Bilge Kutad Anlatıyor

74

Dengeli ve
sağlıklı beslenme insan bedeni için ne kadar önemli ise, çocuk aklının –
ahlâkının, karakterinin ve alışkanlıklarının şekillenmesi, zekâsı ile birlikte
gelişmesi için çocuk kitapları da aynı derecede önemlidir.

Milletlerin
gelişmesi; kültür, medeniyet ve teknolojide çağın gerektirdiği seviyeye
ulaşabilmesi, yetişkinlerin kitap okuma alışkanlıkları ile doğru orantılıdır.

Uzmanlar,
okuma alışkanlığının çocuk yaşlarda başladığını belirtiyorlar. Çocuklara
ebeveynleri tarafından okunacak veya çocuğun kendisinin okuyacağı kitaplardan
beklenen faydaların sağlanabilmesi için onlara okunan veya kendilerinin
okuyacağı kitapların, seviyelerine uygun olması ilk şarttır. Dilin açık ve
anlaşılır kullanımı hassasiyet gerektirir. İyi yazılmış konu ile uyumlu
resimlerin renk ve çizgilerindeki titizlik, kitabın kalitesini artırır, çocuğun
kitabı ve okumayı sevmesini sağlar.

Bütün bunlar
uzmanlık gerektirir.

Ötüken Neşriyat, en mükemmelini
yapabilmek için konu üzerinde hassasiyetle durmuş, işi ehline teslim etmiş,
Pedagog Gülşen Ünüvar’ın, kadim
kültürümüzün temel eserleri olan Kutadgu Bilig ve Dîvanu Lugati’t-Türk’ten ilham
alarak hazırladığı masalları, şık bir cilt içerisinde, geleceğin kültür
insanlarına sunmuştur. Kuşe kâğıda basılı eserin resimlemesini yine konunun
uzmanı olduğu, çizgilerinden ve renk seçiminden anlaşılan Kübra Ceylan gerçekleştirmiştir.

Emsallerinden
açık ara önde ve üstte olan eser 8 cilttir ve şık bir mukavva kutu içerisine
mücevher gibi yerleştirilmiştir. 20 X 28 santim ölçülerindeki ciltlerde sayfa
adedi, 46 ile 56 arasında değişmektedir. (ikinci cilt 39 sayfadır)

Her cildin ilk
sayfasında ‘Masaldan Evvel’ başlığı
altında takdim yazısı, arka kapağında ise masal diyarına dâvetiye bulunuyor:

Rüzgârlar bulutu
sürükledi, bulutlar yağmuru üfledi, yağmurlar vâdiyi besledi. İşte o vakit
yemyeşil çayırların tam ortasından bir masal çıkageldi.

‘Merhaba! Benim adım Bilge
Kutad.’ dedi. Altın değerinde öğütler ekledi her cümlesine. Erdem, yiğitlik bir
de iyi yüreklilik koymuştu nakışlı heybesine. Bütün çocukların kapısını tek tek
çaldı. Çünkü onlara diyecek sözleri vardı. Heybenin içindeki masallardan bir
kuş havalandı önce. Adı Ala Çumguk, tüyleri ipince. Yaşadığı vâdide bir gün
esrarengiz sesler çınladı. Bütün çayırlar, dereler istilaya uğradı. Cesur
kanatlı bir kahraman çıktı ortaya. Bakalım nasıl bir macera katacak bu masala?

Heybenin içindeki diğer
kahramanlar mı? Onlar da merhaba diyecekler sana. Ama sonraki masallarda…

Okuyan her güzel yürek kut
bulsun. Gölgesinde kırk yıl hayal kurduğum ceviz ağacına armağan olsun.

Bilge Kutad Anlatıyor Masalları

Yusuf
Has Hacib’in Kutadgu Bilig eserindeki hayvan isimlerinden ilham aldı.

 Oradaki kelimeler masal kervanına dönüştü ve
birbirinden güzel maceralara çıkmak için

sizi
bekliyor.

 Yüzyıllarca birlikte yaşadığımız hayvanları,

yine
yüzyıllarca bizlere eşlik eden değerlerle bir araya getirdik.

 Uçsuz bucaksız bir coğrafyada, kendimizi ve
kültürümüzü daha yakından tanımak için

 masalların büyülü dünyasına bekleniyorsunuz.

Takdim
yazısından sonra her cildin konusu hakkında kısa bilgiler yer alıyor

Birinci Cilt: Ala Çumguk

Bütün
hayvanların mutlu bir şekilde yaşadığı Alavan Boğazı’nda her geçen gün esrarengiz
olaylar yaşanmaya başlar. Birbirinden tuhaf sesler duyulur ve yerinden oynar
taşlar. Ne yapacaklarını bilemezler önce, düşünceden düşünceye dalarlar.
Akıllarına gelir sonra, kahraman kuşa hemen haber salarlar. Can havliyle
yardıma koşar gelir Ala Çumguk! Derler ki: ‘Çok
zor durumdayız, senden çâre umduk
!..’

Esrarengiz
olayların çözülmesi öyle kolay olmayacak. Bakalım ala karga bu zorluğa nasıl
bir çâre bulacak?

İkinci Cilt: Baba Buka

Baba Buka ve
beraberindeki boğa sürüsü yeni otlaklar bulmak için yola düşerler. Kırk gün
kırk gece dörtnala giderler. Dokuz dağın ardındaki dokuz vâdinin hayâlini
kurarlar. Ama hiç beklemedikleri bir yere varırlar. Kuytulara kurulmuş
tuzaklar, eşi benzeri görülmemiş hayvanlar, yerinden kopan devasa kayalar,
bağrında şifa saklayan ağaçlar ve uğultularla dolu mağaralar!.. Bereketli
otlaklara varmak o kadar da kolay olmayacak.

Baba Buka’nın
bilgeliği bakalım nasıl işe yarayacak?

 

Üçüncü Cilt: Böke Efsânesi

Derler ki Or
Dağları’nın doruğunda büyük bir ejderha yaşar. O kükreyince yer yerinden oynar,
sular sel olur taşar. Böke derler adına, kocamandır gövdesi. Tam on ağaç
kalınlığındadır pütürlü ensesi. Fakat buna hiç inanmaz ormanda yaşayan
hayvanlar. ‘Madem öyle biz neden hiç
görmedik
?’ der sırtlanlar. İçlerinden birisi çıkar ve ejderhayı bulacağını
söyler.

Eşyalarını
sırtına sarıp zorlu dağ yollarına düşer. Kırk gün kırk gece Kara Orman’ın
kapkara patikalarında yürür, iki de arkadaş eklenince yanına, üç olup altı göz
görür.

Bakalım nasıl
bir son bekler bu üç kafadarı? Haydi, aç oku masalı.

Merakını
gidermez elbette bu kadarı…

 

Dördüncü Cilt:
Börü Yürüyüşü

Tamır
Irmağı’nın donmasıyla susuz kalan kurt sürüsü, iyice güçten düşer. Liderleri
olan Sak Borü, imdada yetişir ve parçalar buzları üçer beşer.

Kutlu
yürüyüşleri zor, yolları pek çetindir. Kuz Dağları’nın soğuğu Kutuplar’dan daha
serindir. Yılmadan yorulmadan yürürler, geçtikleri çığır çatak. Ağaç
dallarından yorgan yaparlar kendilerine, lapa lapa karlarsa yatak. Dağlara
çarpa çarpa gelen bir sesle irkilirler. Atılır Sak Borü, hışımla silkinirler.
Dağ, taş, ağaç ve orman, sürüden yardım umar.

Bakalım bu
masalın sonu nasıl düze çıkar?

 

Beşinci Cilt: Çıbın Bayramı

Subatan
Vadisi’nde yaşayan çıbınlar, pekmez kaynatma törenini iple çekerler. Oldukça
kalabalık sinek sürüsüdür bunlar, tatlıyı pek severler.

Çok aceleci
davrandıkları için başlarına bir kaza gelir. Çıbın, bir kıvamın içinde
debelendikçe debelenir. Pişman olurlar yaptıklarına ama ne fayda!

Zararın neresinden
dönülürse kâr orada.

Mâdem öyle,
açılsın tülden de ince kanatlar! Bakalım bu masalda muradına erebilecek mi
çıbınlar?

 

Altıncı Cilt: Maygak Ana

Pamir Dağı’nın
eteklerinde cesur mu cesur, heybetli mi heybetli bir dağ keçisi yaşar. Adına
Maygak Ana derler, nice zorlukları kılıçtan boynuzlarıyla aşar. Kalbi iyilik
dolu olan bu keçiye bir gün Koca Bürküt adında bir kuş musallat olur. Kuşun
bakışları kapkara, burnu öfke solur. Sanmayın ki iyilik ve kötülük hep yan yana
durur. Bakalım görelim bu masal, hangisinin zaferiyle son bulur.

 

Yedinci Cilt: Titir Sürüsü

Titir sürüsü,
dağlardan ovalara inmeye başlar. Ancak yarı yolda kalırlar, her birinin gözünde
yaşlar… Eli kolu bağlanır çobanın, develerden biri eksiktir! Kösürge
Yaylası’nın yoluysa uzun ve alabildiğine diktir! Ne ilerleyebilirler ne de
geriye dönebilirler. Oracıkta, öylece kalıp çulu yere sererler.

Kim koşacak
bakalım titir sürüsünün yardımına? Kayıp deve bulunup yetişebilecek mi bu
masalın sonuna?

 

Sekizinci
Cilt: Yürekli Tazıtay

Kirmen
Obası’nda yaşayan genç at Yürekli Tazıtay’a herkes hayrandır. Hele baykuş Bilge
Ugi için onun yeri başkadır. Huzur içinde yaşayıp giden obaya bir gün bir
hâller olur. Hiç beklemedikleri bir aksilik gelip onları bulur. Hastalanır
çocuklar, çaresiz kalır analar babalar. Sebebini bulamazlar, boşunadır çabalar!
Bilge Ugi imdada koşar. Yürekli Tazıtay ile plânlar yapar.

Bakalım nasıl
bir maceraya atılacak tazıtay ve arkadaşı? Mutlu günlere kavuşacak mı Kirmen
Obası?

***

Sert kapak ve
iplik dikişli ciltlerin her birinde ayrı bir masal var. Masalda geçen kadim,
bozkır, mâhir, haşerat gibi, 7 yaş civarında olan çocukların bilemeyeceği
kelimeler kırmızı renkli olarak yazılıyor ve sayfanın altında açıklamaları
veriliyor. Böylece çocukların kelime hazineleri zenginleştirilmiş oluyor.

Zengin bir
kelime hazinesine sâhip olmak, topluluk karşısında güzel konuşmanın olmazsa
olmaz şartıdır. Aynı zamanda liderlik vasfı kazandırır. Lider konumuna erişen
insanların hepsi anlaşılır bir şekilde ve ‘şey’,
ne diyecektim?’, ‘Şunu anlatmak istemiştim’ gibi
ifâdelerle bocalamaz. Güzel konuşan herkes lider olamaz.  Fakat liderlik vasfına sâhip olanların hepsi
güzel konuşan kimselerdir.

Pedagog Gülşen Ünüvar, masallarda seci
sanatını* da dikkatleri çekecek ölçüde mükemmel kullanıyor. Böylece yazıya
akıcılık kazandırıyor. Secilerin sunîlikten ve zorlamadan uzak ve tabîi oluşu,
kendi seyrinde akışı Sayın Ünüvar’ın bu konudaki ustalığını ortaya koyuyor ve
eserini değerli kılıyor.  

Masalların en
önemli özelliği masal kahramanlarının ve masaldaki diğer varlıkların,
yardımseverlik düşüncesine sâhip olması, iyilerin kazanması, kötülerin cezâsını
görmesi, en zor durumlarda bile ümitsizliğe düşmemeleri, çalışkanlığın,
yardımlaşmanın ve iyi niyetli olmanın başarı için en önemli unsurlar olduğunu
okuyucuya telkin etmesidir.

……………………….

*seci sanatı:Düz
yazı
’ olarak da isimlendirilen nesir şeklindeki yazılarda, kelimelerin
birbiri ardına kafiyeli olacak şekilde sıralanarak kullanılmasıdır. Ses
benzerliği esâsına dayanır. Eski edebiyatçılar, yazıda iç âhengi sağlamak
maksadıyla kullanmışlardır.

Seci, maksat değil,
mânâyı akıcı bir üslûpla, güzel kelime kalıpları içinde sunmayı hedef alan bir
araçtır. 17. yüzyılda yaşayan Veysî ve Nergisî, başarılı bir şekilde sık sık
kullanırdı. 19. yüzyılda edebiyatçılarımız batı anlayışına yönelince, seci
sanatını kullananlar azaldı ve bu güzel sanat unutuldu. 

ÖTÜKEN
NEŞRİYAT A. Ş.

 İstiklal Caddesi,
Ankara Han Nu: 63/3 Beyoğlu 34433 İstanbul Telefon: 0.212- 251 03 50

Belgegeçer: 0.212-251 00 12 e-Posta: otuken@otuken.com.tr  www.otuken.com.tr 

 

Masalların yazarı Pedagog GÜLŞEN ÜNÜVAR kendisini
tanıtıyor:

Bulutların gölgesine
takılıp gelen leblebi kokulu bir şehirde doğdu. Küpe Dağı’nın eteklerinde tahta
atını koşturup büyüme hayalleri kurdu. Ağaçlara sarılmayı, hayvanlarla
konuşmayı ve bir de şekerli yoğurt yemeyi hep çok sevdi. Tahta atını bırakıp da
okul çantasını eline aldığı gün, öğretmen olmaya karar verdi. Yıllar yılları
kovaladı, kapılar kendini yavaşça araladı.

Selçuk Üniversitesi
Anaokulu Öğretmenliği Bölümünü bitirdi. Ardından aynı üniversitenin Çocuk
Gelişimi ve Eğitimi alanında yüksek lisans yaptı. Anadolu Üniversitesi Edebiyat
Bölümünde ise öğrenciliği hâlen devam etmekte…

Okul çantasını
bırakıp da sırt çantasını omzuna astığı gün, turna kuşlarının kanadına takılıp
diyar diyar gezmeye karar verdi. Yüzlerce öğrencisi oldu ve her birini gönülden
sevdi. Rengârenk şapkalar takmaktan oldum olası hoşlandı. Şekerli yoğurdun
yerini mis kokulu mandalinalar, tahta atın yerini ise bisikleti aldı.

Daha fazla çocuğa
daha çok masal anlatabilmek için bir gün, bir yola çıktı. Yol, onu cümlelere
götürdü ve ‘Havuç Kurdu Bi Di Ki’yi yazdı. Şimdi yeni masallarla yepyeni
mâcerâlara sayfa aralıyor. Bu kez kendisi susuyor, ‘Bilge Kutad Anlatıyor.’

Peki son zamanlarda
neler mi yapıyor? Yazdığı masallardaki kutlu diyarlara gidebilmenin hayalini
kuruyor.

 

Güzel masalları güzel resimlerle süsleyen KÜBRA CEYLAN
kendisini tanıtıyor:

Hayallerini
çizgilerle süsleyen bir çocuk, gün geldi ve diğer çocukların yolculuklarına
eşlik etmek istedi. Doğup büyüdüğü şehirde okullar okudu, üniversite için
İstanbul’a geldi. ‘Zeytin Gözlü Adam
ve ‘Bilge Üçgen Kendini Tanıyor
kitaplarının resimlerini çocuklarla buluşturdu. Bir kalem ve kâğıt bulabildiği
her yerde hayal dünyasına kapılar açmaya devam etti. ‘Bilge Kutad Anlatıyor’
serisini görünce kendi hayal dünyasını, bu kapıdan içeri taşıdı. Boya kalemleri
ve kâğıtlarıyla türlü hikâyelere arkadaşlık etmeye devam ediyor. Bir yandan doktora
çalışmasına devam ediyor, diğer taraftan resimler yapıyor. Kübra Ceylan, konuşmaktan çok çizerek anlatmayı seviyor. Kelimeler,
çizimleriyle yeni bir boyuta geçiyor. Uzun yolculuklara çıkarken renklerini
yanına alıyor ve hep bir sonraki maceranın ne olacağını merakla bekliyor.

 

DERKENAR

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

1-Okumak, çocukların kültürel gelişimlerini
tamamlamaları ve bilgi çağını yakalamaları için hava gibi, su gibi, yemek gibi
günlük hayatlarının bir parçası olmalıdır.

2-Maalesef Türkiye’de ihtiyaç malzemeleri sıralamasında
kitaplar 235. Sırada yer almaktadır.

 3-Türk çocukları
kitap okuma konusunda Afrika ülkelerinin gerisinde kalmış durumdadır.
Japonya’da toplumun % 14 ü, Amerika’da % 12 si, İngiltere’de ve Fransa’da %21’i
düzenli kitap okurken Türkiye ‘de yalnız 10.000 kişide 1 kişi düzenli kitap
okuyor.

4-Nüfusu sekiz milyon olan Azerbaycan’da kitaplar
ortalama yüz bin tirajla basılırken, seksen milyondan fazla nüfuslu Türkiye’de
bu rakam bin civarında kalıyor.

 5-Türkiye’de 1
kişinin kitap okumaya ayırdığı zamanın; bir Norveçli 300, Amerikalı 210,
İngiliz ve Japon 87 katını ayırıyor. Dünyâ ortalaması da Türklerin ayırdığı
zamandan 3 kat fazla.

 6-Dünyâ’da ki en
iyi 500 üniversite sıralamasında Türkiye ‘deki üniversiteler yine en son
sıralarda yer almaktadır.

7-Kitap için Norveçli 137, Alman 122, Belçika ve Avusturyalı
100 dolar, Güney Koreli 39 dolar ayırıyor. Dünyâ ortalaması 1,3 dolar iken,
Türkiye’de bir kişi kitabı yılda ancak 0,45 dolar harcıyor.

 8-İngiltere’de
ortalama bir gazete olan günlük The Sun gazetesi Türkiye’deki gazetelerin
toplam tirajı kadar satıyor.

 9-Dünyâda
çocuklara özel günlerde kitap hediye edilmesi sıralamasında Türkiye 180 ülke
içerisinde 140. Sırada yer almaktadır.

10-ürkiye’deki kahvehane ve kütüphâne sayılarının
kıyaslaması şöyledir; Kütüphâne sayısı: 1.412 – Kahvehane sayısı: 570.000’dir.
Buna göre 49.000 kişiye bir kütüphâne düşerken, 122 kişiye bir kahvehane
düşmektedir.

 11. Japonya’nın
%14’ü devamlı kitap okumaktadır. ABD’nin %12’si, Almanya’nın %11’i,
İngiltere’nin %11’i, Türkiye’nin %0.01’i devamlı olarak kitap okumaktadır.

12-Türkler kitap okumaya yılda yalnızca 6 saat
ayırıyor. Türkiye kitap okuma konusunda çoğu Afrika ülkesinin gerisinde kalmış
durumda.

 13-Dünyâ kitap
okuma ortalaması Türkiye nin kitap okuma ortalamasından 3 kat fazladır.

 14-Türkiye’de
100 kişiden sadece 4 kişi kitap okuyor.

15-Türkiye, Birleşmiş Milletler Teşkilâtı insanî
gelişim raporunda Malezya, Libya ve Nijerya gibi ülkelerin bulunduğu 173 ülke
arasında 86. sıradadır.

 16-Dünyâda,
çocukların ve yetişkinlerin okuma oranının araştırılması yeni bir bilim dalı
olarak kabul edilmesi kararlaştırıldı.

 17ocuklara kitap
hediye edildiği zaman çocukların okuma becerisi gelişir, okumak alışkanlığa
dönüşür ve beraberinde alışkanlık sorumluluğu geliştirir bilinç büyümesi
başlar. Kapasite gelişimi fizikî gelişim gibidir. Kapasite farkındalığı yaratır
sonra düşünce üretimi başlar. Üretilen her faydalı düşünce topluma doktor,
öğretmen, ilim insanı vs.. olarak geri döner.

www.ozetkitap.com  sitesinden iktibastır.  

Önceki İçerikAşı Savaşları
Sonraki İçerikResmî İdeolojiden Resmî Teolojiye Geçtiğimizin Resmidir
Avatar photo
28 Kasım 1938 tarihinde Bafra’da doğdu. İlk ve ortaokulu doğduğu şehirde bitirdikten sonra Ankara Ticaret Lisesi ve Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde okudu. İş hayatına Ankara’da muhasebeci olarak başladı. Ankara ve Karabük’te; muhasebeci, mali müşavir ve profesyonel yönetici olarak devam etti. İstanbul’da, demir ticareti ile meşgul oldu. SSCB’nin dağılmasından sonra Türk Cumhuriyetlerinde sanayi yatırımları gerçekleştirmek üzere çok ortaklı şirket kurdu. Şirketin murahhas azası olarak Azerbaycan’da ve Kırım’da tesis kurup çalıştırdı. 2000 yılında işlerini tasfiye etti. İş hayatı ile birlikte yazı hayatı da devam etti. İlk yazısı 1954 yılında Bafra’da yayımlanmakta olan Bafra Haber Gazetesi’nde başmakale olarak yer aldı. Sonraki yıllarda İlhan Egemen Darendelioğlu’nun Toprak Dergisi’nde, Son Havadis ve Tercüman gazetelerinde yazıları yayımlandı. Türk Ocakları Genel Merkezinin yayımladığı Türk Yurdu dergisinde yazdı. İslâm, Kadın ve Aile, Yörünge, Ufuk, Emelimiz Kırım, Papatya, Tarih ve Düşünce, Yeni Düşünce, Yeni Hafta, Sağduyu, Orkun, Kalgay, Bahçesaray, Türk Dünyâsı Târih ve Kültür, Antalya’da yayımlanan Nevzuhur, Kayseri’de yayımlanan Erciyes ve Yeniden Diriliş, Tokat’ta yayımlanan Kümbet, Kahramanmaraş’ta yayımlanan Alkış dergilerinde, Dünyâ ve Kırım’da yayımlanan Kırım Sadâsı gibi gazetelerde de imzasına rastlanmaktadır. Akra FM radyosunda haftanın olayları üzerine yorumları oldu. 1990 – 2000 yılları arasında (haftada bir gün) Zaman Gazetesi’nde köşe yazıları yazdı. Hâlen; Önce Vatan Gazetesi’nde, yazmaktadır. Oğuz Çetinoğlu; Türk Ocağı, Aydınlar Ocağı, ESKADER / Edebiyat, Sanat ve Kültür Araştırmacıları Derneği ve İLESAM / Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sâhipleri Meslek Birliği Üyesidir. Yayımlanmış Kitapları: 1- Kültür Zenginliklerimiz: (2006) 2- Dört ciltte 4.000 sayfalık Kronolojik Tarih Ansiklopedisi: (2008 ve 2012), 3- Tarih Sözlüğü: (2009), 4- Okyanusa Açılan Kapılar / Tefekkür Mayası Röportajlar: (2009). 5- Altaylardan Hira’ya Türk-İslâm Dostluğu: (2012 ve 2013), 6- Bilenlerin Dilinden Irak Türkleri: (2012), 7- Türkler Nasıl ve Niçin Müslüman Oldu: (2013), 8- Türkmennâme / Irak Türkleri Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey: (2013). 9- Türklerin Muhteşem Tarihi: (Nisan 2014 ve Nisan 2015) 10- 115 Soruda Türk İslâm-Âlimi Mâtüridî (Röportaj): 2015) 11- Cihad – Gazi – Şehid: Kasım 2015. 12-Yavuz Bülent Bâkiler Kitabı (2016 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 13-Her Yönüyle Kâzım Karabekir (2017 Mehmet Şadi Polat ile birlikte) 14-Dil ve Edebiyat Dergisi / İlk 100 Sayı Bibliygorafyası (2017 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 15-Büyük Türk İslâm Âlimi Serahsî (2018), 16-Âyetler ve Hadisler Rehberliğinde Kutadgu Bilig’den Seçmeler (2018), 17-Edib Ahmet Yüknekî ve Atebetü’l-Hakayık (2018), 18- Büyük Türk İslâm Âlimi Mâtürîdî (2019), 19-Kâşgarlı Mahmud ve Dîvânu Lugati’t-Türk (2019). 20-Duâ / Huzura Açılan Kapılar. (2019) 10-Yesevi Yayıncılık, 12-Yakın Plan Yayınları, 13-Boğaziçi Yayınları, 14-Dil ve Edebiyat Dergisi, diğer kitaplar Bilgeoğuz Yayınları tarafından yayımlanmıştır.