Türkler insan değil mi?

45

İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi tarafından düzenlenen “Çevre ve Din” Milletlerarası Sempozyumu  çok faydalı geçti. İ.Ü. Merkez Binası’nda yapılan  ve iki gün süren toplantıda  din ve çevre konusu  18 oturumla ele  alındı.  Birbirinden güzel ve iyi hazırlanmış tebliğler sunuldu. İslam’da çevreye bakış ve çevrenin korunması  örneklerle işlendi.  İnsan, hayvan ve tabiatın  istismar edilmemesi gereken varlıklar olduğu  ve nimetin değerinin bilinmesine işaret edildi. Tükenmeden tüketim ve çevrenin aşırı istismarının doğuracağı çevre sorunları  ele alındı.  Bu bakımdan İ.Ü. İlahiyat Fakültesi Dekanı Sayın Prof. Dr. Fahri Kayadibi ve arkadaşlarını tebrik ederiz. Bu tebliğlerin çoğunun okullarda, camilerde anlatılması  insanımızın insana,  tabiata ve hayvana olan bakışını değiştirecektir. Yaratılmış her şeyin bir hikmeti olduğu, yaratılana saygının aslında  yaratana saygı olduğu  fark edilecektir.  Maalesef insan  Allah tarafından kendisine  bahşedilen nimetleri kaybettiği zaman onların değerini anlıyor.


Yine geçen hafta “Kosova’dan Telafer’e Türkün Varlık Mücadelesi”  konulu bir toplantı vardı. Konuşmacı olarak katıldığımız bu toplantıda   Kosova’dan Telafer’e Türk’ün insan hakları mücadelesi  ortaya konuldu.  Bir Türkmen şehri olan Telafer’de Amerikan ordusunun ver peşmergelerin halkla nasıl savaştığı ve işkenceler yaptığı gösterilen filmle ortaya kondu.  Böylece Irak’a getirilen emperyal demokrasinin  ne tip bir  zulüm makinesi olduğu  görüldü.  


Aslında evrensel bir değer olan insan hakları konusu  içeride malûm çevrelerce  hep Devlete  ve Cumhuriyete  karşı kullanılır, ama  milli sınırlarımız dışında insan hakları ortadan kaldırılan soydaşlarımızın meseleleri görünmek istenmez.


Doğu Türkistan’da ve Kazakistan’ın Semey bölgesinde gerçekleştirilen nükleer denemelerin  düşük ve sakat doğumlara sebep olduğu bilinmektedir.  Doğu Türkistan’da zorunlu kürtajlar Türklere uygulanır.  Avrupa’da daha önce liberal olan bütünleşme (entegrasyon) politikaları bugün Türk ve İslâm düşmanlığı ile doludur. İslâmı Almanlaştırdıktan sonra  vatandaşlarımızı kabul etmeyi hedefleyen  Almanya’da vatandaşlığa geçmek için  sorulan sorular insan hakları ihlali değil midir?  Irak’ın Balat şehrinde düşürülen nakliye uçağımız  esrarını korumaktadır. Almanya’da, İngiltere’de, Danimarka’da ve diğer Avrupa ülkelerinde vatandaşlarımıza ve bilhassa gençlerimize yönelen ölümle sonuçlanan ırkçı saldırılar  unutulabilir mi?  Avrupa’da evleri ile yakılan vatandaşlarımızın  suçluları yakalanabiliyor mu? Yakalananlar neden takipsizlik kararı ile serbest kalabiliyor? Ludwigshafen’de yakılan ve öldürülen vatandaşlarımızın  ırkçı Alman katilleri  süre aşımından nasıl faydalanabiliyor?  Avrupa ülkelerinde polisin haksız yere işkenceye tabi tuttuğu vatandaşlarımızı koruyabiliyor muyuz?   Viyana’da eşofmanının yakasında ayyıldızlı rozet var diye, hastahane hastahane dolaştırılan ve ölüme terk edilen  vatandaşımızın  yaşama hakkı yok muydu? Bu insan haklarına girmiyor muydu?  Kosova’da  bir dönem  anayasada resmi dillerden biri olarak yer alan Türkçe  neden  devre dışı bırakılmıştır?


Bu ve bu gibi  insan hakları ihlallerini  sorgulamak  ve  yükselen ırkçılıktan, İslam düşmanlığından hesap sormak yerine; biz Türkiye’de  birbirimize karşı çeteler yaratıyoruz. Yargısız infazlar yaparak siyasi linçlere girişiyoruz.  Ergenekon soruşturması iddianamesinin hazırlanması  kaç ay daha sürecek?  Bu bir insan hakları ihlâli değil mi?  Elele vererek asıl uğraşmamız gereken konuları bir tarafa bırakmış, ülkeyi soymak ve soydurmakla  uğraşıyor, küresel  sermaye ile işbirliği yapıyoruz. Hürriyetleri sınırlıyoruz. Tenkit ve muhalefet yapanların gazete ve televizyonlarını ele geçiriyoruz. AB yetkilileri sömürge müfettişi gibi  saygısızca beyanlarda bulunuyorlar. Yönetenlerde ses yok. Meşruiyeti yabancının dudağında arıyoruz. Bu saygısız  AB yetkililerini  bu kadar bağrınıza basıyorsanız; gelin onları milletvekili de yapalım. Yabancı futbolcu olur da; yabancı milletvekili neden olmasın?  Belki dışarıda itibarımız artar! Rusya’yı ayağa kaldıran Putin’den ülkeyi yönetenlerin alacağı o kadar şey var ki… Giderayak Putin  telekomünikasyon, enerji ve doğal gaz kaynaklarına yabancıların girişini yasakladı. Biz ise; en kârlı ve stratejik  kuruluşlarımızı yabancılara  satmıyor, bağışlıyoruz.  Demokrasi, küreselleşme ve AB macerası  adına…

Önceki İçerikİşyerleri İnsan Kaynakları Politikaları
Sonraki İçerikEngelli Olan Hangimiz?
Avatar photo
1944 İstanbul doğumludur. Orta Öğrenimini Maarif Kolejinde, yüksek öğrenimini İktisadî ve İdari Bilimler Yüksek Okul'unda tamamlamıştır. 1967'de İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne asistan olarak girmiştir. Ord. Prof. Dr. Z.F. Fındıkoğlu'na asistanlık yapmıştır. 1972'de "Bölgelerarası Dengesizlik" teziyle doktor, 1977'de "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" teziyle doçent, 1988'de de profesör olmuştur. 1976 Haziranında yurt dışına araştırma ve inceleme için giden Erkal 6 ay Londra ve Oxford'ta inceleme ve araştırmalar yapmış, Doçentlik hazırlıklarını ikmal etmiştir. 1977 yılında hazırladığı "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" isimli Eğitim Sosyolojisi ve Eğitim Ekonomisi ağırlıklı tezle Doçent olmuştur. 1988'de Paris'de, 1989'da Yugoslavya Bled'de yapılan milletlerarası UNESCO toplantılarında ülkemizi birer tebliğle temsil etmiştir. 1992 Yılında Hollanda'da yapılan Avrupa Konseyi'nin "Avrupa'da Etnik ve Cemaat İlişkileri" konulu toplantısına tebliğle katılmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi dışında dönem dönem Harp Akademilerinde, Gazi Üniversitesi'nde, Karadeniz Teknik (İktisadi ve İdari Bilimler Yüksek Okulu) ve Marmara Üniversitelerinde de derslere girmiştir ve konferansçı olarak bulunmuştur. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Bölümü ve İktisat Sosyolojisi Anabilim Dalı Başkanı, Metodoloji ve Sosyoloji Araştırmaları Merkezi Müdürü, İstanbul Üniversitesi Senato Üyesi, Aydınlar Ocağı Genel Başkanı ve İstanbul Türk Ocağı üyesi olan Prof. Dr. Erkal'ın yayımlanmış ve bir çok baskı yapmış 15 kitabı ve 700 civarında makalesi vardır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde Pazar günleri makaleleri yayımlanmaktadır. Prof. Dr. Erkal evli ve üç çocukludur. Dikkat Çeken Bazı Kitapları : Sosyoloji (Toplumbilimi) (İlaveli 14. Baskı), İst. 2009 Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri, İst. 1978 Bölgelerarası Dengesizlik ve Doğu Kalkınması,(2. Baskı), İst. 1978 Sosyal Meselelerimiz ve Sosyal Değişme, Ankara 1984 Bölge Açısından Az Gelişmişlik, İst. 1990 Etnik Tuzak, (5. Baskı), İst. 1997 Sosyolojik Açıdan Spor, (3. Baskı), İst. 1998 İktisadi Kalkınmanın Kültür Temelleri, (5. Baskı), İst. 2000 Türk Kültüründe Hoşgörü, İst. 2000 Merkez Binanın Penceresinden, İst. 2003 Küreselleşme, Etniklik, Çokkültürlülük, İst. 2005 Türkiye'de Yolsuzluğun Sosyo-Ekonomik Nedenleri, Etkileri ve Çözüm Önerileri (Ortak Eser), İst. 2001 Ansiklopedik Sosyoloji Sözlüğü (Ortak Eser), İst. 1997 Economy and Society, An Introduction, İst. 1997 Yol Ayrımındaki Ülke, İst. 2007 Yükseköğretim Kurumlarının Bölgelerarası Gelişme Farklılıkları Açısından Önemi ve İşlevleri, İTO, İst. 1998 (Ortak Araştırma)