Rüşvetle Mücadele Yargıda Mı Siyaset Meydanında Mı Olur?

148

AK Parti Ankara İl Başkanı Hakan Han Özcan, Ankara Büyükşehir’le ilgili bir rüşvet iddiasında bulundu.

ABB’nin iştiraklarından “Halk Ekmek’te bir rüşvet şebekesi var, (20-40 bin TL) para karşılığı işe alım yapıyorlar” diyen Özcan, bu şekilde rüşvet karşılığı 200 civarında işçi alındığını iddia etti.

Bu iddia önemli bir suç ihbarıdır. Böyle bir suç şebekesi varsa ve Hakan Özcan bu bilgiye sahipse, bunu açıklayarak suçluların ortaya çıkarılması için bir vatandaş olarak doğru yapmıştır.

Hukuken “Suçluların cezalandırılmasını devletten istemek, kişi açısından bir hak olduğu gibi; herhangi bir suç̧ olgusunun gerçekleştiğini öğrenen kişinin, durumu suçu takibe yetkili makamlara bildirmesi, aynı zamanda bir yükümlülüktür. Bu itibarla, herhangi bir suç̧ olgusunun gerçekleştiğini öğrenmesine rağmen durumun suçu takibe yetkili makamlara bildirilmemesi, Türk Ceza Kanunu’nda bir suç olarak tanımlanmıştır.

“Suçu bildirmeme” başlığını taşıyan TCK m. 278 uyarınca;

“İşlenmekte olan veyaişlenmiş̧ olmakla birlikte, sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması hâlen mümkün bulunan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Hakan Özcan’ın yapması gereken şey, bu iddiasının belgelerini de vererek yetkili makamlara başvurması yani savcılığa suç duyurusunda bulunması ve İçişleri Bakanlığı’nın teftişini istemesi idi. Bunları yapmadığı anlaşılıyor.

Hakan Özcan suç duyurusunda bulunmasa bile kamuya açık olarak bu açıklamaları yaptığı için C. Savcılarının harekete geçerek soruşturma başlatması, Bakanlığın da inceleme yapmak üzere müfettiş göndermesi gerekirdi.

İktidar partisinin Ankara il başkanının böyle bir iddiasını hem savcıların ve hem de İçişleri Bakanlığı’nın görmezden gelmesi iddianın ciddiye alınmadığı anlamına gelir mi bilemiyorum.

***********************************

Mansur Yavaş’ın Yöntemi Hukuk

Bu defa olması gereken yasal süreç tersten işledi. İddianın muhatabı olan Ankara BB Başkanı Mansur Yavaş teftiş başlattı. Belediyeden yapılan açıklamaya göre teftiş sonucunda bahsi geçen ve paranın yatırıldığı hesabın sahibi olduğu iddia edilen kişinin belediye personeli olmadığı ortaya çıktı.

Bunun ardından ABB, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. 

Daha da ilginç ve güzel olanı da suç duyurusunda, bu iddiaları gündeme getiren AKP Ankara İl Başkanı Hakan Özcan’ın tanık olarak dinlenilmesi istendi.

ABB Başkanı Mansur Yavaş bir hukukçu olarak hem varsa böyle bir suç şebekesi ortaya çıksın, yoksa da kendisi ve Halk Ekmek yöneticilerinin aklanması imkânı ortaya çıksın istemiş olmalı.

Ancak burada işlenmediğini bildiği halde soruşturmaya ve kovuşturmaya yol açmaya sebep olanlar için TCK Madde 267’de düzenlenen İftira ve TCK Madde 271’de düzenlenen “Suç Uydurma Suçu”nu dahatırlatmamız uygun olacaktır.

***********************************

Yargıdan Bu Korku Niye?

Yukarıda açıklanan gelişmelerden sonra AKP Ankara İl Başkanı Hakan Özcan’ın bir canlı yayında söyledikleri AKP’lilerin zihniyetini yansıtan bir ayna gibi:

“Mansur Bey, siyaseti siyaset alanında değil hep mahkeme koridorlarına çekmeye çalışmıştır. Mahkeme koridorlarında yapılmaz siyaset. Sokakta, meydanda yapılır.”

“Biz bedel ödemeye hazırız. Adliye koridorlarına çekmek istiyor siyaseti, adliye koridorlarında da savunuruz çünkü biz bu gelenekten geliyoruz.”

Bu ifadelerden Hakan Özcan’ın Ankara Halk Ekmek Şirketi içine çöreklendiğini iddia ettiği bir suç şebekesinin etkisiz hale getirilmesi ve cezalandırılması niyetinin olmadığı, bu iddiayı siyasi bir amaç için kullanmak istediği açık değil mi?

Suç işlediğini iddia ettiği yetkililerin (üstelik yargıda iktidar gücünün etkisini iyi bildikleri halde) yargıya başvurmalarından, suç ihbarı yapan Özcan’ın neden rahatsız olduğunu anlayamadım. Bir kamu kurumu içinde rüşvetle iş yapılıyorsa bu suçla mücadele siyaset meydanlarında değil, mahkeme salonlarında yapılır.

AKP İl Başkanının anlayamadığım diğer bir ifadesi de “biz bedel ödemeye hazırız” cümlesi.

Kendisi elinde bir şebekenin suç işlediğine dair deliller, belgeler olduğunu söylüyor. Öyleyse davada tanıklık yaparsa neden bedel ödemek zorunda kalacağını düşünmektedir? Yoksa “iftira” ve “suç uydurma suçu”ndan yargılanabileceğini mi düşünüyor? İnanın ben anlayabilmiş değilim.

****

Özcan’ın bir de “Bizim iddiamız gerçek olmasa müfettiş olmaz. Savcılığa başvurmaz” cümlesi var ki ne diyeceğimi bilemedim.

AKP Ankara İl Başkanına partisini hukukçularının şu temel bilgileri öğretmesinde fayda görüyorum:

Partisinin adında bulunan Adalet, haklılık ve hakka uygunluktur. Hakikatin ortaya çıkarılması için yargıya başvurulur. Herkes yargı mercileri önünde hukuka aykırı bir eylem ve işlemle karşılaştığında, bir iftira ile töhmet altında kaldığında savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir.

***********************************

AKP’nin Rüşvetle Mücadele Yöntemi

AKP Ankara İl Başkanının, hukuk ve siyaset alanlarını karıştırıyor olmasını, partisinin uygulamaları sebebiyle, normal karşılayabiliriz.

Hatırlanacağı gibi 2017’de, İstanbul, Ankara ve Bursa’nın AKP’li büyükşehir belediye başkanlarını, yolsuzluk zannı altında bırakarak istifa ettirdiler.

Mesela AK Partili Mehmet Metiner, CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın programında, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in neden başkanlıktan el çektirildiği sorusuna, “Parsel parsel sattığı için” cevabını verdi.

Fakat bu tür iddialarını yargıya taşımadılar.

“Cumhurbaşkanı’nın emrine uyarak belediye başkanlığı görevini bırakıyorum” diyerek 23 yıldır sürdürdüğü görevinden istifa eden Melih Gökçek ile istifa ettirilen diğer BŞB Başkanları yargılanamadıkları için ne suçlanabildiler ne de aklanabildiler.

Aynı şekilde 17/25 Aralık 2013’te dört bakana yönelik rüşvet ve yolsuzlukiddiaları ile Sedat Peker’in milyarlarca dolarlık rüşvet ve yolsuzluk iddiaları da yargı incelemesinden geçirilemedi. Bu iddialara muhatap olanlar da ne suçlanabildiler ne de aklanabildiler.

Bu örneklerle, Adaleti yargı mercilerinde değil, siyaset meydanlarında ve siyasetçilerin kararlarında arayan zihniyetten hukukun üstünlüğü inancının beklenemeyeceğini bir kere daha anladık.

Önceki İçerik“Mum Gibi Yanan Kerkük
Sonraki İçerikParadigmalar, Dogmalar, Naslar
Avatar photo
Doğum 20.07.1956 BUCAK-BURDUR Eğitim Cumhuriyet İlk Okulu, Bucak Lisesi (Mezuniyet 1973) İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi - Kimya Yüksek Mühendisliği (Mezuniyet 1978) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi (Mezuniyet 1995) Çok sayıda şirket içi ve şirket dışı eğitim programlarına iştirak. (ISO 9000, Toplam Kalite Yönetimi, Verimlilik, İş İdaresi, Pazarlama, İstatistiksel Proses Kontrol, Kişisel Gelişim, Kişisel İmaj ve diğer konularda onlarca eğitim programı) 1978-1980 Akyazı/Sakarya Yonca Süt Fabrikası İşletme ve Laboratuar Şefi 1980-1995 Petkim A.Ş. Yarımca Kompleksi (İşletme Mühendisi, İşletme Şefi, Başmühendis.) 1995-2001 Satış Müdür Muavini 2001-2004 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdür Yrd. 2004 - 01.02.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdürü. 01.02.2007 - 30.09.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi İnsan Kaynakları Müdürü. 01.01.2008 - 30.10.2008 Yantaş Yavuzlar Plastik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı. 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı Kauçuk Ürünleri Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Başkanlığı yaptı. (2001) 03.03.2010- Serbest Avukat Medeni Hal :Evli ve İki Çocuklu Lisan : İngilizce (İntermedite level) Sosyal Faaliyetler :İstanbul Üniversitesi Korosu, Kubbealtı Musiki Cemiyeti ve halen Tüpraş Türk Sanat Müziği Grubunda korist. 250 mühendis üyesi bulunan Petkim Mühendisler Derneği'nde 4 yıl başkanlık yaptı. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nda Başkan Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. Halen Yönetim Kurulu Başkanı. 2001-2002 yıllarında Kocaeli TV' de, "Geniş Açı" adlı siyasi, sosyal, kültürel tartışmaların yapıldığı programın yapımcılığı ve sunuculuğunu yaptı. Halen Kocaeli Gazetesinde haftada bir köşe yazısı yayınlanmaktadır. Bu yazıların tamamı kocaeliaydinlarocagi.org.tr sitesinde yer almaktadır.