28.6 C
Kocaeli
Salı, Haziran 30, 2026
Ana SayfaÖne ÇıkanlarSn. Özgür Özel Dikkatlerine..

Sn. Özgür Özel Dikkatlerine..

Önce biraz tarih: (Kaynak: Tek Adam, Şevket Süreyya Aydemir)

1. Dünya Savaşının sonunda, 30 Ekim 1918 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında Sevr’in önsözü olan Mondros Mütarekesi imzalandı. 30 Kasım 1918 tarihinde İtilaf Devletleri donanmaları İstanbul’da demirledi. Gazi Mustafa Kemal Paşa, Suriye Filistin cephesinden dönerken İstanbul’da Kartal İstimbotunda bu donanmayı gördüğünde yaverine; “Geldikleri gibi giderler” dedi.

Karadeniz’de Türk Halkı, Pontus çeteleri tarafından kıyıma uğramasına karşın İngiliz’lere karşı propaganda ile tersi vaki oluyormuş gibi gösteriliyordu. Bunun üzerine İngiliz Hükümeti, Karadeniz deki bu bölgeleri işgal etme tehdidiyle bu olayların engellenmesini Saray Hükümetine şart koştu. Bunun üzerine de 5 Mayıs 1919 tarihinde Mustafa Kemal Paşa’ya 9. Ordu Müfettişliği Saray Hükümeti tarafından tebliğ edildi. Resmi görevi bölgedeki asayişi sağlamak, Türklerin elindeki silahları toplamak ve bölgede yaşanan çatışmaları sona erdirmek idi.

15 Mayıs 1919 da Mondros Mütarekesinin 7. Maddesine istinaden Yunan Ordusu İzmir’i işgal etti. Gazi Mustafa Kemal Paşa ve ekibi 16 Mayıs 1919 da, Bandırma Vapuru ile İstanbul’dan, Samsun’a hareket etti ve 19 Mayıs 1919 da Samsun’a ayak bastı. Bu sırada Mondros Mütarekesi sonucunda Osmanlı Ordusu terhis edilmiş, silah ve cephaneleri alınmış, büyük orduları lağvedilmişti. Geriye yurt içine dağılmış küçük kolordular ve tümenler kalmıştı. Bunların da görevi asayişi sağlamak idi. Ordunun dağıtılması üzerine Türk Halkı kendi can ve mal güvenliklerini sağlamak amacıyla Kuva-yı Milliye adı verilen yerel direniş örgütlerini oluşturmaya ve yerel şuralar kurmaya başlamıştı.

Hal böyle iken Gazi Mustafa Kemal Paşa, Samsun’daki güvenlik sorunları nedeniyle 25 Mayıs 1919’da Havza’ya geçti. 28 Mayıs 1919 da Havza Genelgesini yayınladı. Tabii ki bu Genelge telgraf yoluyla çevredeki vilayetlere, mutasarrıflıklara ve bütün kolordulara ulaştırıldı. Genelge de genel olarak halkı, işgali protestoya ve miting yapmaya çağırıyordu. Ayrıca Yörgüç Paşazade Mustafa Bey Camisi önünde ilk Millî Birlik Mitingi gerçekleştirildi. Halkla Taşmektep’te bir toplantı yaparak ilk Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin kurulmasını sağladı. Havza Genelgesi’nden sonra Anadolu genelinde İzmir’in İşgalini protesto eden büyük mitingler yapıldı, İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri’ne uyarı telgrafları çekildi. Bu süreçte askerlerin terhis edilmemesi ve silahların teslim edilmemesi emredildi.

Tepkilerin artması üzerine Mustafa Kemal Paşa, 8 Haziran 1919’da, yani kendisine 9. Ordu Müfettişliği tebliğ edildikten bir ay sonra, İstanbul’a geri çağrıldı ancak o geri dönmeyerek Amasya’ya geçti. Amasya’da kendi yazdığı Tamimi 9. Ordu Müfettişi sıfatıyla kendisi ve ayrıca Rauf Orbay, Ali Fuat ve Refet Bele paşalar da imzalayıp 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir ve Cemal Mersinli Paşa da onay verdikten sonra 22 Haziran 1919’da ülkenin en batısındakinden en doğusundakine kadar tüm mülki amir ve askeri komutanlara – telgrafla – Abdurrahman Rahmi Efendi vasıtasıyla ulaştırıldı.

Amasya Tamiminde ilk kez ulusal egemenlikten bahsedilmiştir. Bir ihtilal bildirisi niteliği taşımakta idi. Çünkü İstanbul Hükümeti‘ni hiçe saymakta; Hükûmetin düşman devletlerin esiri olduğunu ve milleti yine milletin kendisinin azmi ve kararlılığının kurtaracağını söylemekte idi. Ayrıca, Erzurum ve Sivas Kongreleri de planlanmış ve Milli Kurtuluş Savaşımızın yol haritası çizilmişti. Bununla birlikte Trablus, Çanakkale, Kafkas, Suriye ve Filistin cephelerinin muzaffer komutanı olan Gazi Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde asayiş subayı olarak görev yapan askerlerine artık Milli Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı olarak da sesleniyordu. (Bkz: Tarık Buğra, Küçük Ağa romanı/dizisi, Konya – Akşehir)

Bu, bütün Anadolu’da da heyecan yaratmıştı. Çünkü Anadolu’da efsanevi komutan Sarı Paşa’yı tanımayan yok gibiydi. Sonrasında 23 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Vilâyât-ı Şarkıye Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti Erzurum Şubesi tarafından 62 delegeyle Erzurum Kongresi toplandı. Sivas Kongresine bir ön hazırlık olarak toplanan Erzurum Kongresinde manda ve himaye kesinlikle reddedilmiştir. Erzurum Kongresi yurt sathında Kuvva yı Milliyecilere büyük bir moral verdi. Erzurum Kongresi öncesinde 5 Temmuz 1919 tarihinde Saray Hükümeti, Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı tekrar geri çağırdı ve aksi halde askerlikten men edileceğini bildirdi. Bunun üzerine Gazi Mustafa Kemal Paşa 8-9 Temmuz gecesi telgrafla hem müfettişlik görevinden hem de çok sevdiği askerlik mesleğinden kendi iradesiyle istifa ettiğini tüm dünyaya duyurdu.

Sonrasında I. Dünya Savaşı sonucu işgale uğrayan Türk topraklarını kurtarmak ve Türk Milletinin bağımsızlığını sağlamak için çareler aramak amacıyla seçilmiş ulus temsilcilerinin Sivas‘ta bir araya gelmesiyle 4 Eylül 1919 – 11 Eylül 1919 tarihleri arasında gerçekleşen ulusal nitelikteki Sivas Kongresi yapıldı. Sivas Kongresi’nde alınan kararlar, daha önce gerçekleştirilen Erzurum Kongresi kararlarını genişleterek tüm ulusu kapsar bir nitelik kazandırmış ve yeni bir Türk Devleti’nin kuruluşuna bir temel olmuştu; bu nedenle Sivas Kongresi’nin Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki önemi çok büyüktü. Daha sonra da Ankara yolculuğu başladı.

Peki, Anadolu’da durum neydi? Akhisar ve Bandırma’da ilk Kuvva yı Milliye merkezleri oluşmaya başlamıştı. Ayvalık, Ödemiş, Balkoç Köprüsü, Atça, Aydın, Didim, Bergama, Çiftlik, Burhaniye, Sedil hatlarında; Soma, Kığnık, Zagnos yörelerinde istila kuvvetlerine karşı direniş hatları ortaya çıkmıştı. Yunan İşgal Kuvvetleri komutanı General Nieder’in 21 Haziran tarihli raporunda şu cümleler yer alır: “Tam bir Türk seferberliği ve kuvvetli bir jön Türk teşkilatı karşısında bulunuyoruz.”

Aydın, Salihli, Akhisar’da 3, kuvvetli Kuvva-yı Milliye cephesi / merkezi oluşmuştu. Trakya’da ise bir direniş örgütü olarak Trakya Paşaeli Cemiyeti, Edirne’de de İhtiyat Zabitleri Cemiyeti kurulmuştu. 21 Ocak 1919’da Mersin, Tarsus, Osmaniye bölgelerini kapsayan Kilikya cephesi Antep, Maraş, Urfa bölgelerini içine alan Pozantı Milli Mukavemet cepheleri kuruldu. Trabzon’da Muhafaza-yı Hukuk u Milliye Cemiyeti kuruldu.

Erzurum Kongresi beyannamesinin 2. maddesinde, doğrudan Gazi Mustafa Kemal’in düşüncesi olarak hayata geçen “ Kuvva-yı Milliye’yi âmil ve İrade i Milliyeyi hâkim kılmak esastır” hedefi tüm Anadolu’da hayata geçmiş gibiydi. Milliye ve Millet aynı kökten geldiğine göre Anadolu’da bir Türk Milleti doğmaya başlamıştı. Ve Türk Milleti ayaklanmıştı. Bu, Hasan İzzetin Dinamo’nun, Milli Kurtuluş Savaşımızı anlattığı kitabına verdiği ad olan bir Kutsal İsyan’dı. Yine Sabahattin Selek’in Milli Kurtuluş Savaşımızı anlattığı kitabına verdiği ad olan bir Anadolu İhtilali idi. Ve yine Halide Edip Adıvar’ın Milli Kurtuluş Savaşımızı anlattığı kitabına verdiği “Türkün Ateşle İmtihanı” idi.

23 Nisan1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi kuruldu ve bütün yurt sathında Kuvva-yı Milliyeyi temsil eden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti temelinde TBMM Ordusu oluşmaya başladı. (Sn. Özgür Özel’e not: 9 Eylül 1923 te Anadolu ve Rumeli Müdafaayı Hukuk Cemiyeti temelinde Halk Fırkası oluştu. 1924 tarihinde adı “Cumhuriyet Halk Fırkası” oldu.) Sonra destansı Milli Kurtuluş Savaşlarımız, sonrasında Lozan Anlaşması ile İSTİKLALİ TAM TÜRKİYE’ye kavuştuk. Ama ABD ve şimdi sırtını dayadığınız AB devletleri sosyalist partileri de dâhil Batılı Emperyalistler, Sevr’in yırtılıp suratlarına fırlatılma belgesi olan Lozan Anlaşmasını hiç affetmedi. Bu, affedilmeyiş, son alarak Terörist başı, çocuk katili Öcalan’ın diliyle de ifade edildi. PKK fesih bildirgesi açıklamasında “Partimiz PKK, kaynağını Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasasından alan Kürt inkâr ve imha siyasetine karşı halkımızın özgürlük hareketi olarak tarih sahnesine çıktı” denildi.

Sn. Özgür Özel, bunlara karşın asıl adı Öcalan’ın Lozan’ı imha ve Sevr’i geri getirme komisyonu olan sahte barış ve demokrasi komisyonuna niye üye verdiniz? Ve şimdi yürüdüğünüz yolda yaptığınız mitinglerde Türk Milleti adını ağzınıza hiç almadınız, almıyorsunuz; niye?

Kuvva-yı Milliyeciler çok uzak bir tarihte kalmadılar. Benim yaşımdakilerin dedeleri yaşındalardı.

Anadolu’nun her yerinde hatıraları, menkıbeleri olduğu kesindir. Sizin mitinglerinize koşanlar Kuvva-yı Milliyecilerin torunları veya torunlarının çocuklarıdır. Mitinglerinizdeki ruh, Kuvva-yı Milliye ruhudur. Görün bunu!

Türk Milleti, yeniden İSTİKLALİ TAM TÜRKİYE’yi istiyor. Artık bir karar vermelisiniz.

Yeniden Kuvva-yı Milliye mi, Sevr mi? Bunun ortası yok. Görün artık bunu!

Yeniden Kuvva-yı Milliye gözünüze zor geliyor ama başka yollar da çıkmaz sokak; bilin bunu artık!

Ya da nereye payidar, nereye..?

Levent Ünsal
Levent Ünsal
ÖZGEÇMİŞİ: Levent Ünsal, T.C Vatandaşı, Doğum yerim, yılım : Buca İzmir 1950 (Halen Buca’da ikamet etmekteyim) Medeni durumum : Evli, iki çocuklu Öğrenim durumum : İ.T.Ü Makina Fakültesi 1973 Yüksek Lisans Mesleğim ve işim : Halen faal, Makina Tasarımı ve İmalatı Teknikleri uzmanı mak.yük.müh

Seçtiklerimiz

spot_img