmek diye bir şey söz konusu değildir.

Bir de çok kişinin bildiği şu gerçeği göz ardı etmemek gerekiyor: Türkiye’de bir görünen, bir de görünmeyen iktidar var. Görünen sivil iktidarı, görünmeyen iktidar belirliyor. Bu iktidarın temel amacı, devletin bekası. Siyaset alanı, bir tiyatro sahnesi. Sahneye, siyasi konjonktüre göre oyuncular çıkarılıyor. Kişiler, sahnede rollerini bazen uzun, bazen kısa süreliğine icra ediyorlar. Onlar daha sonra perde arkasına geçiyorlar. Adına halk dediğimiz seyirciler de kendi duygularına veya oyundan beklentilerine göre kahramanlara alkış tutuyorlar, yuh çekiyorlar, öfkeleniyorlar. Son kullanım tarihi gelen siyasi figürlere, örgütlerine “paydos” deniyor, ama oyun hep devam ediyor.

Tarihin bu diliminde, kısa soluklu son siyasi değişiklik sebebiyle kimse üzülmesin, sevinmesin. Ancak makam, itibar, kazanç kaybetmekten korkanlar üzülebilir, söz konusu fani değerleri kendine hedef koyanlar  sevinebilir. Bu tip insanlar için de kavga etmeye, eşini dostunu kırmaya, ona buna küsmeye değmez.

“İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” ilkesi, istikametimiz olmalıdır. Kutup Yıldızı hiçbir zaman önemini kaybetmez. Yolu yanlış olanlar da doğru olanlar da ondan faydalanır. Yanlışın, doğru ile yanlışı ayırt edebilme kabiliyeti yoktur. Bir doğru bütün yanlışları gösterebilir. Doğru yer, hakikattır. Hakikat noktasında anlaşamayanlar varsa bunlar da öncelikle kendilerini ölümsüz ölçülerde test etmelidirler. Özel ve genel manadaki bu ölçüleri burada saymanın gereği yok. İsteyen bulur.

Hayır doğrarsan aşına, hayır gelir kaşığına. Yakından uzağa doğru, herkes, her şey için hayırlar diliyoruz. Seçim sonuçları hayırlar getire… “Hayır” bunun neresinde, denmeye!