İngiltere’den Tespitler (35)

45

     Erener’in Almanya,
İsveç, İsviçre, Yunanistan, Avusturya, Hollanda ve Belçika pop müzik
listelerinde haftalardır Ricky Martin, Jennifer Lopez gibi devlerin önünde yer
aldığı vurgulanan açıklamada, Avrupa’nın ünlü müzik kanallarının da şarkının
klibini yayınlamaya devam ettiği, klibin MTV ve VH1 gibi kanallarda sıkça yer
aldığı belirtildi.

     Açıklamada
Erener’in Amerikan Billboard dergisinin Avrupa ayağı olan Music Medya
dergisindeki “Eurochart Hot 100 Singles” listesinde ilk 20 içinde bulunduğu
Avrupa’nın belli başlı müzik radyoları tarafından verilen listelere göre
oluşturulan “Air Play Chart”ta ise ilk 30 içerisinde yer aldığı vurgulandı.

     Erener’in
Yunanistan’da önce Altın, şimdi de Platin Plak aldığı belirtilen açıklamada,
sanatçının parçasının Yunanistan’da ikinci, İsveçte üçüncü, İspanya’da
sekizinci, Belçika’da altıncı sırada yer aldığı, Hollanda’da ise en çok çalınan
on birinci single olduğu bildirildi. (Gazeteler, 8 Ağustos 2003)

     Ama aynı
İngilizler; Türkleri sporda yenince iş değişiyor. Devamlı olarak Türklere
yenildiklerini hatırlatarak onları mahçup etmeyi bir marifet sayıyorlar.

     Bunları çok
görmüyorum. Çünkü:

     “Her şeyi maddede
arayanların akılları gözlerindedir. Göz ise maneviyatta kördür.”

     Bam tellerine
basmadığın, damarlarına dokunmadığın sürece güler yüzlü gösteren maske
takınanların yani sureta, şeklen insan olanların maskeleri; çıkarlarına en ufak
halel geldiğinde, hemen düşüveriyor.

X

     İngilizler
birbirleriyle veya herhangi bir kimseyle karşılaştıkları zaman hemen karşılıklı
olarak yekdiğerlerine tebessüm ediyorlar. Güler yüz gösteriyorlar. Ve tabii
klişeleşmiş beylik sözler sarfediyorlar.

     “Ya Hi” / “Hay”
diyorlar. Veya “How do you do?” / “Ne haber?” diye soruyorlar. Yahut da “How
are you?” / “Nasılsınız?” şeklinde soru yöneltiyorlar. Veyahut “Hello!” yani
“Merhaba” sözcüğünü kullanıyorlar.

     Şüphesiz bu
karşılaşmaları akşamleyin olmuşsa bu sefer “Good evening!” Yani “İyi akşamlar!”
şeklindeki sözlerle birbirlerine iltifat edip, âdeta birbirleriyle nezaket
yarışına çıkmış oluyorlar.

     Elbette bu çeşit
davranış biçimi sergilemeleri çok güzel ve yerinde bir alışkanlık. Sanki Hz. Peygamber’in
“Selamı yayınız!” Yani karşılaştığınızda, birbirinizden emîn olduğunuzu,
birbirinize güvendiğinizi, çekinecek ve korkulacak bir durumunuz olmadığını,
selamlaşarak hemen belirtiniz anlamına gelen Hadis-i Şerifini tam olarak yerine
getiriyorlar.

     Şayet bu
karşılaşanlar birbirini tanıyan kimseler ise, biraz daha konuşmak ihtiyacını
hissederler. Fakat bu sohbetleri havadan sudan şeylerden ibaret oluyor. Fakat
birbirlerine kendilerinden veya ev hallerinden pek bahsetmiyorlar. Âdeta ser
verip sır vermiyorlar. Ne sevinçleri ne de üzüntülerini belli ediyorlar.

     Genel olarak
İngilizler bu ahlâkta olup, bunu bir marifet sayıyorlar. Buz gibi bir tavır
sergiliyorlar. Nitekim Kraliçe bu hasleti simgeleyen somut bir örnek. Ne sevinç
ne üzüntü yüzünden aksetmiyor.

     Haklarını yemeyelim.
Bu hâl aynı zamanda devlet adamlığında olması gereken vekar ve ağırbaşlılığı da
göstermiyor değil.

     Tespitlerimizi
halka dönük olarak yapacak olursak; İngiliz soğukluğu bu olsa gerek, diye
düşünüyorum.

     Bir Misyoner olan
Mr. John: “Karnımızın içi kurt dolsa, acıdan kıvransak yine de belli etmeyiz.
Yine de iyiyim deriz!”  diyor.

     İngilizler bunu
gurur meselesi yapıyor anlaşılan. Bilhassa eskiden bu huylarının, daha genel ve
belirgin bir halde olduğunu söylüyorlar.

     (10. 10. 2003)

Önceki İçerikHukukun ve Yargının Siyasi Amaç için Kullanılması
Sonraki İçerikBilgi Birikimi
Avatar photo
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.