Doğan görünümlü Şahin’den helikoptere

30

Meclis Başkanlığı makamı da tefessüh etti AKP İktidarı sayesinde.

Daha önce, Bülent Arınç döneminde, AKP Meclis Teşkilatı gibi çalıştırdılar Meclisi.

Öyle bir kadro dağıttılar ki, daha önceki dönemlerde Meclis kadroları neden şişirildi diye feryat figan haykıranlar, bir de baktık ki, ne kadar hısım akraba, eş dost, partili var ise Meclis’e yerleştirdiler.

Bu kadrolarda görev yapmaya ne eğitimleri ne tecrübeleri ne de kıdemleri yetmediği halde, “bizden” deyip yerleştirildiler.

Meclis’in kadrosu neredeyse ikiye katlandı.

Yüce Meclis’e atadıkları Genel Sekreter‘in, mahiyetinde çalışan sekreter hanımla birlikte yaşadığı gönül ilişkisi, evlilik dışı dünyaya gelen çocuk gibi yaşanan rezaletler, hep bu dönemim dillenmeyen rezaletleriydi.

Devlet’i tanımayan, Devlet Terbiyesi’nden yoksun kadroların “ne olduk delisi” tavırlarının tezahürü bunlar.

Bir söz var Rumeli’de çok kullanılır.

“Sonradan görme, gâvurdan dönme” derler.

Ya şimdiki Meclis Başkanı Şahin’e ne demeli.

Mehmet Ali Şahin ve Orman Genel Müdürü Osman Kahveci, Orman Genel Müdürlüğü’ne ait helikopterle Karabük’ün Ovacık İlçesi’nde bulunan Sporcu Kamp Eğitim Merkezi’nin bahçesine inmiş..

Şahin,  oğlunu ve babasını da almış yanına, evinin bulunduğu Ekincik Köyü’ne gitmiş helikopterle.

Bu kadar görgüsüzlüğe ne demeli?

Devlet’in imkânlarının pervasızca şahsi ihtiyaçlar için kullanılması bu dönemin hatırlarda kalacak hadiseleridir.

Geçmişlerine inat, yaptıkları bu ve benzeri olaylarla acısını çıkartıyorlar geçmişlerinin.

Bunların büyük bir çoğunluğu, seçilmeden önce, bırakın helikopteri, uçağa bile binememiş adamlar.

Ankara’ya giderken Doğan görünümlü bir Şahin arabaya, arkayı dörtleyerek altı kişi binip, Bolu Dağı’nda İsmail’in yerinde bir tas çorba ile yolculuk yaparken, bir de baktılar ki Devlet’in tüm imkânları ellerinin altında.

Gidin bir sorun bakın İsmail’in Yeri’ ne, hiç uğrayan var mı şimdi.

“Hepsi de havadalar (yani uçaktalar) artık” diyordu orada çalışan bir garson.

Eskiden sabah çorbasını burada içip yola devam edenleri, son sekiz yıldır görememekten şikâyetçiler İsmail’in Yeri’nde çalışanlar.

Ben bunların birçoğunla arkadaşlık yaptım geçmişte.

Devlet Malı için “Beyt-ül Mal” diyenler, dediklerini o kadar çabuk unuttular ki.

Bu mukaddes cümleye o kadar çok ihanet ettiler ki…

Birçoğu, inanın gördükleri yerde bakışlarını kaçırmak zorunda kalıyorlar.

Silivrikapı’daki Fatih Belediyesi Kooperatif Blokları‘nda otururken, şimdi Çamlıca’da lüks villalarda kalmalarını izah edecek durumda değiller, nasıl yüzüme bakacaklar ki?

Bunlardan birine, AKP kurulurken, kurulma aşamasında hukuki katkı veren birine, Haseki’de, Şahin arabası ile trafik polisleri tarafından çevrildiğinde rastlamıştım.

Trafik Sigortası yaptıramamış, Trafik Ekibi arabasını bağlıyordu.

Şimdi Emniyet Teşkilatı’nda önemli bir görevde bulunan, o dönemin Trafik Bölge Müdürü’ne telefonla ulaşıp, ceza yazmalarını ama arabasını bağlamamalarını rica etmiştim.

Biliyordum ki gerçekten o gün o Şahin araba onun her şeyiydi.

Ya şimdi?

Ne siz sorun ne de ben anlatayım.