Artık Farkına Varın!

66

İki adam küçük bir kayıkla balığa çıkmışlardır. Balığa gittikleri gün sakin bir gündür. Ta ki oltaya takılan kocaman bir balık, kurtulmak için çırpınırken, adamı çekip suya düşürünceye kadar… Adam yüzmeyi bilmemektedir ve panik içinde “yardım et” diye bağırır arkadaşına

“kurtar beni”.

Arkadaşı elini uzatır ve adamı kayığa çekebilmek için saçlarından yakalar. Ama tutup çekmek istediğinde adamın peruğu elinde kalır ve adam tekrar suya batar,kafasını zorlukla çıkarıp, çığlık atmaya devam eder; “Yardım et bana, yüzme bilmiyorum” arkadaşı tekrar uzanır, bu kez kolunu yakalar. Tam çekecekken, kol yerinden çıkar, bu takma bir koldur.

Boğulmak üzere olan adam çırpınmaya devam etmektedir… Arkadaşı üçüncü kez uzanır. Bu sefer adamın bacağına denk gelir ve çeker… Çektiği tahta bir bacaktır. Adamın boğulmasına ramak kalmıştır, ama debelenmeye ve çığlık atmaya devam eder.

Arkadaşı sıkılmış bir şekilde bağırır “TEK PARÇA DEĞİLSİN Kİ, NASIL YARDIM EDEYİM SANA”

İki malum devletin yüksek derecedeki ajanı ve işbirlikçi ajanları aralarında konuşurlar.

Konu, ülkemiz üzerindeki emelleri… projeler ve planlar ortaya serilir. Büyük abi ajan  yukarıda  anlattığımız hikayeyi anlatır. “İşte Türkiye gerçeği bu, ister doğudan tut, ister batıdan, ister ortadan, ister kuzeyden… nerden tutarsan tut elinde kalacaktır” dediğinde küçük kardeş ajan ve diğer işbirlikçi ajanlar dikkat kesilirler… “alevi, sünni, laz, çerkez, türkmen, kürt, arap, pomak, sağcı, solcu, muhacir, yerli, sonradan gelen vs… bu ülkenin gerçeği bu… bunları tuttuğumuzda elimizde kalacaktır, böylece biz de kolayca büyüüüük projemize kavuşacağız” dediğinde küçük ajan kardeş ve işbirlikçi ajanların salyaları akan ağızları sevinçten kapanmaz…

Büyük abi ajan da, küçük kardeş ajan da ve işbirlikçi ajanlar da bir şeyi unutuyorlar ya da akıl edemiyorlar… Bu mübarek ülkenin kuruluş harcını sağlamlığını…

11. yüzyılda bu ülkenin kurulması için ustalar doğudan girerek çeşitli yerlere dağıldılar..

Yesevi ruhu ile temele öyle bir harç attılar ki, kopması mümkün değil… Yerli yaşayanı ile yeni geleni ile, Hıristiyanı ile Müslümanı ile sevgi saygı ortamında yaşamayı öğrettiler. Bu ülkede yaşayanlar, kız alıp verdiler, akraba oldular, birlikte ağladılar, birlikte güldüler, Çanakkale’de birlikte öldüler, Meclisi birlikte açtılar, Cumhuriyeti birlikte kurdular…

O ustalar, O erenler, daha sonrakiler, Mevlanalar, Yunus Emreler, Hacı Bektaşi Veliler, Hacı Bayram Veliler, Pir Sultanlar; bizden öncekilere, bizlere ve bizden sonrakilere “DEĞERLERİMİZLE BİR BÜTÜNLÜK İÇERİSİNDE YAŞAMAYI” öğrettiler ve bizlere miras olarak bıraktılar…

Bu gerçeğin farkına yüzlerce yıl varamayan ve hala da varamayan büyük abi ajan, küçük kardeş ajan ve onların işbirlikçileri ajanlar şunu iyi bilsinler ki… İNADINA BU ÜLKEDE SONSUZA DEK BİRLİKTE, BİR BÜTÜN OLARAK YAŞAYACAĞIZ….