Dünya 4.0

104

“Nesnelerin interneti” tabirini yıllardır duyuyorum.
Belki on yıllardır. Fakat verilen misal genellikle, içinde nelerin eksildiğini
kendi kendine anlayıp süpermarkete kendi sipariş veren bir buzdolabıydı. Bu
herhalde hayatımızda ihtilal yaratacak bir sıçrama değildi.

Şimdi işler değişti.

Artık nesnelerin internetinin yoldaşları geldi. Bir
birine omuz veren bir dizi teknoloji yaşayışımızı değiştiriyor. Ben de
birçokları gibi geleceğin tahmin edilemeyeceğini düşünenlerdenim.  Ancak
artık gelecekten değil bugünden bahsediyoruz. Henüz doğuş halindeki bugünden.

Nedir bu teknolojiler? 5G, yeryüzüne yakın uydu
sistemleri, nesnelerin interneti ve yapay zekâ. İsterseniz biyoteknolojiyi, üç
boyutlu baskıyı ve yakıt pillerini de ekleyebilirsiniz. Bunlar gelecekte değil,
bugün mevcut.

Her yerde, her zaman internet

Bunların bir kısmına Endüstri 4.0 de deniyor. Dünya 4.0
demek daha doğru. Dünyanın numeratörü yok gerçi… Hayatımızın neredeyse her
yönünü kökten etkileyecek bir dalganın bileşenleri bunlar.

Niçin hep birlikte ortaya çıkıyorlar? Tesadüf mü? Hayır.
Her teknoloji bir başkasına dayanıyor, kendisi de başkalarını mümkün ve gerekli
kılıyor.

Çoğunun kökünde internet var. Geçen asırda bir yazar,
“Evernet” diye bir gelecek tahmini yaptı. Öyle bir internet ki herkes, her an
bağlı olacaktı. Bu tutan ender tahminlerden oldu. Cep telefonlarımızla, daha
doğrusu hücre telsiz teknolojisi GSM ile internet’e her an bağlıyız. Salgında
görüşmelerimizi, toplantılarımızı, konferanslarımızı evernetle yapabileceğimizi
fark ettik.

Fakat yavaşlığı, gecikmeli yayınları, arada sırada
kopuşları da fark ettik. Herkesin hissetmedği, teknik adamların gayet iyi
bildiği başka eksikler de var. Saniyenin ondalık kesirleriyle ifade edilen
gecikmeler kabul edilemez. Bunlar bir an önce insanın algı sınırının altına,
saniyenin yüzde birleri mertebesine, milisaniyelere inmeli. Yetmez. Bağlantıdan
gelen veri miktarı sınırlı. Bunun da hiç olmazsa on kat artması lazım.

Musluk mu çağlayan mı?

İşte bu yavaşlığı ve gecikmeyi sıfıra indirecek iki
teknoloji daha bu yıl, gelecek yıl; parasız ülkelerde belki birkaç yıl sonra
gelecek, geldi. İki teknoloji: Birincisi, İnternet’in bant genişliğini ve
hızını on kat arttıran 5G; ikincisi dünyaya yakın uydu ağı.

Hızın ne demek olduğu belli. Bant genişliği ne? Verinin
debisi. O ne? Hızla bant genişliğinin karşılaştırmasını, musluktan akan suyla,
bir çağlayandan akan suyu göz önüne getirerek yapabiliriz. İkisi de tam tamına
aynı hızla düşer ama bant genişlikleri farklıdır.

Bant geniş değilse, mesela yazı iletebilirsiniz ama ses
gitmez. Ses gider, fakat görüntü gitmez veya bozuk gider… Bunlar bant genişliği
sıkıntıları. 5G bant genişliği problemini bir vuruşta hallediyor. Şu ankini 10
kat arttırıyor. Saniyede megabitlerden, gigabitlere çıkarıyor. 3G, 4G,
5G’lerdeki G’ler İngilizcedeki “generation” kelimesinin ilk harfi. 3., 4. ve 5.
nesil veya kuşak demek.

Bir başka karşılaştırma yapalım: Bugünün 4G’si, bir
kilometre karede dört bin cep telefonuna veya başka alete ulaşabiliyor. Önemli
bir olayda, mesela depremde cep telefonlarının kilitlenmesi bundan.  On
binlerce telefon birden hizmet isteyince, ağ tıkanıyor. 5G’de bu rakam
kilometrekarede bir milyona çıkıyor.

Saatte bir milyar kilometre hız yetmiyor

Gecikme başka bir problem. Internet üzerinden oyun
oynayanlar iyi bilir. Size ateş eden düşmanı öldürmek için tuşa, düğmeye, bir
yerlere basarsınız ama sizin çektiğiniz tetik, oyunu yayımlayan sunucu
bilgisayara saniyenin onda biri kadar bir gecikmeyle giderse, program sizin
öldüğünüze hükmeder ve “Game over! – Oyun bitti!” der. Televizyon, sesin
karadan, görüntünün uydulardan geldiği bir basketbol maçını verirken, top henüz
havadayken anlatıcının heyecanla “Üç puan!” diye bağırmasını duymanız
bundandır. Veya size yolunuzu tarif eden sistemin, kavşak geçildikten sonra
“sağa dönün” demesinin. Navigasyon(GPS) uyduları da yüksek. 20 000 km’de
dönüyorlar ve yerinizi belirlemek için her seferinde üç uyduyla iletişim
gerekiyor.

Gecikme, mesaj giderken araya giren bilgisayarların
postacılık yapma hızlarından da kaynaklanabilir. İnternet teknolojisinde ağ
dediğimiz şey bilgisayarlar ağıdır ve size gelen veya sizden giden bilginin
nereye, nasıl gönderileceğini ağdaki bilgisayarlar kararlaştırır. Gecikmeye
sebep olan ikinci etmen ışık hızıdır. Günümüz bilgisayarları o kadar hızlı ki
iletişimi asıl yavaşlatan ışığın sınırlı hızı: 300 000 km/s. Okuyucum
kilometre saate alışıktır, saatte bir milyar kilometre civarında bu hız. Yüksek
yüksek olmasına da insanlara yetmiyor. Einstein’ın görecelik kanunlarına göre
de çaresi yok. Hiçbir ileti, bundan hızlı gidemez. Hızı arttıramadığımıza göre
mesafeyi kısaltmamız lazım.

Bunun bir çaresi Elon Musk’ın Starlink uyduları. Onu bir
dahaki yazıma bırakayım.(Alıntı: Milli Düşünce Merkezi)

Bayramınız bayram olsun.