Batıda Çokkültürlülükten Dönüş ve Çamlıca’ya Camii

26

 

Geçenlerde Almanya’nın bir eyaletinde sünnetin yasaklanacağı şeklinde bir haber basında yer aldı. Aslında kurban kesimi ve giyim tarzından birçok konuya kadar Alman toplumunda yabancı kaynaklı nüfusa ve bilhassa Müslümanlara karşı bir tepkinin olduğu görülmektedir.

Yapılan bazı araştırmalarda üç Almandan birinin yabancılarla komşu olmak istemediği ve yabancılara karşı olduğu ortaya çıkmıştır. Yabancı düşmanlığı ve yabancıları dışlama onları adeta zorla gettolaştırma sadece Almanya’da görülmüyor.

Fransa ve bazı Avrupa ülkelerinde yabancı kaynaklı nüfusun adeta üçüncü sınıf vatandaş kabul edildiği ve yabancıların da bunlara zaman zaman tepki göstermesiyle çıkan olaylar unutulmamıştır. Aslında bütün gelişmeleri ve verileri bir araya getirdiğimiz zaman Batıda eritilemeyen yabancı kaynaklı nüfusa hiçte hoş olmayan bir bakış ortaya çıkmıştır.

Bazı Avrupa ülkeleri artık misafir olmaktan çıkmış yabancı kaynaklı nüfusa ve bir zamanlar uyguladıkları çok kültürlü politikalara artık tahammül edemiyorlar. Bu ülkelerde çok kültürlülük politikaları güvenlik sorunu haline gelmiştir.

Buna rağmen, bizim gibi ülkelere çok kültürlülük politikaları tavsiye edilmekte, hatta son yeni anayasa çalışmalarında bu baskı ve eğilim açık bir şekilde görülmektedir.

* * *

Son günlerde hiç de tasvip etmediğimiz iki olay sürekli gündeme getirilmekte ve bilhassa Sivas Madımak olayları adeta kaşınmaktadır. Sivas’ta meydana gelen üzücü olaylardan birkaç gün sonra Erzincan’ın Kemaliye’sinde Başbağlar köyü basılmış ve katliam yapılmıştır. Burada da 33 kişi hunharca katledilmiştir.

İnsanları birbirine karşı kışkırtıcı, birbirinden uzaklaştırıcı yanlışlardan uzaklaşmalıyız. Türk Milletinin birliği ve bütünlüğü bazılarınca bir türlü hazmedilememektedir. Başbağlar katliamının üstünden 19 sene geçmiştir. Bu katliamdan sorumlu oldukları şüphesiyle tutuklananlar daha sonra serbest bırakılmıştır. 1993 yılında kendilerine para bağlanan köylülerden şimdi para geri istenmektedir. Üstelik faiziyle…

* * *

Çamlıca’ya cami yapılması tartışmaları pek seviyeli yapılmamaktadır. Siyasetçiler ihtisasa saygı göstermeli, her konuda sporda olduğu gibi tek seçici olmaya kendilerini zorlamamalıdırlar. Caminin şekli, büyüklüğü, minare sayısı, konumu ve projesi teknik bir konudur. Teknik bir kadroya bırakılmalıdır. Büyüklükten ziyade göze hoş gelebilecek, fiziki çevreye uyabilecek estetik özelliklere sahip bir cami düşünülmelidir. Cami çirkinleştirilip sözde bir külliye şekline dönüştürülerek, ticari amaçlara kurban edilmemelidir. Kartal Maltepe merkezdeki camii gibi ibadethanelerimizi kendi elimizle çirkinleştirmeyelim. Beton yığını haline sokup estetik güzelliği bozmayalım.

Cami bir semboldür. Ancak bu sembol farklı Müslüman milletlerin milli kültür özelliklerine göre şekil alır. Eğer kültür medeniyete anlamlı katkılar yapabilecek seviyede ise; her milletin bir mimari çizgisi olabilir. Bu çizgi maddeye ve fiziki yapıya yansıyan manevi kültürün izini taşır. Maddeye damgasını vurur.

Cami, camiidir ama Arap Kültürüne ve Türk Kültürüne göre farklı özellikler taşır. Yaşama tarzı farkı maddede somutlaşır. Türk-İslam sanat anlayışına göre yapılan bir camii daha aydınlıktır, sesi daha iyi aksettirir ve karanlıktan uzaktır. Endişemiz kısır tartışmalara esir olacak bir cami yapımının aklı başında olan insanları üzebileceğidir.

 

 

Önceki İçerikCumhurbaşkanlığı Seçimi ve Anayasa Mahkemesi Kararı
Sonraki İçerikTürk’ün Türk’ten Başka Dostu Var mı?
Avatar photo
1944 İstanbul doğumludur. Orta Öğrenimini Maarif Kolejinde, yüksek öğrenimini İktisadî ve İdari Bilimler Yüksek Okul'unda tamamlamıştır. 1967'de İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne asistan olarak girmiştir. Ord. Prof. Dr. Z.F. Fındıkoğlu'na asistanlık yapmıştır. 1972'de "Bölgelerarası Dengesizlik" teziyle doktor, 1977'de "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" teziyle doçent, 1988'de de profesör olmuştur. 1976 Haziranında yurt dışına araştırma ve inceleme için giden Erkal 6 ay Londra ve Oxford'ta inceleme ve araştırmalar yapmış, Doçentlik hazırlıklarını ikmal etmiştir. 1977 yılında hazırladığı "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" isimli Eğitim Sosyolojisi ve Eğitim Ekonomisi ağırlıklı tezle Doçent olmuştur. 1988'de Paris'de, 1989'da Yugoslavya Bled'de yapılan milletlerarası UNESCO toplantılarında ülkemizi birer tebliğle temsil etmiştir. 1992 Yılında Hollanda'da yapılan Avrupa Konseyi'nin "Avrupa'da Etnik ve Cemaat İlişkileri" konulu toplantısına tebliğle katılmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi dışında dönem dönem Harp Akademilerinde, Gazi Üniversitesi'nde, Karadeniz Teknik (İktisadi ve İdari Bilimler Yüksek Okulu) ve Marmara Üniversitelerinde de derslere girmiştir ve konferansçı olarak bulunmuştur. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Bölümü ve İktisat Sosyolojisi Anabilim Dalı Başkanı, Metodoloji ve Sosyoloji Araştırmaları Merkezi Müdürü, İstanbul Üniversitesi Senato Üyesi, Aydınlar Ocağı Genel Başkanı ve İstanbul Türk Ocağı üyesi olan Prof. Dr. Erkal'ın yayımlanmış ve bir çok baskı yapmış 15 kitabı ve 700 civarında makalesi vardır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde Pazar günleri makaleleri yayımlanmaktadır. Prof. Dr. Erkal evli ve üç çocukludur. Dikkat Çeken Bazı Kitapları : Sosyoloji (Toplumbilimi) (İlaveli 14. Baskı), İst. 2009 Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri, İst. 1978 Bölgelerarası Dengesizlik ve Doğu Kalkınması,(2. Baskı), İst. 1978 Sosyal Meselelerimiz ve Sosyal Değişme, Ankara 1984 Bölge Açısından Az Gelişmişlik, İst. 1990 Etnik Tuzak, (5. Baskı), İst. 1997 Sosyolojik Açıdan Spor, (3. Baskı), İst. 1998 İktisadi Kalkınmanın Kültür Temelleri, (5. Baskı), İst. 2000 Türk Kültüründe Hoşgörü, İst. 2000 Merkez Binanın Penceresinden, İst. 2003 Küreselleşme, Etniklik, Çokkültürlülük, İst. 2005 Türkiye'de Yolsuzluğun Sosyo-Ekonomik Nedenleri, Etkileri ve Çözüm Önerileri (Ortak Eser), İst. 2001 Ansiklopedik Sosyoloji Sözlüğü (Ortak Eser), İst. 1997 Economy and Society, An Introduction, İst. 1997 Yol Ayrımındaki Ülke, İst. 2007 Yükseköğretim Kurumlarının Bölgelerarası Gelişme Farklılıkları Açısından Önemi ve İşlevleri, İTO, İst. 1998 (Ortak Araştırma)