İki Ayı ile Aynı Yatakta Yatmak

35

ABD’nin Türkiye’ye yaptırım uygulamasını, Türk olarak içimize
sindirmemiz mümkün değil. Hem de “ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar
Yoluyla Mücadele Etme Yasası”
(CAATSA) kapsamında “hasım” sınıfına
dahil edilmemiz kabul edilebilir değil.

“Stratejik Müttefik” saydığımız, NATO’da işbirliği
yaptığımız ABD’nin tavrına öfkelenmekte de haklıyız.

Yaptırımlara sebep olan S-400 alımına Türkiye’yi
iten ABD oldu. Suriye’de savaş yaşanıyordu ve ülkemize Suriye’den roketler
atılıyordu, uçaklarımız düşürülüyordu. Türkiye’nin acil hava ve füze savunma
sistemine ihtiyacı vardı. ABD bize Patriotları satmadı. Rusya S-400’leri
satmaya razı oldu, biz de onlardan aldık.

Üstelik dünyanın en gelişmiş askeri uçakları olan F-35’lerin
proje ortağı olmamıza, parasını da vermiş olmamıza rağmen ABD bu uçakları bize
vermedi.

ABD’nin Türkiye’ye karşı düşmanca tavrı bunlardan
ibaret değildi. Askerimizin başına çuval geçirenler ABD askerleriydi.
Suriye’de PKK’nın uzantısı olan PYD’yi müttefik ilan edip, milyarlarca dolarlık
askeri teçhizatla donatan, PKK/PYD’nin Suriye’de devletleşmesi için
bütün şartları hazırlayan da ABD idi.

Çünkü ABD’nin Suriye’deki önceliği İsrail’in güvenliği ve
Suriye’nin petrolüdür.

İsmet İnönü, 1960’lı yılların sonuna doğru söylemişti: “Büyük
devletlerle ilişki kurmak, ayı ile yatağa girmeye benzer!”

O zamanlar da ABD ile ilişkiler kötüye gittiği sırada
söylenmiş bu söz.

Peki, ABD böyle de, Rusya bizim için “güvenilir
müttefik” olabilecek bir devlet midir?

*****************************

Rusya Güvenilmez Bir Komşu

Rusya yüzyıllardır sıcak denizlere, öncelikle Akdeniz’e inme
hayalini hiç terk etmeyen bir ülkedir. Putin de bildiğimiz “Rus-Moskof
devlet mefkuresini”
aynen devam ettiren bir liderdir. Üstelik istihbarattan
yetişmiş, son derece soğukkanlı, sonuç almak için her yolu mubah sayan, teröristler
dahil, herkesle her türlü iş birliği yapabilecek biridir.

Savaş uçağı bombardımanı ile askerlerimizi kaybettiğimiz
ilk ve en büyük saldırının faili Rusya’dır.

Üstelik bu saldırı çok yenidir. 27 Şubat 2020 gecesi, bir
ya da birkaç jet gelip İdlib’teki askeri birliğimizi bombaladı ve
36 askerimiz orada şehit oldu.

“Bu saldırıyı yapan Rusya mı, Suriye mi?” diye
soruşturmaya bile lüzum hissedilmedi. Çünkü Suriye’de, Suriye devleti Rusya’nın
bilgisi ve yönlendirmesi olmadan asla böyle bir işe cüret edemezdi. Her türlü
ihtimalde bu işin failinin Rusya olduğu bellidir.

Bir başka ülkenin askeri jetleri tarafından askeri
birliğimizin bombalanması ve 36 askerimizin şehit edilmesi, asla
çuval
olayından daha hafif bir travma değildir.

Ancak Putin sırf “Türkiye’ye ders vermek
amacıyla”
yaptığı bu ağır saldırıdan sonra bile S-400 parçalarının sevkiyatını
devam ettirdi. Çünkü Türkiye’nin NATO bloğundan kopması bölgede bütün
dengeleri Rusya lehine değiştirecektir.

Türkiye Rusya ile komşudur. Mutlaka iyi ilişkiler geliştirmeye
çalışmalıyız. Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’ı Ermeni işgalinden kurtarması konusunda
olduğu gibi, menfaatlerimiz uyuştuğu alanlarda, sınırlı ölçüde Rusya ile işbirliği
yapmak zorundayız.

Ancak tarihten gelen süreç gösteriyor ki, Rusya ile
Türkiye’nin orta ve uzun vadede menfaatleri uyuşmayacak ve çatışacaktır.

Rusya’nın Suriye’de yerleşmesiyle Akdeniz’e inme
hayali
kısmen gerçekleşmiştir. Ancak bu kadarı Rusya için yeterli
olmayacaktır.

“Ayıdan post, moskoftan dost olmaz” atasözü ağır
tecrübelerin ürünüdür.

Rusya’nın Türkiye üzerinde de “böl, parçala, yut”
stratejisini uygulama planları olduğunu asla unutmamamız gerekir. Kırım ve
Suriye
’de aynı strateji ürünü akıllı politikalarla kazandıkları ortada.

Hülasa, Türkiye dış politikada sadece bir ayı ile
değil, iki ayı ile birlikte
(ABD ve Rusya ile) aynı yatakta yatmak gibi
çok tehlikeli bir durumdadır.

Bu yataktan yara bere almadan kalkmak için çok dikkatli,
basiretli ve dengeli bir diplomasi izlemek zorundayız.

2,5 Milyar dolar ödediğimiz ve uğrunda dış politikada
türlü sıkıntılara katlandığımız S-400’leri çöpe atamayız. ABD’nin bir uydu
devletçiği olmayı kabul edemeyiz.
S-400’leri kullanmamızı istiyorum. Bunun
uğrunda gerekirse uygulanacak ambargolar ve ekonomik sıkıntılara da
katlanmalıyız.

Ancak en kötüyü göze alalım ama daha iyi için çare
arayalım.
Diplomasi siyah ve beyaz arasındaki onlarca tondan birinde
dengeyi bulma sanatıdır. Ustalıkla uygulanan diplomasi çoğu zaman krizleri
fırsata çevirmenin bir aracıdır.

*****************************

Uygun Dil, Yetkin Diplomatlar

ABD’nin yaptırım kararında en hafif seçenek tercih edildi.
ABD Dışişleri Bakanı Pompeo “Türkiye’yi S-400 problemini derhal
çözmek için ABD ile koordinasyon halinde çalışmaya çağırıyorum.
Türkiye ABD
için değerli bir müttefik ve on yıllardır süren üretken savunma sanayi
işbirliğimizi sürdürmek istiyoruz” dedi. ABD Savunma Bakanlığı da “yaptırımların
asıl hedefi Rusya”
 diye açıklama yaptı.

Görünen o ki, ülkemizin stratejik konumu, ekonomik büyüklüğü
ve ordumuzun gücü gibi kriterler yüzünden, ABD Türkiye’yi kaybetmek
istemiyor.
Bunu göze alması kolay değil.

Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere, Türkiye
tarafından da diplomasi yoluyla çözüme yönelik makul ifadeler
kullanılmakta.

Yandaş medya yorumcularının iç politikaya yönelik
sert, kaba, eksen değiştirme tehditli ifadeleri
ile bir yere varılması
mümkün değil.

Türkiye’nin alanında iyi yetişmiş, yetenekli, tecrübeli
diplomatları var(dı).
“Vardı” dedim çünkü bu değerli diplomatlar aktif
görevde değil. Oysaki onlara en çok ihtiyaç duyduğumuz zamandayız.

Dilerim ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan iyi yetişmiş
diplomatlarımızın bilgi ve tecrübelerinden azami yararı sağlayacak bir istişare
mekanizması kurar ve uygun görevlendirmeler yapar.

Önceki İçerikSığırlar Aynı Yerde Otluyorlardı…
Sonraki İçerikGöklerdeki Müslümanlık
Avatar photo
Doğum 20.07.1956 BUCAK-BURDUR Eğitim Cumhuriyet İlk Okulu, Bucak Lisesi (Mezuniyet 1973) İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi - Kimya Yüksek Mühendisliği (Mezuniyet 1978) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi (Mezuniyet 1995) Çok sayıda şirket içi ve şirket dışı eğitim programlarına iştirak. (ISO 9000, Toplam Kalite Yönetimi, Verimlilik, İş İdaresi, Pazarlama, İstatistiksel Proses Kontrol, Kişisel Gelişim, Kişisel İmaj ve diğer konularda onlarca eğitim programı) 1978-1980 Akyazı/Sakarya Yonca Süt Fabrikası İşletme ve Laboratuar Şefi 1980-1995 Petkim A.Ş. Yarımca Kompleksi (İşletme Mühendisi, İşletme Şefi, Başmühendis.) 1995-2001 Satış Müdür Muavini 2001-2004 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdür Yrd. 2004 - 01.02.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdürü. 01.02.2007 - 30.09.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi İnsan Kaynakları Müdürü. 01.01.2008 - 30.10.2008 Yantaş Yavuzlar Plastik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı. 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı Kauçuk Ürünleri Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Başkanlığı yaptı. (2001) 03.03.2010- Serbest Avukat Medeni Hal :Evli ve İki Çocuklu Lisan : İngilizce (İntermedite level) Sosyal Faaliyetler :İstanbul Üniversitesi Korosu, Kubbealtı Musiki Cemiyeti ve halen Tüpraş Türk Sanat Müziği Grubunda korist. 250 mühendis üyesi bulunan Petkim Mühendisler Derneği'nde 4 yıl başkanlık yaptı. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nda Başkan Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. Halen Yönetim Kurulu Başkanı. 2001-2002 yıllarında Kocaeli TV' de, "Geniş Açı" adlı siyasi, sosyal, kültürel tartışmaların yapıldığı programın yapımcılığı ve sunuculuğunu yaptı. Halen Kocaeli Gazetesinde haftada bir köşe yazısı yayınlanmaktadır. Bu yazıların tamamı kocaeliaydinlarocagi.org.tr sitesinde yer almaktadır.