14 Mayıs Seçimlerine Bir Hafta Kala Türkiye

47

   14
Mayıs seçimlerine bir haftalık bir süre kaldı. Adaylar belli, meydanlar hareketli,
ülke seçim mitingleriyle şenlendi…

  Her mitingin bir konuşmacısı, her konuşanın kendine
has bir üslubu var!

  Kimisi sert, kimisi mizahi!

  Kimisi gerçeklere dayalı, kimisi izafi!

  Ama önemli olan üslup değil.  Yapılanların, yapılacakların anlatıldığı, meydanları
dolduranlara verilen sözler!

 Her
Cumhurbaşkanı adayının anlattıkları, verdiği sözler oldukça çarpıcı. Kimisi
hayallerin ötesinde, kimileri ekonomik şartların üstünde…

 Her partinin
kendine has bir sloganı, bir seçim şarkısı,  bir flaması var.

 Her
milletvekili adayı türlü vaatlerle seçilmenin peşinde…

 Yapılan her
mitingde konuşmacının seçtiği konularla,  konuştuklarıyla etkileniyor, coşuyor meydanı
dolduranlar…

 Anlatılanları
dikkatle dinliyoruz, içi dolu mu boş mu?

Sonra dönüyoruz bir de meydanlara bakıyoruz,
dolmuş mudur, yoksa boş mudur diye!

Sonrasında her mecradan farklı bir rakam geliyor!
İzmir’deki şu partinin mitinginde yüzbinler toplanmış. Ama şu partinin
mitinginde onun iki katı kalabalık varmış…

İstanbul, Adana, Mersin, Denizli, Afyon, Trabzon,
Samsun, Rize… Ülkemizin her şehrinde, her yöresinde aynı söylemler, yorumlar
hep aynı…

 Her seçim
dönemi hep böyle geçti!

 Ama ülkemizde
yaşanan her ne varsa ömürlerimizden gitti!

 1946
yılından bu yana kaçıncı kez seçime gidiyor ülkemiz?

 Seçim
öncesi meydanlarda söylenenlerden, verilen sözlerden akıllarda ne kaldı?

 Yine
meydanlar dolup, taşıyor!

 Yine seçim
anketleri çeşit, çeşit sonuç açıklıyor!

 Ama bütün
bunlar nafile!

 Halkımız
oyunu attığında sandığa, işte o zaman belli olacak milli irade.

 Kuruluşundan bu yana Türkiye’de ne çok şey
değişti, neler gelişti, neleri kazanıp, neleri kaybetti bu ülke?

 Ona bir bak!

Son 21 yıldır ülkemizi idare edenler neyi
başarmış, nerede başarısız kalmış onu incele.

Çünkü seçimleri meydanların kalabalığı değil,
ülkemizde, evlerimizde yaşananlar etkileyecek unutma…

 Onun için seçim mitinglerinde, televizyonlarda
söylenenleri değil, aşağıdaki gerçekleri sorgula:

 Milyonlarca
işsiz hala umutsuzca geziniyorsa sokaklarda eli boş,

 Binlerce
doktorumuz, mühendisimiz, bilim insanımız yurt dışına gitmişse çaresiz,

 Milyonlarca
gencimiz umut arıyorsa dış ülkelerde,

 Emeklimiz,
işçimiz, memurumuz büyük bir geçim sıkıntısı içindeyse,

 Annelerimiz
evlatlarını doyurabilmek için büyük bir mücadele veriyorsa eğer,

 Babalar,
ısınma, barınma, aydınlanma masrafları bir yana evinin günlük yiyecek masrafını
dahi karşılayamıyorsa eğer,

 Onca iş
adamı, esnaf kepenk kapatıyorsa iflas etmiş,

 Dövülen,
sövülen, öldürülen onca kadınımızın feryatları giderek artıyorsa her günümüzde,

Ülkemizin koyları, kumsalları, ormanları
kepçelerle-dozerlerle paramparça ediyorlarsa, geleceğimiz düşünülmeden,

 Ağaçlara
‘’kereste’’, doğal güzelliklere ‘’mangal’’ diye bakılıyorsa bu ülkede,

 Seçimden
önce emeklisine az da olsa iki bayram ikramiyesini verenleri, önceki yıllar
neden vermedin diyerek sorgulamadıysan eğer,

 Vergi
barışı denerek, vergisini ödemeyenler affedilebiliyorsa eğer,

 Faiz
lobisini seçimden sonra mutlaka yeneceğim dendiğinde; önceki yıllarda neden yenmedin
diye düşünmüyor, sormuyorsan,

 Seçim
propagandasında dahi kimisi devletin tüm imkânlarını kullanıp, kimisi sadece
kendi imkânıyla çıkıyorsa halkın karşısına,

 Bir de
üstüne üstlük, ağırlıklı olarak tek bir adayın/partinin propagandası yer
buluyorsa yazılı ve görsel basında,

 Eh daha ne
olsun be kardeşim?

 Seçim
meydanlarına gitsen ne olur gitmesen ne?

 Esas olarak senin gitmen gereken yer oy
sandığının olduğu yer.

 Meydanlara
gitmesen de olur.   Ama oy vermeye mutlaka git. Oyunu mutlaka
kullan.

 Bu tercih;
senin ülkemize, ailene olan vicdan borcundur. Gitmeden önce seçim meydanlarına değil;
yaşananlara, yaşadıklarına bir bak.

 Karar vermeden önce iyi düşün, elini vicdanına
koy ve öyle oy ver.

Önceki İçerikKırım Kökenli Prof. Dr. MEHMET MAKSUDOĞLU ile TATAR TÜRKLERİ Hakkında konuştuk.
Sonraki İçerik14 Mayıs 2023 Seçimlerine Küstahça Müdahaleler
Avatar photo
1967 yılında Teğmen rütbesiyle T.S.K da göreve başladığı zaman, Kıbrıs olayları adada tüm hızıyla devam ediyor, Yunanistan’ın da desteğini alan Rum’lar; adada yaşayan Kıbrıs Türk’üne her türlü mezalimi yapıyor, gerçekleştirdikleri toplu katliamlar, uyguladıkları ekonomik ambargolarla Kıbrıs Türk Halkını adadan göçe zorluyorlardı… O dönemde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin 1960 yılında imzalamış olduğu, BM’ler tarafından da onaylanmış garantörlük anlaşması gereğince, ada da bulunan ‘Şanlı Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayında’ görev almak için defalarca dilekçe veren Teğmen Çilingir; 1974 yılının 20 Temmuz Cumartesi sabahı kendisini Kıbrıs’ta savaşın içinde buldu. Bölük komutanı olarak Kıbrıs Savaşlarının her iki safhasında da bu görevini başarıyla sürdürdü, ‘Gazi‘ unvanı ile onurlandırılarak Türkiye’ye döndü. 1974–1975, 1985–1987 yıllarında Kıbrıs’ta görevli olduğu yıllardan sonra da, adada yaşanan olayları yakinen takip eden Çilingir; 2004-2011 yılları arasında Kıbrıs Türk Kültür Derneğinin İstanbul Şubesi yönetim kurulunda da görev yaptı. Bu uzun süreçte ’mili davamız’ olarak bilinen Kıbrıs konusuna sahip çıkarak, Kıbrıs Türk Halkının kazanılmış tarihsel ve hukuksal haklarını savunmak adına değişik platformlarda görev aldı. Sempozyumlara, panellere, televizyon programlarına konuşmacı olarak katıldı, makaleler yayınladı. Yakinen takip ettiği Kıbrıs konusu başta olmak üzere, ülke meseleleriyle ilgili güncel yazılarına, konferanslarına devam etmektedir. T.S.K.’dan 1990 yılında, kendi isteği ile emekli olduktan sonra; Kıbrıs konusuyla ilgili kaleme almış olduğu; ’’Özgürlük Nefesi (K.K.T.C Cumhurbaşkanlığı yayını 1995)’’, ‘’Girne’den Doğan Güneş (1997)‘’, ‘’Unutanlar Unutturulanlar ya da Hatırlayamadıklarımız (2004)’’, ‘’Elveda Kıbrıs Ama Bir Gün Mutlaka (2006)’’, ‘’Andımız Olsun ki Bu Topraklar Bizim (2007)‘’,’’Tarihten Gelen Çığlık (2010)’’, Kıbrıs ‘’Yes Be Annem’’ 2002-2016 (Eylül-2016) isimli kitaplarıyla; Ülkemizin son 65 yılında öne çıkan, yaşanmış önemli olayları anlatan: ‘’10’ların İzleriyle Türkiye (2014)’’,’’Kırılmadık Ne Kaldı?-Zaman Asla Kaybolmaz (2015)’’, ‘’Önce Vatan (Eylül 2017) isimli kitapları da bulunmaktadır… Sivil iş hayatına ‘Türkiye Sigorta Sektöründe’’başlayan Atilla Çilingir Koç YKS bünyesinde uzun yıllar görev yaptıktan sonra, halen dünyanın 18 ülkesinde hizmet veren, sağlık bilişim şirketlerinden birisi olarak ülkemizde de faaliyet gösteren; ‘’CompuGroup Medical Bilgi Sistemleri A.Ş’’ bünyesinde, görevine devam etmektedir. Pek çok üniversitenin ‘Bankacılık-Sigortacılık Fakültelerinde, Yüksek Okullarında, vermiş olduğu seminerler, konferanslar ile sektöre bu yönde de hizmet vermeye devam eden Çilingir’in: Sigorta sektöründe 27 yıldan beri vermiş olduğu hizmetlerini anlatan; ‘’Sigortalı Hayatın Gerçekleri’’ (2012) isimli bir kitabı daha bulunmaktadır. Atilla Çilingir; bugüne değin kitaplarından elde etmiş olduğu telif gelirleriyle; Sosyal sorumluluk projeleri kapsamında: 2010 yılında ‘K.K.T.C Lefkoşa Şehit Aileleri ve Malul Gazileri Derneğine’ ‘Tarihten Gelen Çığlık’ isimli kitabının telif gelirini bağışlamış, 19 Şubat 2012’de Van’da yaşanan büyük depremden sonra Van’ın Muradiye İlçesi Akbulak Köyü İ.M.K.B. (İstanbul Menkul Kıymetler Borsası) Yatılı Bölge İlk Öğretim Okulunda içinde 20 adet bilgisayarı bulunan ve kendi adını taşıyan bir BT (bilgi teknolojisi) sınıfı açmış. 02 Haziran 2017 tarihinde de Samsun’un Tekkeköy ilçesi Büyüklü İlköğretim okulunda da adını taşıyan, içinde 2500 kitabı, 2 adet bilgisayarı bulunan bir kütüphanenin açılışını sağlamıştır.