Davos 2009

52

Davos’u ilk kez rahmetli Özal’ın başbakan olduğu yıllarda duymuştum.

Davos İsviçre’nin küçük ve şirin bir kasabasıdır.

Her sene dünyayı yöneten üst düzey yöneticiler burada buluşur dünyanın geleceğini şekillendirirler.

Dünyanın birçok bölgesinde siyaset, ekonomi ve medya gücünün siyonizmin etkisinde olduğu ilgilenen herkes tarafından bilinen bir gerçektir.

Davos’un da bundan bağımsız olması düşünülemez.

Siyonizm dünyanın birçok bölgesinde baş belasıdır.

Nerede kan, zulüm, gözyaşı varsa mutlaka perdenin önünde yada arkasında Siyonizm vardır.

Tarihte hiçbir zulüm ebedi olmamıştır. Hiçbir zalimin akıbeti de mazlumların ahından bağımsız olmamış, cezasız kalmamıştır. Zalimler tarihten ders alsalardı bugün yeryüzünde zulüm olmazdı. Ama tarih sürekli tekerrür ettiğine göre bu ders alınmamıştır, alınmayacaktır da.

Her zalim Firavun ve Nemrut’un akıbetini çok iyi bilir ama Firavunluktan da vazgeçmez.

Günümüzün Firavunu da İsrail ve ABD’dir.

Diğerleri gönüllü ya da gönülsüz onların yandaşlarıdır. Ama onlarında sonu yakındır.

Zulmün akıl hocası ve uygulayıcısı İsrail artık eski itibarına sahip değildir.

İsrail Hizbullah’a saldırdığında ABD Dışişleri bakanı aynı gün bölgede 22 tane ülkenin sınırlarının değişeceği beyanatını vermişti.

Bu sınır değişikliğine Türkiye’de dâhildir.

İsrail’in gücüne çok güveniyorlardı ve kendilerinden çok emindiler.

İsrail kara harekâtında Hizbullah’tan beklemediği bir karşılık alıp perişan olunca bu plan suya düştü.            

İsrail askeri alanda ciddi bir yenilgi tatmış oldu. Bunun acısını çıkarmak için Gazze üç hafta boyunca karadan denizden ve havadan bombalandı.

Masum çocuklar, annesinin kucağındaki bebekler, savunmasız yaşlılar hunharca öldürüldü.

İsrail tamam iş bitti karadan son noktayı koyalım diye Gazze^ye girdiğinde Hamas’ın askeri gücü ile karşılaştı. Bu iş uzaktan bomba atmaya benzemiyordu. Başlangıçta her türlü ateşkesi reddeden İsrail bir hafta Gazze’de zor dayandı. Birçok askerini kaybederek daha fazla rezil olmadan tek taraflı ateşkes ilan edip Gazze’den çekilmek-kaçmak zorunda kaldı.

Böylece İsrail ikinci kez yenilgiyi, acıyı tattı, itibarı iyice sarsılmış oldu.

İsrail kırılan, paspas olan gururunu Davos’ta tamir etmek istedi, evdeki hesap çarşıya uymadı.

Diplomatik alandaki son darbeyi dünyanın gözü önünde canlı yayında T.C Başbakanından yedi.

Birinin kral çıplak demesi gerekiyordu. Davos’ta kralın çıplak olduğu en gür sesle söylendi ve tüm dünya kralın çıplak olduğunu gördü.

Gazze’ konulu oturum düzenliyorsunuz NATO genel sekreteri: 8 dakika konuşuyor. Aslında hiç konuşmasına da gerek yoktu.

Arap Birliği Genel Sekreteri: 12 dakika konuşuyor. Başbakanımıza 12 dakika süre tanınıyor. Şimon Peres ise 25 dakika konuşuyor. Adalet demokrasi bunun neresinde ? 

Bu haksızlığa boyun eğmediği için başbakanımız Sn. R. Tayip Erdoğan’ı canı gönülden destekliyor ve tebrik ediyorum.

Gösterilmesi gereken tepkiyi gösterdi. Yahudi hayranları dışında herkesin takdirini kazandı.

Muhatabın karşısında dört büklüm olursanız itibarınız olmaz, şamar oğlanı muamelesi görürsünüz. Dik durduğunuz zaman herkes size saygı gösterir.

İnsanları açlığa mahkûm edip başlarına bomba yağdırmayı makul karşılıyorsunuz.

Başbakanımıza parmak sallayarak yüksek sesle tehdit edercesine konuşmayı makul karşılıyorsun.

Bu tehdit Tayip Bey’in şahsına değil Türkiye Cumhuriyetine ve Türk halkınadır.

Aşağılanmayı ve horlanmayı içinize sindiriyorsunuz.

Başbakan niye tepki gösterdi, boynunu büküp otursaydı ya diye sızlanıyorsunuz.

YAZIK YAZIK ÇOK YAZIK.

AYNI ZAMANDA ÇOKDA AYIP.

Başbakanın onurlu çıkışını acemilik, Peres’in özür dilemesini ise olgun devlet adamlığı olarak görüp göstermeye çalışanları yadırgıyor ve ayıplıyorum.

Bu millet ne çektiyse kraldan çok kralcı geçinenlerden çekti.

İsrail 4-5 milyon nüfuslu bir devlet. 75 milyon nüfuslu Türkiye’nin her türlü zulme rıza göstererek İsrail’e yaranmaya çalışması ondan çekinmesi tarihimize, ecdadımıza saygısızlık olmaz mı?

Sn. Obama’nın Ortadoğu temsilcisi bu olaydan dolayı Türkiye’ye gelmemiş.

VAH VAH VAAAAAAAAAAHHHH. NE BÜYÜK KAYIP.

İtibarı siz niye ABD ve İsrail’in yanında arıyorsunuz ki gelse ne olur gelmese ne olur.

Ömrünüzü rızkınız bunlar mı veriyor.

Onların bizden çıkarları yok mu?

İlânihaye aşağılanıp sömürülmeli miyiz?

Bunu bize ödetirlermiş baksen hele.

Ermeni yasa tasarısını ABD kongresi kabul edermiş. Ermeni tasarısı ile Türkiye’nin dış politikasını ipotek altına alıp bize her istediklerini kabul ettiriyorlar, her sene her sene aynı dayatmalar.

ABD senatosu Ermeni yasa tasarısını kabul ederse ne olur?      

Kıyamet mi kopar? Yoksa başımıza gökten taş mı yağar.

İsrail BM’nin binalarını bombalıyor, kararlarını tanımıyor da ne oluyor, kim ne yapabiliyor?

Hiç bir şey olmaz çekersiniz restinizi dostunuzu düşmanınızı tanımış olursunuz. Her sene aynı kâbusu görmekten kurtulursunuz.

Bunlar önemli olmakla beraber ben farklı iki noktaya dikkat çekmek istiyorum.

1-Pakistan devlet başkanı rahmetli Ziyaülhak yıllarca ABD’nin müttefiki idi. Onların gerçek yüzünü ve niyetini görünce hata yaptığının farkına vardı ve bu hatalarından dönmek istedi ve ustaca hazırlanmış bir suikasta kurban gitti. 

Bir seyahat anında havada uçağı infilak etti.

Bu durumu tahmin etseydi eminim ki tedbir alırdı.

2- Rahmetli Turgut Özal Ermenistan-Azerbaycan savaşının yoğun olduğu dönemde askerimizin yapmış olduğu bir tatbikatta yanlışlıkla Ermeni tarafına iki tane top mermisi düşse kıyamet mi kopar dedi akıbetinde o da şüpheli bir ölüm ile hayatı noktaladı.

Bu olayların mutlaka yerli işbirlikçileri vardır ama bunları CIA ve Mossad’dan bağımsız düşünmek safdilik olur.

Başbakanımız Sn. R. Tayip Erdoğan’ın bunları bilmemesi düşünülemez.

Temennim korunma kapsamında bunları da düşünmesidir.

Bize düşen tedbirde hata yapmamaktır, takdir Allah’a aittir.

Unutmayalım ki onların gücü bizim zaaflarımızdır. Yani onları gerçek dost bilmemizdir.

GAZZE’YE SELAM BOYKOTA DEVAM.

EY MİLLET! KÜKRE VE ASLINA DÖN.

Kan, gözyaşı ve zulmün olmadığı huzur, barış ve mutluluk dolu yarınlarda buluşmak dileğiyle…