Devlet Dediğin Ne Ola?

35

İstanbul
Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu 21. yüzyılın en çılgın projesi Kanal
İstanbul aleyhinde kampanya başlatıp şehrin her tarafını “Ya Kanal Ya İstanbul”
afişleriyle donatınca cevval savcılarımız derhal harekete geçti ve İmamoğlu
hakkında soruşturma başlattılar. Başka bir cevval kişi olan Sayın İçişleri
Bakanımız da soruşturma hakkında Fatih Altaylı’nın “Hükümetin getirdiği
proje devlet projesi midir? Kanal İstanbul niye bir devlet projesi? Devlet
projesi ne manaya geliyor? Bir hükümet, bir Cumhurbaşkanı projesi illa hemen
devlet projesi mi olur?” şeklinde sorduğu soruya “Tabii hükümet
bir projeye adım attığı itibaren bir devlet yatırımıdır. Şu anda bir devlet
yatırımıdır bu. Sadece bir hükümet yatırımı değildir” şeklinde cevap
vererek hem konuyu bambaşka bir boyuta taşıdı hem de gerek siyaset bilimine
gerek anayasa hukukuna gerekse idare hukukuna yepyeni bir anlayış getirdi.
Maşallah, Sübhanallah!

 

            Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat
Kurum geçen gün Fox TV’de İsmail Küçükkaya’nın konuğu oldu ve o da Kanal
İstanbul Projesi’nin devlet projesi olduğunu öne sürdü. Ancak projenin devlet
tarafından finanse edilmeyeceğini söyledi.

 

            Bu tip yaklaşımlar yeni değil. Uzun
yıllardır Ak Parti hükümeti ile devleti bir kabul eden, bunları özdeşleştiren
ve yine Ak Parti’ye ve Cumhurbaşkanı’na yöneltilen eleştirileri devlete yönelik
olarak algılayan veya öyle anlamak isteyen bir yapı var. Hükümetle iktidarın
özdeşleştirilmesinden kaynaklanan yanlış düşünce nedeniyle, iktidara yönelik
eleştiride bulunanları vatan hainliğiyle itham edecek kadar saçmalayan
kişilerin ortaya çıktığına çokça şahit olduk. Bugün gelinen noktada devletle
hükümetin, devletle Cumhurbaşkanı’nın, devletle iktidar partisinin aynı şeyler
olmadığını anlatmak lazım. Bu kavramları aynı kabul etmek ve vatandaşa da öyle
kabul ettirmek iktidar mensuplarının işine geliyor olabilir ama bu ülkeyi ve bu
ülkenin insanlarını gerçekten seviyorsak iktidarın bu algı oyununu bozmamız
lazım.

 

Devlet Bir Otomobildir!

 

            Yazının başlığını okuduğunda
Rousseau’nun o meşhur “Devlet bir toplumsal sözleşmedir” sözünü yazarak işin
felsefi boyutuna değineceğimi zannedenler fevkalade bir yanılgı içindeler!
Kanaatimce devlet- hükümet ayrımını en iyi ifade edecek benzetme otomobil-şoför
benzetmesidir. Hatta devlet kavramını açıklayabilecek en iyi örnek otomobil
örneğidir.

 

            Evet, devlet bir otomobildir!
Otomobil dediğimiz alet senkronize bir mekanizmadır. Motor aksamı vardır,
elektrik aksamı vardır, süspansiyonları vardır, kaporta aksamı vardır, rot-balans
aksamı vardır, denge-balans aksamı vardır, fren mekanizması vardır, ABS’si
vardır, ESP’si vardır vs. Bu aksamlar otomobilin hareket etmesini, yönünün
değiştirilmesini, gerektiği zaman yavaşlamasını ve hatta durmasını sağlar. Bir
de otomobilin tüm bunları yapabilmesi için kontağı çevirip onu çalıştıracak,
gaz-debriyaj-fren pedallarına basacak, vites değiştirecek, direksiyonu sağa
sola çevirecek bir şoföre ihtiyaç vardır. (Şimdilik)

 

            İşte devletin de tıpkı bir otomobil
gibi onun hareket etmesini sağlayan dinamik aksamları, otomobili sürekli olarak
denetleyip mekanizmanın sorun çıkarmamasını ve kendini yok etmemesini sağlayan
denetleme sistemleri, gerektiğinde yavaşlamasını ve hatta durmasını sağlayan
fren sistemleri (yargı mesela) vs. sistemleri vardır. Son olarak devletler de
otomobillerin şoföre ihtiyaç duydukları gibi birer hükümete ihtiyaç duyarlar. Evet,
hükümetler de devletlerin şoförleridir.

            Şoför ne kadar ustaysa otomobilin
yol kat edişi o kadar iyidir, usta şoför yolculuğun keyifli ama daha da
önemlisi güvenli geçmesini sağlar. Öte yandan bindiğiniz otomobil ne kadar üst
düzey donanıma sahip olursa olsun eğer şoför acemiyse o yolculuk kelimenin tam
anlamıyla bir kâbusa döner. Acemi şoföre Ferrari bile verseniz o acemi hem
yolculuğu mahveder hem de Ferrari’yi. Aynı durum devletin direksiyonuna geçen
acemi ve beceriksiz hükümetler için de geçerlidir.

 

            Özetle, nasıl ki siz o acemi ve
beceriksiz şoförün şoförlüğünü eleştirdiğinizde eleştirdiğiniz şey Ferrari
değil bizzat şoförün kendisiyse aynı şekilde hükümeti veya siyasal iktidarı veya
Sayın Cumhurbaşkanı’nı eleştirdiğiniz zaman da eleştirinin muhatabı devlet
değildir!