Tik

43

Yıl 1992 Tuzla Deniz Harp Akademisinde Askerim. Akademide
Sancak nöbeti ile ilgili anlatılan olayı hatırladıkça gülerim. İki asker nöbet
tutar koridorda amaç sadece sancak nöbeti tutmak değil okul komutanı gelirken
Hazır ola geçilir ve tekmil verilip sağ ayak kaideye öyle bir vurulur ki tüm
koridor inleyince herkes anlar okul komutanının geldiğini. Yine böyle bir gün
okul komutanı gelir Törensel tekmil verme işlemi öylesine güzel yapılır ki
komutanın hoşuna gider ve aferin asker derken omuzuna dokunur ve asker istemsiz
bir şekilde komutanın şeceresine tüm iyi niyet dileklerini sayıverir. Asker mahcup,
korkuyla karışık özür ve mahcubiyeti birbirine girmiş, Komutan ise akıllı ve
güngörmüş, hiçbir şey demeden odasına girer ve bölük komutanını arayıp bir daha
bu askere böyle bir görev verilmemesini söyler.

Bir başkası ise güdümlü roketatar gibiydi ismini  söylüyor ve omzuna dokunuyorsun hedefe seri
şekilde saydırıveriyor. Gözünden yakaladığın bir başkasına ise yaptırmadığın
kalmazdı. Uğraşmaya görsünler canını çıkarıverirler adamın…

Garibim Anadolu’nun bağrından kopup gelmiş birçoğu Doğu ve İç
Anadolulu gençler Kim bilir hangi travmalardan sonra böyle bir istemsiz kas
kasılması ya da davranış şekli olarak tanımlanan TİK sahibi olmuş bilinmez.

Hassasiyet tanımının dışında bir durum bu; An itibariyle
insanın akıl ve kas kontrolünü kaybettiği anlardır ve bazen geri dönülemez sonuçlara
neden olabilir.

Milletlerinde TİK’i vardır. Farklı guruplar farklı tepkiler
verir akıl ve mantığın devre dışı kaldığı bu durumlarda.

Anadolu gibi bir coğrafyada yaşayacaksın onlarca devlet
kurup yıkacaksın dünyaya kafa tutup savaşacaksın aç kalıp öleceksin kellen
vurulacak haksızlık zulüm ve yağmalarla dolu bir tarih, bu millete travma
yaşatmasında ne yapsın. Sana sevdanın yolları bana kör kurşunlar misali eza ve
cefa millete. Şan, şeref ve sefa ise yönetenlere…

Yakın tarihimizde travmalarla dolu; İdam edilen, vurulan,
darbeler ve muhtıralar, adam kayırmalar, yolsuzluklar, ekonomik buhranlar, Ne
sağı solu kaldı, ne mini eteğiyle başörtüsü kurcalanmadık; Bu Millet şöyle
rahat bir şekilde oturamadı ki bu topraklarda hep bir kurcalama hep bir
rahatsızlık verme derdiyle iç ve dış mihraklar dürttüler de dürttüler.

Haliyle çok fazla TİK oluştu. Bazen seçim zamanı dokundular
TİK’ine, bazen kışkırtmak için … O an için ne yaptığını bilmeden oy da
kullanıyor, otel basıp adam da yakıveriyor. Bazen aynı anda farklı yerlerine
dokunarak başını ayrı dibini ayrı oynatıveriyorlar. Milleti çözdüm diyenlerin
elinde oyuncak olduk yıllarca. Ortalık sakinleştiğinde ise birileri voleyi
vurmuş oluyor.

Siyasetçisinden, haberlerine kadar TİK’imize dokunan
dokunana… Artık yoruldu millet duyarsızlaştı. Eğer istenen bu ise Türk milleti
üzerinde oynanan bu oyun tuttu, millet ferasetini, adaletini, ehliyetini,
basiretini kaybetti.

GÜNDEMİMİZE BAKIYORUM İKTİDARINDAN MUHALEFETİNE
SEMPATİZANINDAN NEFRET EDENİNE KADAR HERKES BELALTI VURMA DERDİNDE. KİMSE
DOĞRULARIN DAHA DOĞRUSU HAK VE HAKİKATİN DERDİNDE DEĞİL, MİLLETİN TİKİYLE
UĞRAŞIP İSTEDİĞİ ŞEKİLDE OYNATMA DERDİNDE AMAA DEMEDİ DEMEYİN BU MİLLETİN SAĞI
SOLU BELLİ OLMAZ. TİKİYLE BU KADAR OYNAYANLARA SÖZÜM…

“ YETER ARTIK UĞRAŞMAYIN MİLLETLE, İŞİNİZİ DOĞRU YAPIN YOKSA
BU TİK DENİLEN İLLET ELİNİZDE PATLAR NE YAPACAĞINIZI BİLEMEZSİNİZ “