25.5 C
Kocaeli
Pazar, Ağustos 9, 2026
Ana SayfaDin ve Ahlâkİstibdat ve Demokrasi

İstibdat ve Demokrasi

İstibdat; tahakküm, zorbalık ve zorla hükmetmektir. Keyfî muameledir.

Kuvvete dayanarak yapılan cebir ve baskıdır. Tek reyin hâkimiyetidir.

Tek bir kişinin görüşü, arzusu ve kötü kullanmaya son derece müsait / uygun bir zemindir.

Zulmün, haksızlık ve eziyetin temelidir.

İnsaniyetin mahvedici ve yok edicisidir.

Sefalet / sefillik, perişaniyet, düşkünlük ve yoksulluk derelerinin en aşağısına;

İnsanı tekerlendirir. İnsanlık âlemini zillet / alçaklık, hakirlik ve aşağılık durumuna düşürür.

Garazları, kötü maksatları, husumet ve düşmanlıkları uyandırır. İslâmiyeti zehirlendirir.

Hatta istibdat zehirinin her şeye sirayetine / bulaşmasına zemin hazırlar.

Anlaşmazlık ve ihtilâfların; birbirine zıt ve değişik yönlerinin farklılıklarını;

Müslümanlar arasında ortaya çıkmasına sebebiyet verir.

Böylece, iman ve İslâmiyetten uzaklaşan fırka ve grupların, zuhuruna yol açar.

İşte bütün bunların ortaya çıkmasının yegâne / tek sebebi istibdat;

Yani kanun ve nizama tâbi olmayan;

Keyfî, baskıcı yönetim olan, zulüm ve tahakküme yol açan istibdatın ta kendisidir.

Evet, taklidin / delilsiz olarak hareket etme, dindeki delilinden habersiz olarak,

Keyfî bir hükümle amel etmenin yol göstereni;

Siyasî istibdat ve baskıdan meydana gelen ilmî / bilimsel istibdattır ki,

İslâmiyeti düzensiz ve karmakarışık bir hâle getiren

Fırka ve grupların doğmasının nedeni olmuştur.

İşte mahiyeti bu derece öldürücü bir zehir hükmünü almış bir istibdadı;

Osmanlı Devleti’in son yıllarında bu millet yaşadı.

Fakat bütün bunlar milletin uyanışıyla aşıldı.

Artık çok gerilerde kalmış olan ve başımızdan savmış olduğumuz istibdadın;

Bir daha gelmesine fırsat vermemek için, Demokrasi denen nimetin kıymetini bilelim.

Bir daha elimizden kaçmasına fırsat vermeyelim.

İşte Demokrasi’nin dayandığı iki temel:

“Ve işlerde onlarla istişare et (onlara danış).” (Âl-i İmran Suresi: 159)

“Onların aralarındaki işleri istişare (fikir alışverişi, danışma iledir.” (Şûra Suresi: 38)

Âyetlerinin tecellîsi / görünme ve yansıması,

Yani şer’î meşveret / dine uygun olarak yapılan meşverettir.

O nuranî / nurlu varlığın; kuvvete bedel, hayatı haktır. Kalbi marifettir. Lisanı muhabbettir.

Aklı kanundur. Şahıs değildir.

Evet, Demokrasi milletin hâkimiyeti ve egemenliğidir.

Tüm şevk, istek ve neticeleri, yüce his ve güzel duyguları uyandırır.

İslâmiyetin bahtını, kader ve kısmetini ve Asya’nın talihini daha da açacaktır.

Devletimizi ebedî ve ölümsüz kılacaktır.

Demokrasi ile idare edilen bir millet; bakileşme yolunda berdevam olup,

Daima bu yolun yolcusudur. Öyleyse ümidsizliğe mahal yok.

Bir ince tel gibi, her tarafa heva ve hevesini çevirmeye meyilli olan; bir tek kişinin;

Rey ve görüşüne dayalı istibdat yönetimini; Demokrasi; sarsılmaz bir demir direk gibi,

Ağzı körelmez bir elmas kılıç gibi olan Kamu Oyu’na dönüştürür.

Öyleyse, hürriyeti isteyenlerden olun. İnsaniyetin özü olan cüz’î iradeyi edinin.

Çünkü, Demokrasi’de meşveret denen anahtar; her müşkili çözdü ve çözer.

Çünkü, Millet göründü. Millet harekete geldi.

Milliyet içinde, İslâmiyet de ışıklandı. Şevk ile meyil ve harekete geçti.

Kısaca Demokrasi; her bir şeye titreşme ve titreşim; yani canlılık verdi.

Muhsin Bozkurt
Muhsin Bozkurt
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.

Seçtiklerimiz

spot_img