Nasıl Kıydınız Bu Topraklara

100

                Bir karış toprağını dahi veremeyeceğimiz ecdadın kan dökerek vatan yaptığı topraklar, milletin dişinden tırnağından artırarak inşa ettiği Atatürk, Keban, Karakaya barajlarını besleyen Fırat nehrine akan Karasu ırmağına sadece 350 metre mesafede fay hattının geçtiği bölgede Siyanür, Sülfürik asit gibi 21 çeşit zehirli gazlar kullanılarak devlet izniyle altın madeni çıkarılıyor. Hatırlatmak isterim 1939 yılında bu bölgede 7.9 şiddetinde deprem olmuştu.

                Bugün Erzincan İliç’te Siyanür ile altın çıkarma sonucunda 20 Milyon ton, yaklaşık 400 Bin kamyon toprak kayması oldu.

Bu olaya sebep olanların başında, bölgede altın madeni aranmasına müsaade eden, ÇED Raporunun altında imzası olanlardan biri zamanın Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum.

                Kim bu Murat Kurum?

                En son Nüfus Sayımına göre nüfusu 16 Milyon olan İstanbul’un Mevcut iktidarın Belediye Başkan adayı. Erzincan topraklarını çölleştiren, binlerce ağaç katliamına sebep olan, 21 çeşit zehirli gazın bölgeye teneffüs ettirilmesine sebep olan Murat Kurum.

                Erzincan’ın o mümbit toprakları ki, binlerce endemik bitki zenginliğine sahip, koyun ve keçisi sütünden elde edilen Türkiye’nin en iyi “Tulum Peyniri”nin üretildiği yer.

                Murat Kurum bugün hiçbir şey olmamış gibi İstanbul’un Cadde ve sokaklarında, kapalı salonlarında gayet pişkin bir vaziyette İstanbulludan oy istiyor.

                Bugün aynı kişinin yerinde dünyanın her hangi bir medeni ülkelerinden birinde Erzincan’dakine benzer olay olsaydı?

                Mesela: hiçbir dine mensup olmayan Japonya’da: İntihar ederdi.(Hatırlatırım Osman Gazi Köprü inşaatında çalışan Japon mühendis, köprüde yaptığı proje hatasından dolayı köprüden atlayarak intihar etmişti.

                Ya elin gâvur’u dediğimiz ülkelerin Başbakanları, Cumhurbaşkanları olsaydı?

                Mesela: Almanya eski Başbakanı Williy Brandt, sırf sekreteri Doğu Alman casusu çıktı diye 1974 yılında istifa etmişti.

Mesela: 2022 yılında İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Covid sınırlamaları sırasında Başbakanlık Ofisi’nde kendisi için verilen doğum günü partisine katıldığı iddiasıyla görevinden istifa etti.

                Ya bizde; Büyük sineklerin örümcek ağını delip geçtiği, ancak küçük sineklerin ağa takıldığı gibi, ne kadar büyük hatalar yaparsa yapsın devlet ricalinin aklına istifa müessesesi hiç gelmez.

                 Ancak şeriata laf etti, halkı kin ve düşmanlığa sevk etti bahaneleriyle insanlar tutuklanır.

                Memleketim, “Kurtlar Sofrası”na düşmüş. Emperyalizmin geri kalmış ülkeleri nasıl sömürdüğü örneğinde olduğu gibi yerli işbirlikçileriyle birlikte ülkem talan ediliyor. Erzincan-İliç’teki Maden Ocağının %20’sine sahip Çalık Holding. CEO’su, Cumhurbaşkanı damadı. Bundan daha iyi “İş Birlikçi Sömürü Düzeni” olur’ mu?

                Merhum Dilaver Cebeci’nin yazdığı “Türkiye’m” Şiirini besteleyip, yıllarca onun rantından beslenenlerden bu konu hakkında tek bir ses çıkıyor ‘mu?

Baş koymuşum Türkiye’min yoluna

Düzlüğüne, yokuşuna ölürüm,

Asırlardır kır atımı suladım.

Irmağının akışına ölürüm.”

Sizce neler ifade ediyor bu sözler? Bu şiirin türküsünü yıllarca seçim mitinglerinde, Ocaklarda söyleyen veya çalanlardan Erzincan-İliç’teki maden faciasına karşı söylenmiş tek bir söz duydunuz mu?

                “Irmağının akışına ölürmüş” hadi canım sende.