18.8 C
Kocaeli
Çarşamba, Ekim 7, 2026
Ana SayfaDin ve AhlâkKaramsarlık Yersiz

Karamsarlık Yersiz

Kimileri ümitsizlik ve karamsarlık içinde, zihnen hasta bir durum sergiliyor!

Cahillerin sayı çokluğundan yakınıyor! Bilgili, değerli âlim ve bilginlerin de,

Kabiliyetli oluş özelliklerini, gittikçe kaybettiklerinden, dem vurarak;

Kara bir tablo çiziyor!

“Korkarız ki, zaman gelecek, dinimiz sönecek!” diye endişe içindeler!

Oysa, düşünmüyorlar ki:

Kâinat söndürülmedikçe, hâlen zemine çakılmış kazıklar hükmünde olan

İslâm inancı sönmez.

İslâm sembolleri olan câmi minareleri, camiler, din bilgileri ortadan kalkmadığı sürece,

İslâmiyet her an, parlak bir şekilde yaşamaya devam edecek.

Çünkü, her mabet âdeta bir öğretmen gibi, mânen ders vermekte.

Çünkü, din bilgileri hâl diliyle, dinsel hakikatlerin birer üstadı vaziyetinde.

Çünkü, her din ve iman meseleleri; birer üstad gibi hâl diliyle, din hakikatlerini;

Hatasız olarak tam bir şekilde anlatıp durmaktalar.

Çünkü, her biri İslâm sembolü bilgin ve mâhir hocalar hükmündeler.

Çünkü, durmadan, bakanlara İslâm rûhunu ders veriyorlar.

Çünkü, asırların geçmesi ve zamanın sürekliliği sebebiyle;

Sanki, cisimleşmiş İslâmiyet nurları, İslâm sembolleri olarak kendilerini gösteriyor.

Sanki, İslâmiyet suyu donmuş olarak; ibadethanelerde yer almış birer iman direği gibiler.

Sanki, birer cisim şekline girmişler.

Sanki, İslâm hakikatleri, akide ve ibadetlere ait meseleler;

Müşahhaslaşmış / maddeleşmiş şekilde kendilerini açığa vuruyor.

Sanki, İslâm’ın temel meseleleri, âlemler içinde taşlaşmış.

Birer elmas direk olarak; zemin ile gökyüzü onlarla temas hâlinde.

Özellikle, beyanı acze düşüren hatip olan Kur’an; daima tekrar edici, ezelî hutbe olarak;

Hakikatlerin sesini yaydıkça yayıyor.

Çünkü, İslâm dünyasının dört bir tarafında, hiçbir köy ve hiçbir mekân yoktur ki,

Onun hitap ve seslenişlerinden mahrum kalmış olsun.

Konuşmalarını dinlememiş, öğrettiklerini işitmemiş olsunlar.

Bunun içindir ki, “Hâfızlık” pek büyük bir rütbedir.

Okumak ise, insanlar ve cinler için ibadet sayılır.

Öğretim, eğitim, doğruluk ve kesinliği herkesce kabul edilen;

Esaslar, hatırlama ve hatırlatmalar; bu faaliyetlerin birer göstergeleridir.

Madem içtimaî / toplumsal hayat İslâmla başlamıştır.

Herkesin imanı, kendine mahsus delillerden ibaret değildir.

İnsanın hakkı kabul etme duygusu olan “Vicdan”ın da bunda payı büyüktür.

Toplumun kalbindeki sınırsız sebeplere dahi dayanır.

Hatta dikkatle üzerinde durmaya değer bir husus:

İslâm; vahiy / Allah’ın hitabı ile fıtrat / yaratılış gibi, iki sağlam esasa dayanır.

Sağlam esaslarıyla, apaçık eserleriyle kürenin yarısıyla kaynaşmış;

Yaratılıştan gelen bir rûh olmuşken; artık onu perdelemek imkânsızdır.

Fakat, yazık ki, bazı geveze kâfirler safsatalı adamlar,

Şu yüce ve yüksek kasrın / İslâm Sarayı’nın esaslarına ilişiyor!

İmkân buldukça, onları deprettirip, sarsmaya kalkışıyorlar!

Halbuki, onlara ilişilmez, onlarla oynanılmaz!

Çünkü, istikbalde en gür seda, İslâm’ın sedası olacaktır.

Çünkü, İslâm Güneşi’nin doğum sancıları başlamıştır.

Öyleyse, ne mutlu bunun farkında olanlara.

Muhsin Bozkurt
Muhsin Bozkurt
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.

Seçtiklerimiz

spot_img