Yeni Düşman LGBT

77

Geçen hafta, Fatih Altaylı, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’le konuştu. Şunda mutabık kaldılar: İktidarın propaganda stratejileri bir Düşman’a dayanıyor. Düşman mutlaka gerekiyor. Sonra da bu Düşman’a karşı “Biz!” birleşiyoruz. Bir taraf Düşman, öbür taraf Biz. Böl ve yönetin bir başka cinsi. Halkı ikiye ayır. Birinci grup: Düşman. Sonra düşmanla işbirliği yapanlar, düşmana düşman olmayanlar, yani “Biz!” hariç herkes. İkinci grup: Biz. Biz’in ne yapıp ettiği önemli değil. Düşman’a karşı olmamız yeterli. Ekonomiyi batırmış mıyız, hukuktan eğitime kurumları tahrip mi etmişiz, bir gün ak dediğimize öbür gün kara mı demişiz… Konuşmaya bile değmez. Önemli olan Düşman ve “Biz”in Düşman’la mücadelesi. Düşman’a karşı olmak gayet tabii beka meselesi. Söz konusu Düşman’sa gerisi teferruat bile değil.

Düşmanın miladı varmış

Düşman’a dayanan siyasi hareketleri daha önce de yazdım. Eric Hoffer’in, “Tanrısız hareket olur ama şeytansız hareket olmaz!” tespitiyle birlikte. Japon heyetinin Nazi Almanya’sının Dışişleri Bakanı’na, “Biz de Nazi olmayı çok isteriz ama maalesef bizde Yahudi yok.” demesini… Bunlar geçmiş yazılarımdan. Şimdi öğrendiğim farklı: Düşman’ın da meğer bir son kullanma tarihi varmış. Miadı varmış ve dolarmış. Akşener ve Altaylı şunda da fikir birliğindeydiler: İktidarın “Düşman”ı önce FETÖ idi. Fakat o çok yıprandı. Çok kullanıldı. Son seçimde o bırakıldı, yeni Düşman PKK oldu.

FETÖ ve PKK düşman değil mi diyorum? Hayır, tabii ki düşman. Fakat programda kastedilen muhalefeti suçlamak için kullanılan büyük harfle Düşman. Bilmem kaç yıl, Akşener ille de FETÖ’cüdür, denmiş. Bir adalet skandalı. FETÖ tipi gizli tanıklarla inşa edilen bir savcılık dosyası… Mealen, “Şimdi” diyor Akşener, “FETÖ suçlamasının son kullanım tarihi dolmuş ki geçen seçimde bize FETÖ’cü değil, PKK yanlısı dediler! Son seçimde aylarca bu suçlamayla uğraştık.”

Evet, yeni öğrendiğim bu. Düşman’ın son kullanma tarihi… Peki, FETÖ yokken, daha doğrusu FETÖ bugünkü iktidarı “kandırıp, aldatıp” ondan her istediğini alırken Düşman kimdi? Hatırlayacaksınız: Vesayet. Ergenekon, Balyoz, vs. vs… FETÖ mahkemeleriyle vesayeti yıktık elhamdülillah. Böylece vesayetin de Düşman olma miadı doldu. “Miad”ı, “milad”ı değil. Bir de miladı var bildiğiniz gibi. FETÖ bizi de ısırınca, aldanmamızın sona erdiği tarih onun miladıydı. Allah ve milletimiz affetsin.

Yeni düşman: LGBT

Vesayet, FETÖ, sonra PKK… Akşener ile Altaylı son ikisini söyledi. Vesayeti başa şimdi ben ekledim. Ve bir ek daha: Artık, “PKK yandaşısınız. Muhalefetin adaylarını belediye başkanı yaparsanız su saatlerini okumaya teröristler gelecek.” sözleri de, pek tutmayacak.

Dünkü Düşman dünde kaldı cancağazım. Artık yeni Düşman bulmak lazım.

Ve bulduk!

İlan ediyorum sevgili okuyucum. Yeni düşman LGBT’dir. Nereden mi anladım. Önce Filenin Sultanları’na yapılan edepsiz, seviyesiz saldırılardan. Neyse, şampiyonluk saldırganların ağzını tıkadı.

Fakat sonra İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’nin, Feshane’deki sergisinde LGBT propagandası yapıldığı anlaşıldı. Hemen soruşturma açıldı. Acaba Akşener’e FETÖ soruşturması yapan savcı da görev aldı mı?

Bu yeni Düşman’ın kalibresi, vesayetten de, FETÖ’den de, PKK’dan da daha yüksek. LGBT, aile müessesemizi yıkıyor. Bakınız, sergiyi gezenler, “Vay canına, eşcinsellik daha iyi galiba!” deyip hemen eşlerini boşuyor, kendi cinslerinden birilerinin peşine düşüyormuş. Anayasa değişikliği ile yasaklanmazsa LGBT aileleri bir anda parçalamakla kalmayacak; yüzlerce makam Mercedeslerimizin lastiklerini indirecek, buzluktaki donmuş gıdaların çözülüp bozulmasına yol açacak… Velhasıl LGBT, beka meselesidir! Bilgisayar virüsünden beterdir.

Nerenizle düşünüyorsunuz?

Tıpkı vesayet, FETÖ, PKK gibi LGBT de uygun bir Düşman. Kimsenin onu savunacak hâli yok. Yerel seçimlere kadar bununla götürürüz. Sonrasına Allah kerim.

Kimsenin tutup LGBT’yi savunacak hâli yok, dedim ama bu sadece siyasi partiler için geçerli. Tıpkı Gezi’de olduğu gibi, bir sürtüşme, çatışma ortamının varlığını algılayan gerçek teröristler hemen kullanmaya başladılar. Gezi olayı, gerçekten Taksim Gezisi’ni korumak isteyen gençlerce başlatılmıştı ama Taksim’e terörist başının posterinin asılmasıyla devam etti. Şimdi de terörist gruplar LGBT savunucularına katılıyor. İktidarın yarattığı bölünmenin sırtına, başka bölücüler biniyor.

Geçen yıl, Dunkirk hakkında peş peşe iki film vizyona girdi. Biri Dunkirk idi ve İkinci Dünya Savaşı’nın Dunkirk cephesini  anlatıyordu. Diğeri, “En Karanlık Saat”, aynı muharebenin Londra tarafını; Churchill’i Churchill yapan günlerin dokümanteri gibiydi. Filmde Churchill’e “Eşcinsel misin?” diye soruyorlar. Cevabı: “Ben İngiltere’yi kafamla yönetiyorum!”. Benim de soracağım geliyor: Siz nerenizle düşünüyorsunuz?

Son olarak bir not: Eşcinselliğe en sert tepki verenler, içlerinde gizli eşcinsel eğilimler barındıranlarmış. Ben demiyorum; psikologlar diyor…