Düşünce Kırıntıları “Millet ve Ülke Üstüne”

25

 

-İngiltere diye bir ülke var mı?

-Var.

-İngilizce diye bir dil var mı?

-Var.

-Fransa diye bir ülke var mı?

-Var.

-Fransızca diye bir dil var mı?

-Var.

-Almanya diye bir ülke var mı?

-Var.

-Almanca diye bir dil var mı?

-Var.

-Rusya diye bir ülke var mı?

-Var.

-Rusça diye bir dil var mı?

-Var.

X

-Ya Türkiye diye bir ülke var mı?

-Var mı öyle bir ülke?

-Ya Türkçe diye bir dil var mı?

-Var mı öyle bir dil?

X

İşte istenen şüphe ve tereddüt atmosferi bu!

Bu nasıl bir haset, anlamadım doğrusu?

İşte akıl tutulması bu olsa gerek, uyanın dostlar!

Sonuçta kalır geride,çiğnenecek nice postlar!

X

-Türkiye parçalanacak, bölünecek diye evham ve vehimler içinde olanlar var! Oysa korkulan şey asla olmayacak!

-Elbette olmayacak ama, tedbirle korku karıştırılıyor! Tedbirli olmak; korkmak demek değildir. Olması istenmeyen şeyler için ön hazırlıktır. İleri görüştür. Hasta olmamak için hıfsızsıhhaya riayet etmek; yani koruyucu hekimliğe uymak kabîlinden. Kaldı ki, düşmanın küçüğü olmaz. Düşmanı hafife almak doğru değil. Tıpkı yangının, hastalığın, borcun küçüğü olmadığı gibi.

-Yani?

-Yanisi manisi yok. Ankara yoluna düşen; er geç Ankara’ya erişir. Henüz birinci kilometresinde bile olsa; yola devam ettiği takdirde, istediği yere ulaşması mümkün ve olası.

-Çaresi?

-Yanlış yola hiç girmemek.

X

3629

-Nece konuşuyorsun?

-“.çe”  konuşuyorum!

-Anlamadım!

-Türkçe’de  “Türk”  kelimesi var. “Türk” adı geçiyor!

-N’olmuş?

-N’olacak  “Türk”  kelimesini söylemek doğru değil! Onun için, “Türkçe” kelimesinden  “Türk”  kelimesini çıkarıyor geriye kalan  “…..çe”  yi telaffuz ederek cevap veriyorum!

-Yani?

-Yanisi manisi yok. “…..çe”konuşuyorum dememin sebebi, başımın derde girmemesi için!

X

Çok merak ediyorum:

-Polisimiz hangi devletin, hangi milletin polisi?

-Askerimiz hangi devletin, hangi milletin askeri?

-Valimiz hangi devletin, hangi milletin valisi?

-Kaymakamımız hangi devletin, hangi milletin kaymakamı?

-Üniversitelerimiz hangi devletin, hangi milletin üniversiteleri?

-Öğretmenlerimiz hangi devletin, hangi milletin öğretmenleri?

-Memurlarımız hangi devletin, hangi milletin memurları?

-Bayrağımız hangi devletin, hangi milletin bayrağı?

-Başbakanımız hangi devletin, hangi milletin başbakanı?

-Cumhurbaşkanımız hangi devletin, hangi milletin cumhurbaşkanı?

-Halkımız hangi devletin, hangi milletin halkı?

 

X

-Çok merak ediyorum:

-Ben hangi devlete aidim?

-Yoksa dünyada bir garibim!

-Ben hangi millete mensubum?

Yoksa meçhul kalır durumum!

3630

 

 

Önceki İçerikKutlu Doğum ya da Zihinsel Dönüşüm
Sonraki İçerikMitolojiden Postmodernizme Yeni(den)leşme: Değişme ve Kadın -1
Avatar photo
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.