Kitabı öyle okumalı ki,
Okuyanı geçmişe çekmeli.
Geleceğe kanat açtırmalı.
İşte, bu şekil okuyan birinin;
Hâlet-i rûhiyesini dile getirmesi:
Yer yer ağlayarak okudum!
Zaman oldu;
Geçmişin havasını soludum.
An geldi;
Yükseldim göklere.
Selâm verdim Meleklere.
Çıkmış gibi oldum, Mele’-i A’lâya.
Açtım ellerimi;
Rabbime etmek için duaya.
Sanki erdi başım;
Yldızlara ve Ay’a.
Sual dalgaları içinde,
Yükseldim semaya!
Cevaplar geldi, arka arkaya.
Gâh maziye indim.
Gâh hâlde yaşadım.
Bazen oldu ki,
İstikbâle kanatlandım.
Mahza akıl,
Fikir ve mantıkla örülü,
Tefekkürle müzeyyen / süslü;
Mânâ Cenneti’ne girdim!
“Ölmeden önce ölünüz!”
Sırrına erdim.
Türk ve Dünya insanlarının;
Mes’eleleriyle,
Zihnen yoğrulup durdum.
Kaosta nizamı,
Karışımda terkîbi,
İnsanda Esmâyı,
Müşahede ettim.
İnsan yaratıldığıma;
“Bin şükür!” dedim.
Okunan eserler;
Gençlere iksir,
Yaşlılara şifa,
Hanımlara;
Cennet-âsâ bir yuva;
Tefekküre açılan;
Bir ova.
Tüm insanlığa;
Örnek olmalı,
Okumak; doyasıya.


