Zor Bayramlar

63

Mübarek Kurban Bayramınızı tebrik ediyor; aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi, Türk milliyetçiliği yolundaki çalışmaları ile hiçbir zaman unutmadığımız hocalarımızı, dost ve arkadaşlarımızı rahmetle ve saygı ile anıyoruz.

Bugünlerde adeta 1919 ve 1920’li yılların  bayramlarını kutluyoruz. Ülkenin geleceği bakımından o en olumsuz şartlarda da kötümser değildik; bugün de kötümser değiliz. Demokrasiyi rafa kaldıran, fikir ve düşünce hürriyeti üzerindeki baskılara,  iktidara biat eden kanallar haline gelen TV ekranlarına, çarpıtılan gerçeklere, barış ve demokrasi projesi diye takdim edilen tuzaklara, Türk Milletini etnik ufalama gayretlerine, etnik fitneye rağmen; bu karanlık günleri de aşacağımıza inanıyoruz. Yeter ki törpülenen, uyuşturulan  idealizmi ve “biz” olma şuurunu  tekrar canlandırabilelim. Küçük hesaplara âlet olup komik durumlara düşmeyelim.

Dün milliyetçi ve milli endişe  sahibi olarak tanıdığımız bazı kişi ve kuruluşlar, bugün tanınmayacak hale  gelmişlerdir. İktidar paraleline giren ve menfaat musluklarına göz diken bazı kişi ve kuruluşların bugün milliyetçiliği tartışılır hale gelmiştir. En hayati konularda bile ırkçı bölücülüğe, anti-Türk kışkırtmalara, etnik ayrıştırmaya kılları kıpırdamayan, tepki yerine dolaylı destek olanlar ibretle seyredilmektedir. Bunlar çok çabuk araziye uymuşlar ve iktidar nimetlerine göz dikmişlerdir.  En acısı inandıkları fikir ve idealleri bir başka bahara ayırarak buzdolabında saklamayı uygun görmüşlerdir. Herkesin kalitesi ve karakteri zor günlerde belli olmaktadır. Sahte milliyetçiler, Türk’e ve Türkiye’yi Türkiye yapan her değere karşı ırkçılık yapılırken bile seslerini  çıkartmamaktadırlar.

Bu zavallı tipler bu yanlış yoldan gittikleri sürece, ülkeyi açılım adı altında tanınmayacak hale getirenler, cesaretlenmekte ve bunlardan güç almaktadırlar. Önce terör örgütünü esas alan Kürt açılımı, daha sonra yumuşatılmış demokratik açılım ve daha sonra barış ve kardeşlik projesi diye yutturulan soytarılıklar  birbirini izlemektedir. Bu açılımların patentinin bizde olmadığı görülmüştür. ABD bize açılmayı emretmektedir. ABD ergeç Irak’tan çekilecektir. Irak’ın işgali ile beklenmedik fatura ile karşılaşan,  petrol gelirlerini garanti altına almak isteyen ve güney komşumuz haline gelen ABD, Türkiye’ye Irak’ın Kuzey’ine müdahale imkânlarını ortadan kaldırmıştır.

Koordinasyon çalışmaları adı altında uzun süre oyalandık. Terör sorunu siyasallaştırıldı ve önümüze konuldu. ABD, sorun PKK ise; ben bunu silahsızlandırır, tasfiye ederim, diyor. Ama sen de açılım yap talimatını veriyor.  Kamplardaki terör örgütü mensuplarını tekrar içine al, kabul et, onları şehirleştir ki ırkçı terör sorunu tekrar başa dönsün. Bize, binlerce vatan evlâdının şehadetine ve büyük bir meblağa mâl olmuş olan bu saldırı; terör örgütünün her alanda yenilgisine rağmen, örgütün isteklerinden bir bölümünün kabulü ile mi sonuçlanmalıydı?

“Çok masraf yaptık; bu masrafı başka yerlere ayırsaydık birçok tesis, fabrika yapardık. Analar artık ağlamasın” diye ortaya düşen ülkeyi yönetenler, şehitliğin anlamını biliyorlar mı? Şehit anası, babası, eşi olmanın şerefini paylaşabiliyorlar mı? Bunlar nasıl muhafazakâr?  Asıl anaları ağlatanlar, teröre ve etnik ırkçılığa taviz verip onu şımartanlardır. Terörle Mücadele Yasası ile oynayanlar, TCK’nin 301. Maddesini değiştirenler, örgütü ve onun başını muhatap alanlar, dolaylı aflar çıkartanlar bizim en kıymetli varlığımız olan şehitlerimizin analarını ağlatmışlardır.

Türkiye’deki çelişki; kendi kendilerini muhafazakâr olarak tanıtanların,  gerçekten muhafazakâr ve halkın değerlerinden yana kabul edilme yanlışıdır.  Oysa davranışlar ve uygulanan politikalar bunu göstermiyor. Yer adları ile oynayanlar, etnik taassupla bunları değiştirmeye kalkanlar, Türkçeye ve Türk kimliğine rakip yaratmaya çabalayanlar, vatansız, bayraksız, devletsiz, milli kimliksiz Müslüman yaratma özlemi içinde olanlar, ülke sathına etnik mayın döşemeyi demokratikleşme zannedenler, 15 günde fikir değiştirip AB baskısı ile zina yasasını değiştirenler, yeri geldiğinde liberalliğe soyunup dün ve bugün siyasi amaç taşıyan misyonerliğin önünü açanlar, ekonomik kaynakları yabancılara ikram edenler nasıl muhafazakâr olabilir?

 

Önceki İçerikİletişim Dili Olarak Türkçe’nin Kullanımı
Sonraki İçerikCımbız Siyaseti
Avatar photo
1944 İstanbul doğumludur. Orta Öğrenimini Maarif Kolejinde, yüksek öğrenimini İktisadî ve İdari Bilimler Yüksek Okul'unda tamamlamıştır. 1967'de İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne asistan olarak girmiştir. Ord. Prof. Dr. Z.F. Fındıkoğlu'na asistanlık yapmıştır. 1972'de "Bölgelerarası Dengesizlik" teziyle doktor, 1977'de "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" teziyle doçent, 1988'de de profesör olmuştur. 1976 Haziranında yurt dışına araştırma ve inceleme için giden Erkal 6 ay Londra ve Oxford'ta inceleme ve araştırmalar yapmış, Doçentlik hazırlıklarını ikmal etmiştir. 1977 yılında hazırladığı "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" isimli Eğitim Sosyolojisi ve Eğitim Ekonomisi ağırlıklı tezle Doçent olmuştur. 1988'de Paris'de, 1989'da Yugoslavya Bled'de yapılan milletlerarası UNESCO toplantılarında ülkemizi birer tebliğle temsil etmiştir. 1992 Yılında Hollanda'da yapılan Avrupa Konseyi'nin "Avrupa'da Etnik ve Cemaat İlişkileri" konulu toplantısına tebliğle katılmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi dışında dönem dönem Harp Akademilerinde, Gazi Üniversitesi'nde, Karadeniz Teknik (İktisadi ve İdari Bilimler Yüksek Okulu) ve Marmara Üniversitelerinde de derslere girmiştir ve konferansçı olarak bulunmuştur. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Bölümü ve İktisat Sosyolojisi Anabilim Dalı Başkanı, Metodoloji ve Sosyoloji Araştırmaları Merkezi Müdürü, İstanbul Üniversitesi Senato Üyesi, Aydınlar Ocağı Genel Başkanı ve İstanbul Türk Ocağı üyesi olan Prof. Dr. Erkal'ın yayımlanmış ve bir çok baskı yapmış 15 kitabı ve 700 civarında makalesi vardır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde Pazar günleri makaleleri yayımlanmaktadır. Prof. Dr. Erkal evli ve üç çocukludur. Dikkat Çeken Bazı Kitapları : Sosyoloji (Toplumbilimi) (İlaveli 14. Baskı), İst. 2009 Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri, İst. 1978 Bölgelerarası Dengesizlik ve Doğu Kalkınması,(2. Baskı), İst. 1978 Sosyal Meselelerimiz ve Sosyal Değişme, Ankara 1984 Bölge Açısından Az Gelişmişlik, İst. 1990 Etnik Tuzak, (5. Baskı), İst. 1997 Sosyolojik Açıdan Spor, (3. Baskı), İst. 1998 İktisadi Kalkınmanın Kültür Temelleri, (5. Baskı), İst. 2000 Türk Kültüründe Hoşgörü, İst. 2000 Merkez Binanın Penceresinden, İst. 2003 Küreselleşme, Etniklik, Çokkültürlülük, İst. 2005 Türkiye'de Yolsuzluğun Sosyo-Ekonomik Nedenleri, Etkileri ve Çözüm Önerileri (Ortak Eser), İst. 2001 Ansiklopedik Sosyoloji Sözlüğü (Ortak Eser), İst. 1997 Economy and Society, An Introduction, İst. 1997 Yol Ayrımındaki Ülke, İst. 2007 Yükseköğretim Kurumlarının Bölgelerarası Gelişme Farklılıkları Açısından Önemi ve İşlevleri, İTO, İst. 1998 (Ortak Araştırma)