10.5 C
Kocaeli
Cumartesi, Şubat 7, 2026
Ana SayfaGüncelİç-grup, Dış-grup

İç-grup, Dış-grup

Topluluklar arası ilişkiler, sosyal psikoloji ve grup psikolojisi başlıkları altında inceleniyor. 25 Ocak Cumartesi yazısında, dostum ve patronum İbrahim Kiras bu alandaki önde gelen araştırmalardan birini yazdı. Muzaffer Şerif Onaran’ın meşhur Robbers’ Cave deneyini. Aynı deneyden ben de geçen yılki birkaç yazımda bahsetmiştim. Selçuk Şirin Hoca da Bakışınızı Değiştirecek 10 Deney – İnsan (Mundi 2024) kitabında aynı deneyi yazmış.

Robbers’ Cave’i iki cümlede özetleyeyim: Rastgele iki gruba ayrılan gençler hemen iç-grup, dış-grup kimliklerini benimsiyor. İç-gruba mensubiyet hissiyle bağlanıyor, dış-grubu rakip görüyorlar.

Şeriflerin (Muzafer Sherif ve eşi C. W. Sherif), Gerçekçi Çatışma Teorisi adı verilen deneyleri 1953 tarihlidir. 1970’ler ve 1980’lerde, İngiltere’de Henri Tajfel ve öğrencisi John Turner daha kapsayıcı bir Sosyal Kimlik Teorisi geliştirdi. Tajfel’in deneylerinde denekler, tıpkı Şerif’teki gibi rastgele gruplara ayrılıyordu. Sonra verilen bir ödülü, mesela belli bir miktar parayı deneye katılanlar arasında paylaşmaları isteniyordu. Gruplara ayırma, yazı-tura atarak  olsa bile, insanlar kendi gruplarına iltimas yapıyordu. Hatta kendi gruplarının üyelerini hiç görmeseler bile. Şöyle ki mesela deneğe kayıt sırasında “Sen falan gruptansın.” deniyor, sonra paylaşım sırasında ödül veya para verecekleri insanların da grupları belirtiliyordu. Kendi gruplarındaki veya diğer gruplardaki insanları hiç görmeyen denekler kendi gruplarına torpil geçiyordu.

İnsan hep aynı insan

Muzaffer Şerif’in ve Henri Tajfel’in deneyleri iki şeye işaret ediyor.

Birincisi açık: İnsanlar âdeta, mensup olacağı grubu arayan mıknatıslar gibi davranıyor. Tanımlayabildikleri ilk insan grubuna katılıyor ve “iç-grup” diye onu benimsiyorlar. Doğru dürüst bir sebep yokken bile. Sonra o gruptan olmayanlara da “dış-grup” diye bakıyor ve onları rakip görüyorlar.

İkinci husus bütün bu deneyleri kapsayan bir kabul. Deneylerin ayrıntısından bağımsız olarak psikologlar ve sosyal psikologlar, bu deneylerde gözlediklerinin dünyadaki bütün insanlar ve bütün toplumlar için geçerli olacağını kabul ediyor. Bu tartışılmıyor bile. Şerif’in denekleri Amerikan, Tajfel’inkiler İngiliz. Bulunan sonuçlar mesela Almanlar, Fransızlar, Çinliler için de geçerli mi acaba diye sorulmuyor! Bu da insan davranışlarının bütünüyle yerel kültürlerin sonucu olduğu, izafi olduğu iddiasının, sosyal inşacılık teorisinin sessizce reddi demek. Bütün insanlarda müşterek bir insan tabiatının, bir fıtratın varlığı kabul ediliyor.

İbni Haldun

Bu çalışmalara sonradan ekler yapıldı. Dış-grupla rekabet arttıkça iç-grup bağlılığının o ölçüde arttığı gözlemlendi. “Biz” ve “onlar” veya moda tabirle “öteki”, sosyal psikolojinin ana kavramları. Öyle ki onlar olmadan biz de olmuyor.

Şerif ve Tajfel’in buldukları ilk defa keşfedilmiyor. Onlardan altı asır önce, İbni Haldun, Muqaddime’de, “asabiye”yi, yani iç-grup bağlılığını anlatıyor ve bunun devlet kurmanın ve tutmanın ön şartı olduğunu söylüyordu. Haldun’a ilk sosyolog denmesinin sebebi bu keşifleridir.

Bu bilgileri, insan doğası hakkındaki bu keşifleri yan yana koyduğumuz zaman, dünyanın niçin bugünkü gibi olduğunu daha iyi anlıyoruz. Başlangıçtan beri insan, önce toplum içinde yaşamayı, bir topluluğa “benim toplumum” demeyi, onu iç-grup kabul etmeyi seçmiştir. İç-grup ancak dış-grubun varlığıyla mümkündür.

Klan-Kabile-Millet

İç gruba bağlılık ve dış-grupla rekabet tarih boyunca değişmedi. Değişen, insanın iletişim imkânlarının menzili oldu. İletişim arttıkça iç-gruplar büyüdü. Klandan, kabileden millete kadar uzandı. Millet sosyoloğu Benedict Anderson’un, millet oluşumunu “basın kapitalizmi”ne bağlaması bundandır. Basın ve matbaa, iletişimin menzilindeki tarihî bir sıçramadır.

Haldun, bedevi (göçebe) toplumun hadari (yerleşik) toplumdan daha kuvvetli asabiyete sahip olduğunu söyler. Niçin? Çünkü göçebe toplumun daha geniş alanlarda daha çok insanla iletişimi vardır. Hadari toplumun iletişim menzili kısa olduğu için kendi içinde, iç ve dış-gruplara bölünmeye eğilimi vardır.

19. asırdan itibaren, hele hele 20. ve 21. asrın bütün dünyayı kapsayan iletişim menzili ile millet, artık tek iç-gruptur. İnsanların rekabeti de iş birliği de milletler arasındadır. Bir gerçeğin gerçek olması, birilerinin onu kabul veya reddetmesine bağlı değildir. Gerçekleri olduğu gibi gören pilot, uçağı güvenle piste indirir. Göremeyen, dağa çarpar.

İskender Öksüz
İskender Öksüz
İskender Öksüz 14 Eylül 1945 tarihinde İzmir'de dünyaya gelmiştir. 1966 yılında Ege Üniversitesi Kimya-Fizik Bölümü'nde lisans eğitimini tamamlamıştır. Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumunun yurtdışı bursuyla ABD'de Yale Üniversitesi'ne kabul edilmiş, burada, Oktay Sinanoğlu'nun danışmanlığında, 1968'de yüksek lisansını 1969'da da doktora derecesini almıştır. İskender Öksüz 1968-1979 yılları arasında; Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde bölüm başkanlığı, rektör yardımcılığı ve rektör vekilliği görevlerinde bulunmuştur. Yine aynı yıllarda senato üyeliği (ADMMA), Türkiye Atom Enerji Komisyonu 7. Dönem üyeliği, Atom enerjisi konusunda bakan danışmanlığı ve Töre-Devlet Yayınevi yöneticiliği yapmıştır. Öksüz, 1981-1987 yılları arasında, Suudi Arabistan'da bulunan University of Petroleum and Minerals'da akademik ve idari görevler, bilgisayar destekli öğretim koordinatörü, yeni öğretim üyesi seçimi ve terfi komitesi üyeliği yapmıştır. 1987 yılından itibaren sağlık, bilişim ve eğitim sektörlerinde çeşitli firmalarda üst düzey yöneticilik yapan Öksüz, çeşitli şirketlerde yönetim kurulu üyeliği, genel müdürlük ve holding genel koordinatörlüğü yaptı. İskender Öksüz 2012 yılında Gazi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümünden emekli oldu. Otuzun üstünde bilimsel yayını yedi yüzün üzerinde atıfı bulunan Öksüz, KÜBİTEM (Kültür, Bilim ve Teknik Merkezi) kuruculuğu, Türk Ocağı Hars Heyeti ve Yönetim Kurulu üyeliği, Millî Düşünce Merkezi Yönetim Kurulu üyeliği; Töre, Devlet, Bozkurt, Türk Yurdu dergilerinde makale ve başka yazıları yayımladı. Üniversiteler de dâhil olmak üzere çeşitli platformlarda konferans, söyleşi ve röportajlarda bulundu.[5][6] Ayrıca Son Havadis, Yeni Ufuk ve Ayyıldız gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Karar gazetesinde köşe yazarlığına devam etmektedir. İskender Öksüz, 5 Mayıs 2021 tarihinde vefat eden ünlü romancı Emine Işınsu ile evliydi. Eserleri[7] Millet ve Milliyetçilik Bilim, Din ve Türkçülük Alt Akıl: Aptallar ve Diktatörler Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemi Türk'üm Özür Dilerim Niçin Geri Kaldık? Çin Dünyayı Ele Mi Geçiriyor? (Konuralp Ercilasun ile birlikte)

Seçtiklerimiz

spot_img