Anayasa Değişikliği Hangi İhtiyaçtan Çıktı

25

Anayasa değişikliği tartışmaları gündemin en önemli maddesi durumunda. Türkiye gündeminin ilk maddesi haline gelen bu siyasi atağın hangi ihtiyaçtan doğduğunun tespiti önemlidir. Çünkü bu değişiklik teklifi TBMM’de görüşüldükten sonra büyük ihtimalle referanduma sunulacak gibi görünüyor.

Halkın büyük çoğunluğunun böylesine teknik konuları bilmesi ve teknik detayları gözeterek değerlendirmesi mümkün olmadığına göre, çoğunluk genel algılama ve taraftarı olduğu partilerin tepkilerini dikkate alarak oy verecektir.

Anayasalar bir toplumsal sözleşme olarak kabul edilir ve bunlarda yapılacak herhangi bir değişikliğin normalde bir milli mutabakatla yapılması istenir. Bunun için Meclis’te oylaması esnasında nitelikli çoğunluk aranır. Ancak kabul edilen metinlerin uzun ömürlü olması, toplumda barış, huzur ve gelişme sebebi olması için, azlık oyların görüşlerini de içine alan dengeli bir yapıda olması beklenir.

Yapılmak istenen değişiklikler için toplumda genel bir mutabakat (konsensüs) sağlanmasını bir yana bırakın, proje Meclis’te bile AKP’nin yalnız kaldığı bir teşebbüs durumundadır. Yapılmak istenen değişikliklerin “akıbetinin hayır olması için, niyetin de hayırlı olması gerektiği” düşüncesiyle niyetin neler olabileceğini anlamaya çalışalım.

GÜNDEMİ DEĞİŞTİRME: AKP gündem değiştirme konusunda hep son derece ustaca manevralar yapıyor. Seçimlere bir yıl civarında bir süre kalmışken, hükümeti yıpratan “önemli başarısızlıklar” sıcaklığını korurken seçime gitmek AKP açısından çok olumsuz sonuçlar doğurabilecekti.

Ekonomik krizin yarattığı işsizlik, esnaf, çiftçi ve işçinin yaşadığı sıkıntılar.. Bunların yanında sıkıntının adil paylaşılmadığına, iktidara yakın olanların nemalandığına dair örnekler bu kitlelerin AKP’ye duyduğu güveni çok aşındırdı. 

“Kürt açılımı/ demokrasi açılımı” , “Ermeni Açılımı” teşebbüslerinin kardeşlik ve barış getireceği vaatlerinin birer ütopya olduğu anlaşıldı. Habur‘dan giriş yapan PKK’lıların yarattığı toplumsal travma kolay geçeceğe benzemiyor. Bu yüzden “Kürt Açılımı” rölantiye alındı.

“Ermeni Açılımı” ise bir başka fiyasko oldu. ABD ve bazı AB ülke parlamentolarında “soykırım” iddialarının kabul edilmesi, yapılan açılımın bir faydası olmadığı gibi kardeş Azerbaycan’ın küstürülmesi gibi ağır zararları olduğunu ortaya çıkardı.

AKP açısından bu olayların yarattığı ağır havanın dağıtılması için gündemin değiştirilmesi gerekiyordu. 7 seneyi geçen iktidar döneminde yapamadığı değişiklikleri bu dar vakitte ve hem de referandumu göze alarak yapmak için kendince önemli sebepleri olmalı.

KAPATILMA VE YARGILANMA KORKUSU: AKP’nin kurmay heyeti geçmişte birkaç partisi kapatılmış “Milli Görüş” ekolünden geliyor. Ayrıca AKP de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmaktan bir oy ile kurtuldu. Ayrıca “laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmak” suçundan hüküm giydi.

Bu partinin iktidardan düşmesi halinde, mevcut dış desteğin devreden çıkabileceği ve partinin kapatılıp, birçok yöneticisinin Yüce Divan’da yargılanabileceği korkusu var. Bu korku anlaşılabilir ve insani bir duygudur. Bunun için Yüksek Yargı (Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay) ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) içinde AKP’ye yakın üye sayısını artıracak bir çalışma içine girilmiştir.

REFERANDUM KUMARIYLA OY ARTIRMAK: Değişiklikler halkoyuna sunulacağı için, AKP paketin içerisine geniş halk kitlelerinin hoşuna gidebilecek bazı düzenlemeler ile birtakım grupların desteğini sağlamaya yönelik haklar verilmesi yoluna gidiyor. Bu suretle oy oranını normal seçimlerde alabileceği oranın üzerine çıkartmak istiyor. Genel seçimlere de bu moral ile girmek ve iktidar gücünü korumayı planlıyor.

ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL EDERSE: AKP referandumu göze alırken belki de en istediği şey, referanduma gidemeden Anayasa Mahkemesinin bu değişiklik teklifini iptal etmesidir. Mahkemenin böyle bir iptal kararı vermesi zayıf bir ihtimal değildir. Böyle bir olay olursa AKP çok sevdiği mağdur rolünü oynamak için güzel bir fırsat yakalamış olacak.

BAŞKANLIK SİSTEMİNE DOĞRU: Rahmetli Turgut Özal’ın gönlünden geçirip başaramadığı Başkanlık sistemine geçiş hevesinin Başbakan Erdoğan‘da olmadığını söylemek mümkün değildir. Cumhurbaşkanını halkın seçmesi yönünde yapılan son Anayasa değişikliği bu sisteme hazırlığın önemli bir adımıdır.

Başbakan Erdoğan’ın da Turgut Özal gibi partisinin zayıflamaya yüz tuttuğu dönemde Çankaya’ya çıkma arzusunu gütmesi normal bir davranış biçimidir. Böylece hem tarihe Cumhurbaşkanı olarak ta geçmek ve hem de dokunulmazlık zırhını kullanarak yargılanma tehlikesinden kurtulmuş olacaktır. Her ne kadar yıpranmış bir iktidara dayanarak halkoyuyla Cumhurbaşkanı seçilmek pek kolay değilse de, Erdoğan’ın bu şansı mutlaka deneyeceği kanaatindeyim.

Yapılması düşünülen Anayasa değişikliklerini hazırlayan komisyon içindeki önemli isimlerden hocam Prof. Dr. Burhan Kuzu‘nun ve diğer bazı önemli AKP’lilerin Başkanlık Sistemi taraftarı olduğunu biliyorum. (Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, daha AKP’nin kuruluşu tamamlanmadan, Kocaeli TV’de yaptığım Geniş Açı adlı programımda bu görüşlerini Kocaelililerle de paylaşmıştı.) Bu ekibin Tayyip Erdoğan’ın hırsı, cesareti ve ihtirası ile bu sisteme geçiş için iyi bir fırsat yarattığına inandıklarını düşünüyorum.

DEMOKRASİMİZİN GELİŞTİRİLMESİ: Yapılan değişiklikler “12 Eylül Anayasasının dar kalıplarını, kişi hak ve özgürlükleri açısından geliştirmek” yönünden bir fırsat olarak değerlendirilebilir.

AİHM’ne Rusya’dan sonra en fazla müracaatın olduğu ve Türkiye Cumhuriyeti aleyhine (insan hakları ihlalleri olduğuna dair) kararların yüzde doksanı bulduğu bir yargılama sistemimiz var. Adalet geç tecelli ediyor, çoğu zaman eksik ve yanlış işliyor. Bu sistemi geliştirmek için gerekli olan adalet reformuna başlangıç teşkil edecek bazı düzenlemeler keşke ilave edilebilse. Sivil yargı/ Askeri Yargı ikileminden çıkılabilse. Hâkimler ve savcılarımız gerçekten bağımsız olabilse ve yalnız adalet için çalışabilse, “vicdan ve cüzdan arasında sıkışmasa”.

Yapılmak istenen Anayasa değişikliklerinde bu niyetlerin hepsinden birer parça var. Yemeği oluşturan ana unsurlar önceki maddeler, son başlık yani “demokrasimizin geliştirilmesi” ise yemeği tatlandırması için konulan tuz kabilinden.

Anayasa değişiklikleri ile ilgili daha çok düşünecek ve yazacağız gibi gözüküyor.

Önceki İçerikKamyonu Arkadan İtmeliyiz
Sonraki İçerik“Allah’tan Büyük Olsun”
Avatar photo
Doğum 20.07.1956 BUCAK-BURDUR Eğitim Cumhuriyet İlk Okulu, Bucak Lisesi (Mezuniyet 1973) İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi - Kimya Yüksek Mühendisliği (Mezuniyet 1978) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi (Mezuniyet 1995) Çok sayıda şirket içi ve şirket dışı eğitim programlarına iştirak. (ISO 9000, Toplam Kalite Yönetimi, Verimlilik, İş İdaresi, Pazarlama, İstatistiksel Proses Kontrol, Kişisel Gelişim, Kişisel İmaj ve diğer konularda onlarca eğitim programı) 1978-1980 Akyazı/Sakarya Yonca Süt Fabrikası İşletme ve Laboratuar Şefi 1980-1995 Petkim A.Ş. Yarımca Kompleksi (İşletme Mühendisi, İşletme Şefi, Başmühendis.) 1995-2001 Satış Müdür Muavini 2001-2004 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdür Yrd. 2004 - 01.02.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdürü. 01.02.2007 - 30.09.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi İnsan Kaynakları Müdürü. 01.01.2008 - 30.10.2008 Yantaş Yavuzlar Plastik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı. 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı Kauçuk Ürünleri Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Başkanlığı yaptı. (2001) 03.03.2010- Serbest Avukat Medeni Hal :Evli ve İki Çocuklu Lisan : İngilizce (İntermedite level) Sosyal Faaliyetler :İstanbul Üniversitesi Korosu, Kubbealtı Musiki Cemiyeti ve halen Tüpraş Türk Sanat Müziği Grubunda korist. 250 mühendis üyesi bulunan Petkim Mühendisler Derneği'nde 4 yıl başkanlık yaptı. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nda Başkan Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. Halen Yönetim Kurulu Başkanı. 2001-2002 yıllarında Kocaeli TV' de, "Geniş Açı" adlı siyasi, sosyal, kültürel tartışmaların yapıldığı programın yapımcılığı ve sunuculuğunu yaptı. Halen Kocaeli Gazetesinde haftada bir köşe yazısı yayınlanmaktadır. Bu yazıların tamamı kocaeliaydinlarocagi.org.tr sitesinde yer almaktadır.