Yukarıda Gök Çöksün, Aşağıda Yer Yarılsın

36

 

            Antalya’nın Finike İlçesi’nde öz
anneleri ve üvey babaları ile yaşayan 6 yaşındaki G.E.G. ile 9 yaşındaki
ağabeyi İ.E.G.’nin öz anneleri Merve A. ve üvey babaları Rahmi A. tarafından
nitelikli cinsel istismara uğradıklarına ilişkin devam eden yargılamada,
tutuklu sanıklar Merve A. ve Rahmi A.’nın mahkeme tarafından tahliye edilmeleri
ve yargılamanın tutuksuz devam edeceği haberi tüm ülkede –haklı olarak- büyük
tepkiyle karşılandı.

 

            Konu hakkında yorumumuza geçmeden
önce kısaca dava seyrinin gelişim sürecini kronolojik olarak sıralamaya
çalışalım.

 

            Savcılık soruşturma dosyasına göre
iki kardeş, 2019 yılında öz anneleri, üvey babaları ve bu kişilerin arkadaşları
tarafından hem şiddete hem de nitelikli cinsel istismara uğrarlar. Önce
istismara uğrayan şu an 6 yaşında olan küçük kız çocuğu G.E.G.’dir. Sonrasında
9 yaşındaki ağabeyi İ.E.G. de istismar edilmeye başlayınca olay ortaya çıkar.

 

Çocuklar
Balıkesir’in Edremit İlçesinde yaşayan babaannelerinin yanında yaşamaya
başlarlar. Çocukların babaanneleri böylelikle durumdan haberdar olur ve 5 Mayıs
2020 tarihinde, torunlarının anneleri, üvey babaları ve 13 yaşındaki dayıları
tarafından cinsel istismara uğradıkları iddiasıyla Edremit Cumhuriyet
Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunur.

 

Ceza
soruşturmasında suçun işlendiği yerdeki başsavcılık yetkili olduğu ve Finike
ilçesi Elmalı Adliyesi’nin yetki alanında bulunduğu için Elmalı Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılır ve çocuklara pedagog desteği
verilerek Çocuk İzleme Merkezi’nde (ÇİM) uzman pedagog gözleminde çocukların
beyanları alınır.

 

Çocuklardan
G.E.G., annesi, üvey babası, dayısı S ile birlikte isimleri F, A ve M olan
kişilerin kendisine nitelikli cinsel istismarda bulunduklarını anlatır. İ.E.G.
de savcıya verdiği beyanında maruz kaldıkları cinsel istismarı ve fiziksel
şiddeti doğrular. Çocuklar, uğradıkları şiddet ve nitelikli cinsel istismarı
yaptıkları çizimlerle de anlatırlar. Bu çizimler de soruşturma dosyasına girer.

 

Savcılık
tarafından yürütülen soruşturma neticesinde elde edilen bulgular ve çocuklara
karşı nitelikli cinsel istismar eylemlerinin gerçekleştirildiği yönünde yeterli
şüphe oluştuğu kanaatiyle 24 Temmuz 2020 tarihinde düzenlenen iddianame ile
sanıklar Merve A., Rahmi A. ile çocukların dayısı 13 yaşındaki S.’nin
cezalandırılması istemiyle Elmalı Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde kamu davası açılır.

 

Çocukların
avukatı Av. Gülşah Ekin Taş’ın verdiği bilgiye göre dosyada altı (6) kişinin
daha ismi geçmektedir ancak bu kişiler hakkında takipsizlik kararı verilmiştir.

 

16
Ekim 2020 tarihinde ilk duruşma yapılır. Mahkeme, delillerin tam olarak
toplanamamış olması ve delillerin karartılma ihtimalinin bulunması gerekçeleri
ile sanıklar Merve A. ile Rahmi A.’nın tutuklanmalarına karar verir.

 

            5 Ocak 2021 tarihinde yapılan
duruşmada ise Mahkeme bu defa delillerin toplanmış olması ve “beyanların
çelişkili olması” gerekçeleri ile sanıkların tahliyesine yani tutuksuz
yargılanmalarına karar verir. Savcılık, tahliye kararına itiraz eder ancak
itirazı değerlendiren Antalya 10. Ağır Ceza Mahkemesi savcılığın bu itirazını
reddeder.

 

            Yargılamada son duruşma 5 Mayıs 2021
tarihinde yapılır. Bir sonraki duruşma ise 17 Eylül 2021 tarihinde
gerçekleştirilecektir.

 

Çocuklarının
Avukatı Tarafından Verilen Bilgiler

 

            Çocukların avukatı Taş’ın BBC
Türkçe’ye verdiği bilgilere göre, dava dosya içeriğinde çocukların beyan ve
çizimlerinden başka ayrı ayrı alınmış iki (2) tane adli tıp raporu
bulunmaktadır. Bu raporların ilki Balıkesir Üniversitesi’nden alınmış, bu
rapora itiraz edilmesi üzerine İstanbul Üniversitesi’nden ikinci bir rapor
alınmıştır. Her iki raporda da “çocukların olay tarihindeki yaşı dikkate
alındığında, beyanlarına ana hatlarıyla itibar edilebileceği, cinsel istismar
mağduru çocukların maruz kaldığı olayla ilgili psikiyatrik muayenedeki
ifadelerinin, anlatımlarının ve tanımlamaların tıbbi açıdan esas olduğu ve
çocukların istismara maruz kaldığı”
şeklinde kanaat belirtilerek çocukların
cinsel istismara uğradıkları ortaya konulmaktadır.

 

            Avukat Taş’ın verdiği bilgilere göre
çocukların annesi Merve A. mahkemedeki beyanında “seks işçisi” olduğunu ve
çocukların üvey babaları Rahmi A. ile çalıştığı yerde tanıştığını ifade
etmiştir.

 

            Yine Av. Taş’ın açıklamalarına göre;
istismara maruz kalan çocuklar ifadelerinde, anne Merve A.’nın kendilerini çalıştığı
yerlere götürdüğünü beyan ederek, annelerinin kendilerini götürdüğü yerlerin ve
orada kendilerini istismar eden kişilerin ad ve soyadı bilgilerini verdiler.
Üstelik çocuklar bu bilgileri ‘Biz şu mekânın üst katındayken, senin şu
arkadaşların gelmişti’ şeklinde detaylı bilgiler veriyorlar. Kız çocuğu G.E.G.,
annesi Merve A.’nın çalıştığı yerlere kadar isim veriyor.

 

            Av. Taş, aslında bu altı (6)
yaşındaki küçük kız çocuğunun dosyada adı geçen altı kişiye anne Merve A.
tarafından “pazarlandığını” ifade ediyor. Av. Taş’ın verdiği bilgiye göre
dosyada adı geçen altı kişi çocuğu istismar etmişler ancak her nasılsa bu
kişilerin adreslerine ulaşılamamış! Bu nedenle de haklarında takipsizlik kararı
verilmiş.

 

            Av. Taş, aile için “suç makinesi
gibi şebeke” ifadesini kullanıyor. Çocukların anneanne ve dedesi “para
kazansınlar da nereden kazanırlarsa kazansınlar” düşüncesinde olan kimseler. Çocuklar
dedenin ve teyzelerin de fiziksel istismarına maruz bırakılıyorlar, çocuklara
telefon kabloları ile şiddet uyguluyorlar. Tüm bunları dinledikten sonra babaanne
çocukları psikologa götürüyor. Psikolog eşliğinde de tüm bu istismarlar,
çocukların önceden çizdiği resimler ortaya çıkıyor ve dava bu şekilde başlıyor.

 

            Çocukların anneanne ve dedesi
dosyada sanık değil tanık sıfatıyla dinleniyorlar.

 

 

Yargı
Kurumu Ne İçin Var?

 

            Olayın şikayetçi tarafın
beyanlarından derlenen kronolojik gelişimi bu şekilde. Diğer tarafın yani
sanıkların ifade ve savunmalarında neler söylediklerini bilmiyoruz. Sadece
tahliye edildikleri son duruşmada suçlamaları inkar ettikleri biliniyor.

 

            Bir hukukçu olarak dosya içeriğini
incelemeden konu hakkında yorum yapmak pek adetim değildir. Ancak, gerek
çocukların sosyal medyada yayılan çizimleri gerekse yine sosyal medyada
paylaşılan ses kayıtları benim bu konu hakkında profesyonelliği bir kenara bırakmama
ve duygularımın aklımın önüne geçmesine neden oldu.

 

Her
ne kadar konuyu burada aktarırken soğukkanlı olmaya çalışsam da bunu pek
başaramadığım bir gerçek. Aynı nedenden dolayı bu yazıdaki yaptığım yorumların
son derece subjektif olduğunu ve yine pek de sağlıklı olmadığını ifade etmem
lazım. O nedenle burada yapacağım yorum hukukilikten tamamen uzak olacaktır.
Hatta hali hazırda devam eden yargılama faaliyetiyle ilgili olarak yorum
yapmayacağım.

           

            Sosyal medyada hepinizin gördüğü o
çizimlerin küçük bir çocuk tarafından pedagog eşliğinde çizilmiş olması,
insanın yüreğinde, vicdanında, akıl ve mantık dünyasında kanamalar meydana
getiriyor. Ses kayıtlarını ise baştan sona dinlemedim, dinleyemedim. Küçük bir
çocuğun o olayları anlatımına sadece 3-5 saniye tahammül edebildim.

 

            Bu ülkeye ne oluyor? Bu ülkede ne
zamandan beri bu iğrenç olaylar yaşanıyor? Finikeli o iki çocuğun başına
gelenler bu iğrençliğin su yüzüne çıkan kısmı. Asıl müsilaj ise daha
derinlerde. Bu ülkede kaç çocuk şiddet görüyor ve/veya istismara uğruyor? Bu
toplumda küçücük çocuklara şiddet ve istismar ne ara bu kadar yayıldı? Ve daha
beteri biz bu çocukları neden koruyamıyoruz? Çocuk istismarıyla mücadele etmek
için ne tür tedbirler almalıyız?

 

            Öyle görünüyor ki minik yavruları bu
iğrençlikten korumak için hukuki tedbirler yeterli olmayacak. Bu iğrenç suçu
işleyen kişilere en ağır cezayı vermek bile çocuk istismarı ile mücadelede tek
başına yeterli olmayacak. Bu konuda ciddi şekilde psikolojik ve sosyal bir
takım önleyici tedbirlere gidilmesi gerekiyor. Ancak bu psikolojik ve sosyal
tedbirlerin somutlaştırılması meselesi benim bilgimin üzerinde konular. Bu işin
ehli ve uzmanı olan kişilere danışılmalı ve gerekli adımlar atılmalı.

 

            Bu ülkenin kadınlarını
koruyamıyoruz, gençlerini koruyamıyoruz, muhtaçlarını koruyamıyoruz. Eğer
çocuklarını da koruyamayacaksak bu saatten sonra yukarıda gök çöksün, aşağıda yer
yarılsın!