Resmî İdeolojiden Resmî Teolojiye Geçtiğimizin Resmidir

40

2002; resmî
ideolojiye
hasımlıkta başı çektiği kabul edilen Millî Selâmet / Refah
Hareketi’nin farklı gömlekli uzantısı Adalet
ve Kalkınma
Partisi’nin iktidarıdır, dolayısıyla resmî teolojinin de
Osmanlı sonrası ilk iktidarıdır.

            Milliyetçi
kanadın da muhafazakârlık adı
altında düştüğü “resmî ideoloji
tuzağı, cumhuriyetle ve laiklik gibi cumhuriyet değerleriyle hesabı olanların bulduğu
bir kavram kılıfı üzerinden devlet karşıtlığıydı.

            AKP İktidarı’nda resmî ideoloji tabirini duymaz olduk.
Neden; resmî ideolojiden resmî teolojiye
geçtiğimizden mi? Resmî teoloji derken de standart din anlayışını kastediyoruz; diyanet bazlı resmî din anlayışını.

            Aslında bu yazının başlığını “Din Sporu ve Ülkemizdeki
Müslümanlık Antrenmanları
” da koyabilirdik. İlk âyeti bile ömründe ‘oku’mayanlar alınır ve namaz-niyaz
hareketleriyle, cenaze-kandil kutsamalarıyla Sırat’tan Cennet’e atlama
taliminde bulunanlar itiraz ederlerdi.

            Yada “Müslümanları
Kıblesi Kâbe mi, ABe mi?
” olabilirdi. Bu defa ‘Niyet ettim Allah için…’
ile başlayan cümleleri ancak ezberleyebilen cami çay ocaklarındaki cemaatimiz
bozulur ve bol ‘tövbe, tövbe’li cümlelerle cevap verme zahmetine katlanırdı.

            Oysa AB ülkelerine sığınmak için onlarca Müslüman ülkeden
insanlar muşambadan botlarla ve kâğıttan can yelekleriyle dünyanın hazin manzaralarından birini sunuyorlar. Ve bu durumun tek
bir savaşla ilgisi yok; her zaman böyle. American
Green Card
’ını alabilen 3-5 bin kişi arasına girebilmek için Türkiye Müslümanları bir taraflarını
yırtmıyor mu?

              Namazda, nüsukta
niyeti dil olarak ‘Allah için’ yapmaktan öte günlük yaşamdaki iş ve
alışverişleri, konu ve komşuluklara yaklaşımları Allah için yapmak lüzumu var. Çevreni
ve beldeni Cennet’e çevirmeden bazı sportif hareketlerle Cennet ödülü

kazanacağını umanlar Kur’an ve
fıtrattan haberdar mı?

            AB ve ABD’den talimat
alan Müslüman idareciler
ile ülkelerindeki İktidar sahiplerinin sözünden çıkmayan din âlimleri / İslamî tipler
bir de yaptıklarını ve yaşadıklarını din
diye
sunmuyorlar mı?

            Hiç sormuyor musun; dünyanın
en mükemmel dini bizde
de, niye
dünyanın en kötü ve en geri medeniyetlerini biz yönetiyoruz?
Bozuk ve
tahrif edilmiş dinlerin mensuplarının ileri medeniyetleri neden gözümüzü kamaştırıyor
peki?

            Soru sormayacaksın, sana da “Rabb’in kim, Dinin ne, Kimin
ümmetisin?”
sorularından başka soru sorulmayacak; cevapları da 70 yıldır ezberliyorsun ya Millî
Piyango sana çıkmasın da kime çıksın?

            “Melekler dişi mi, erkek mi?”
merakındaki Bizans hastalığına tutulduk,
gidiyoruz baht rüzgârına göre. “Tavuktan kurban olur mu”,
“Sakız orucu bozar mı”
ve evlilik, cinsî münasebet gibi işlerin fetva hattıyla büyük hizmetlerde
bulunan Diyanet’imizin reisi de
maşallah Cemil Meriçvari cümleler kurabiliyor.

            Hiç mi Allah
korkunuz yok kardeşim?
Hiç mi cesaretiniz yok? Hiç mi Kuran’ı referans almazsınız? Hiç mi emekli olmadan hakkı
söylememek? Hiç misiniz?

            Hadi Atatürk’ün
kurumunda devletten maaş ve milletten ekstralarla güzel güzel idare ediyorsunuz
da “İnnellezîne yektumûne mâ enzelellahu
min’el-kitâbi ve yeşterûne bihi semenen kalîle. Ulâike mâ ye‘külûne fî
bütûnihim ille’n-nâr
” (Bakara 174) hükmünü nasıl göğüsleyeceksiniz?

            Din
Devlet’in midir, Diyanet’in midir
yoksa Allah’ın mı? Resmî din olur mu?

(13
Ocak 2016’dan 1 Nisan 2021’e selam olsun; du bakali 2026’da n’olcek)