HDP’ye Devlet Bakışı

36

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan
kendisini sıkıntıya sokan bazı kararlarda, “bu bir devlet projesidir”
anlamına gelen açıklamalar yapar. Eğer işin sonu başarılı olur ve siyasi rant
getireceği anlaşılırsa derhal sorumluluğu üstlenir. “Biz yaptık”
vurgusuyla oy kazanmaya çalışır. Bu yüzden soyut bir devlet kavramı ile yapılan
açıklamalara ihtiyatlı yaklaşırım.

Ancak Türkiye’de hala bürokratik kademelerde,
(kararları belirleyen değilse de) karar alma mercilerini etkileyen bir
“devlet aklının” olduğunu
düşünüyorum. Son derece kritik dönemlerde alınan
stratejik kararlarda kendini hissettiren bir vakıadır bu.

Halen HDP ismiyle devam eden, PKK
terör örgütü güdümündeki siyasi partilerin faaliyetlerine bugüne kadar izin
verilmesi, müsamaha gösterilmesi (doğru da bulsak yanlış da olsa) böyle bir devlet
aklının eseridir.

Bu partiye her yıl milyonlarca lira (2021 bütçesinde
57,5 milyon TL) Hazine yardımı yapılmakta. Halkımızın çoğu Hazine
yardımına ve partinin milletvekillerine yapılan ödemelere kızmasına rağmen
devlet HDP’nin kapatılması için harekete geçmedi.

Çünkü bu konu çok boyutlu ve çözümü çok karmaşık
bir meseledir. PKK/HDP’nin ABD/AB ve Rusya başta olmak üzere ciddi dış
destekleri vardır. PKK ve uzantıları ABD’nin bölge tasarımındaki
ortaklarıdır.

*************************

Tarihi Tecrübelerimiz

Osmanlı dönemde 1806-1920 yılları arasında o zamanki süper
devlet İngiltere’nin Kürt aşiretlerini kışkırtmasıyla 13 “Kürt İsyanı”
olmuştu.
 Cumhuriyet döneminde devam eden isyanların sonuncusunu, PKK’nın
yürüttüğü 25. isyanı yaşıyoruz.

PKK terör örgütü ile yaklaşık 40 yıldır süren mücadelede çeşitli
yöntemler
denendi.

AKP döneminde, önce “Kürt Sorununa
demokratik çözüm”
veya “çözüm süreci” denildi. PKK/HDP ile
müzakere
edildi, hatta “Dolmabahçe Mutabakatı” denilen bir nihai
belge okundu. Sonra ne olduysa mutabakat bozuldu ve yeniden “terörle
mücadele”
yöntemine geri dönüldü.

Erdoğan ve AKP, “çözüm sürecinin” ana aktörlerinden biri
olarak HDP’yi seçtiğinde de bu partinin PKK ile ilişkisini biliyordu. Zaten HDP
bu ilişkisi sebebiyle taraflardan biri olmuştu.
PKK örgüt liderlerinin
Kandil ve İmralı’dan gönderdiği mesajları devlet yetkililerine aktaran,
meydanlarda, TV’lerde halka okuyan ve “Dolmabahçe Mutabakatını”
açıklayanlar HDP Eşbaşkanları ve milletvekilleri idi.

AKP, parti kapatmayı zorlaştıran kanunları çıkarırken sadece kendisini
düşünmüş değildi. HDP’nin öncüsü olan partilerin kapatılmasının bir
fayda sağlamadığı
kanaatine de varmıştı.

Bugün de HDP kapatılsa yedekte tutulan
bir parti şemsiyesi altında varlığını devam ettirecektir.

Dokunulmazlıklarının kaldırılması için fezlekeleri
TBMM’ne gönderilen milletvekillerinin tutuklanması
gündemde. Buna benzer
tecrübeyi de daha önce 6 DEP’li milletvekilini Meclis kapısında
tutuklandığında yaşadık.

22 Ocak 1994’te PKK Mardin’de iki köyü basmış ve 20
vatandaşımızı vahşice katletmişti. Bunun üzerine dokunulmazlıkları kaldırılan 6
DEP’li milletvekilinin hapse konulması, yerine kurulan partinin oyunu ve dünya
kamuoyunda desteğini artırmıştı.  

*************************

Siyasi Tuzak

Elbette sonucu ne olursa olsun, suç
işleyen milletvekili de olsa cezalandırılmalı, şartları oluştuysa parti de gecikmeksizin
kapatılmalıdır.

Ancak HDP’li 9 milletvekili hakkında Meclis’e
gönderilen dokunulmazlık fezlekeleri Kasım 2014’teki “Kobani olaylarıyla”
ilgilidir.
 

Peki, neden 6,5 sene beklendi? Kaldı
ki, Kobani olaylarında AKP hükümetinin yanlışları da çok büyük olmuştu.

Şu hâlde verilen karar siyasidir.

Böyle bir siyasi kararı verirken acaba devlet
aklı devrede midir?
Yoksa kısa vadeli seçim hesapları mı etkilidir?

Bütün anketler AKP-MHP ittifakının mevcut
şartlarda seçim kazanamayacağını gösteriyor. Bunun için iki şeyi birden
yapmak zorundalar.

Önce kendi seçmenlerini konsolide edecek bir “milli
mesele”
yaratmak. Bu meselede iktidardan farklı politik yol gösterenleri “hain
ilan etmek. İkincisi de CHP- İyi Parti- SP ittifakında çözülme yaratmak.

HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlık
fezlekesi bu amaç için planlanmış bir siyasi tuzaktır.

*************************

Yeter ki Politikanız İstikrarlı Olsun

AKP bütün önemli meseleleri ve ortak
değerlerimizi siyasi hesapları için kullanmayı adet edinmiş bir
partidir. Şu anda HDP’nin kapatılmasının kendisine seçimi kazandıracağını bilse
derhal kapatır.

HDP kapatılsa 6 milyon civarındaki HDP seçmeninin AKP’ye
kaymayacağını iyi bilir. Çünkü her hafta anketlerle halkın tavrının ne
olacağını ölçtürmektedir.

Bu mesele, anketlerde hızla partilerinden uzaklaştığı görülen AKP-MHP
seçmenlerini tutmak ve Millet İttifakını bölmek için tuzak olarak kullanılacak.

Ülkenin temel meselelerinde kendisini
hissettiren devlet aklı uzun vadeli stratejik planlara odaklanır. Günlük
siyasetin kısa vadeli hesaplarıyla sapmalar yapmaz, yapmamalı.

Bölgede dört parçalı “Büyük Kürdistan projesinin”
iki ayağı tamamlanmak üzeredir. Irak’ta Barzani devleti kuruldu, Suriye’de
PKK/PYD devleti kuruluşunu bitirmek üzere. PKK ile mücadele bizim için
hayati bir mesele.

Devleti yönetenlerin bu konuda tercih
edebileceği iki yol var:

Eğer PKK uzantısı olan bir siyasi partiye
hayat hakkı tanımamak
bir strateji olarak benimsendi ise kapsamlı bir
program dahilinde,
kararlılıkla uygulanmalıdır.

Çünkü en kötü karar kararsızlıktır.

Bunun aksi bir tercih yapıldıysa yani Kürt
asıllı vatandaşlarımızın “TBMM bizim de çatımızdır” inancında olmasına
çalışılacak, “dağda değil ovada siyaset” özendirilecekse, burada da çok kararlı
ve dikkatli
bir politika izlenmelidir.

“PKK’nın askeri gücünü azaltırken, HDP’nin siyasi
gücünü artıracak
yeni
bir strateji”
izlenecekse asla “çözüm sürecindeki” hatalar tekrar
edilmemelidir.

Önceki İçerikAramızdan Ayrılışının 80. Yıldönümünde Cumhuriyetin İlk Diyanet Başkanı ve Ankara Fetvası
Sonraki İçerikBenliğin İki Yönü
Avatar photo
Doğum 20.07.1956 BUCAK-BURDUR Eğitim Cumhuriyet İlk Okulu, Bucak Lisesi (Mezuniyet 1973) İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi - Kimya Yüksek Mühendisliği (Mezuniyet 1978) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi (Mezuniyet 1995) Çok sayıda şirket içi ve şirket dışı eğitim programlarına iştirak. (ISO 9000, Toplam Kalite Yönetimi, Verimlilik, İş İdaresi, Pazarlama, İstatistiksel Proses Kontrol, Kişisel Gelişim, Kişisel İmaj ve diğer konularda onlarca eğitim programı) 1978-1980 Akyazı/Sakarya Yonca Süt Fabrikası İşletme ve Laboratuar Şefi 1980-1995 Petkim A.Ş. Yarımca Kompleksi (İşletme Mühendisi, İşletme Şefi, Başmühendis.) 1995-2001 Satış Müdür Muavini 2001-2004 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdür Yrd. 2004 - 01.02.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdürü. 01.02.2007 - 30.09.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi İnsan Kaynakları Müdürü. 01.01.2008 - 30.10.2008 Yantaş Yavuzlar Plastik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı. 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı Kauçuk Ürünleri Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Başkanlığı yaptı. (2001) 03.03.2010- Serbest Avukat Medeni Hal :Evli ve İki Çocuklu Lisan : İngilizce (İntermedite level) Sosyal Faaliyetler :İstanbul Üniversitesi Korosu, Kubbealtı Musiki Cemiyeti ve halen Tüpraş Türk Sanat Müziği Grubunda korist. 250 mühendis üyesi bulunan Petkim Mühendisler Derneği'nde 4 yıl başkanlık yaptı. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nda Başkan Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. Halen Yönetim Kurulu Başkanı. 2001-2002 yıllarında Kocaeli TV' de, "Geniş Açı" adlı siyasi, sosyal, kültürel tartışmaların yapıldığı programın yapımcılığı ve sunuculuğunu yaptı. Halen Kocaeli Gazetesinde haftada bir köşe yazısı yayınlanmaktadır. Bu yazıların tamamı kocaeliaydinlarocagi.org.tr sitesinde yer almaktadır.