Dostça Bir Uyarı.

24

1 Kasım 2015 Genel Seçimleri’nden sonra ülkenin ümidi olan MHP’deki tartışmalar, Türkiye’nin milli birlik ve bütünlüğünden yana olan, önce Türkiye diyebilen, iç ve dış ihanetleri fark edebilen herkesi üzmekte ve düşündürmektedir.

Farklı siyasi partilere oy vermiş ama milli hassasiyete sahip vatandaşlarımız, ülkenin demokratikleşme ve çözüm süreci tuzaklarıyla nereden “nerelere” getirildiğini, açılımlarla nerelere açıldığımızı, maalesef neleri tartışır hale getirildiğimizi fark etmek durumunda kalmışlardır. Geleceğe olan güven sarsılmış, kötümserlik yaygınlaşmış; yavaş yavaş ülkemizin Türkiye olmaktan çıkarıldığı, Yeni Türkiye ve Anayasa ambalajı altındaki kumpasların kurulduğu ve Anayasa ihlallerinin var olduğu görülmüştür.

Bu düşündürücü ve üzücü ortamda ülkenin birlik ve bütünlüğünden yana olan başta siyasi partilerin iç çalkantılardan uzak, istikrar ve kararlılık içinde ve yasalara saygılı olmaları beklenir. Tuzaklar ve engeller ancak birlikte aşılabilir. Bu kargaşa ortamı, ülke aleyhine çözümleri;  Kıbrıs’ta, Ege’de, AB üyeliği sürecinde, terör ve ırkçı bölücülükte bizi zor bir sürece sokmaktadır. Orta Doğu ve Türkiye, sözde dost ve müttefiklerimizin istediği gibi şekillendirilmeye zorlanıyor. Sevr özlemi artmıştır. Bize silah bırakmamış, başarısız iç savaş denemelerine kalkışmış, halktan beklediği desteği bulamamış, cami bombalayan katiller sürüsü ile tekrar mütareke ve pazarlık masalarında buluşma teklif ediliyor.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın beyanları ile Başbakan’ın bazı açıklamaları birbiriyle çelişiyor. Türkiye’nin; Türkiye’yi Türkiye yapan değer ve ilkelere, sembollere, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesine sadakatle bağlı olanlara ihtiyacı vardır.

Milli irade, Milli Kurtuluş Savaşı’nı yapan, ona katılan ve onu Cumhuriyet ile taçlandıran iradedir. O irade dışlanarak, ondan rövanş alınarak demokrasi güçlendirilemez. Bölünerek, ufalanarak demokrasi yaşatılamaz. Bazıları zaten demokratik parlamenter rejimi rafa kaldırmakla meşguldür. Demokrasi, milletleşmiş toplumların rejimidir; kalabalık, sürü olanların ve etnik tuzaklara esir düşenlerin değil…

Böyle bir ortamda herkese düşen sorumluluk artmaktadır. Herkes fedakârlık yapabilmeli, yanlış beyanlarla iç çatışmayı tahrik etmemelidir. Şahıslar gelip geçicidir; ama Türkiye Cumhuriyeti ve ona gönülden bağlı olan parti ve kuruluşlar süreklidir. Artık doğruluğu test edilmiş milliyetçi tezlere bağlı olanlar, birbirini tamamlayabilirler, rakip değillerdir.

Nefislerimizi terbiye etmeyi öğrenebilelim. “Biz” merkezli davranalım. İç sahada top oynama kolaylığını ve hizipçiliği aşalım. İstişareyi, kendi insanına sahip çıkmayı, tevazuyu unutmuşa benziyoruz. Gurur ve kibiri bırakalım. Aristokrat siyasetçinin başarı şansı yoktur. Şehirli olmanın olumlu taraflarını yakalayalım. Dedikodulara dayalı hain üretmekten uzaklaşalım. Birbirimize karşı kullandığımız uslûba dikkat edelim. Hizmeti geçen herkese karşı saygılı olalım. Konuştuklarımıza ve yazdıklarımıza biraz dikkat edelim. İleride istenmeyen ve üzücü olayların sorumluları olmayalım. Düşman göstermelik dost olmuş; onları sevindirmeyelim.

 

 

Önceki İçerikÜlkücülere Söylenenler
Sonraki İçerikBaşarı Tesadüf Değil
Avatar photo
1944 İstanbul doğumludur. Orta Öğrenimini Maarif Kolejinde, yüksek öğrenimini İktisadî ve İdari Bilimler Yüksek Okul'unda tamamlamıştır. 1967'de İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne asistan olarak girmiştir. Ord. Prof. Dr. Z.F. Fındıkoğlu'na asistanlık yapmıştır. 1972'de "Bölgelerarası Dengesizlik" teziyle doktor, 1977'de "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" teziyle doçent, 1988'de de profesör olmuştur. 1976 Haziranında yurt dışına araştırma ve inceleme için giden Erkal 6 ay Londra ve Oxford'ta inceleme ve araştırmalar yapmış, Doçentlik hazırlıklarını ikmal etmiştir. 1977 yılında hazırladığı "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" isimli Eğitim Sosyolojisi ve Eğitim Ekonomisi ağırlıklı tezle Doçent olmuştur. 1988'de Paris'de, 1989'da Yugoslavya Bled'de yapılan milletlerarası UNESCO toplantılarında ülkemizi birer tebliğle temsil etmiştir. 1992 Yılında Hollanda'da yapılan Avrupa Konseyi'nin "Avrupa'da Etnik ve Cemaat İlişkileri" konulu toplantısına tebliğle katılmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi dışında dönem dönem Harp Akademilerinde, Gazi Üniversitesi'nde, Karadeniz Teknik (İktisadi ve İdari Bilimler Yüksek Okulu) ve Marmara Üniversitelerinde de derslere girmiştir ve konferansçı olarak bulunmuştur. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Bölümü ve İktisat Sosyolojisi Anabilim Dalı Başkanı, Metodoloji ve Sosyoloji Araştırmaları Merkezi Müdürü, İstanbul Üniversitesi Senato Üyesi, Aydınlar Ocağı Genel Başkanı ve İstanbul Türk Ocağı üyesi olan Prof. Dr. Erkal'ın yayımlanmış ve bir çok baskı yapmış 15 kitabı ve 700 civarında makalesi vardır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde Pazar günleri makaleleri yayımlanmaktadır. Prof. Dr. Erkal evli ve üç çocukludur. Dikkat Çeken Bazı Kitapları : Sosyoloji (Toplumbilimi) (İlaveli 14. Baskı), İst. 2009 Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri, İst. 1978 Bölgelerarası Dengesizlik ve Doğu Kalkınması,(2. Baskı), İst. 1978 Sosyal Meselelerimiz ve Sosyal Değişme, Ankara 1984 Bölge Açısından Az Gelişmişlik, İst. 1990 Etnik Tuzak, (5. Baskı), İst. 1997 Sosyolojik Açıdan Spor, (3. Baskı), İst. 1998 İktisadi Kalkınmanın Kültür Temelleri, (5. Baskı), İst. 2000 Türk Kültüründe Hoşgörü, İst. 2000 Merkez Binanın Penceresinden, İst. 2003 Küreselleşme, Etniklik, Çokkültürlülük, İst. 2005 Türkiye'de Yolsuzluğun Sosyo-Ekonomik Nedenleri, Etkileri ve Çözüm Önerileri (Ortak Eser), İst. 2001 Ansiklopedik Sosyoloji Sözlüğü (Ortak Eser), İst. 1997 Economy and Society, An Introduction, İst. 1997 Yol Ayrımındaki Ülke, İst. 2007 Yükseköğretim Kurumlarının Bölgelerarası Gelişme Farklılıkları Açısından Önemi ve İşlevleri, İTO, İst. 1998 (Ortak Araştırma)