Türk Ocaklarının kuruluş yıl dönümü

66

Türkiye’nin en köklü sivil toplum kuruluşu, “asırlık çınarı” Türk Ocakları, 25 Mart 1912’de kuruldu. Türk Ocakları, kuruluşunun üzerinden geçen yıllar boyunca Türkiye’nin sosyal ve siyasi hayatında önemli roller oynadı.

Osmanlı İmparatorluğu’nun son devrinde, Türk aydını, kültürel mirasını korumak için bir an önce adım atması gerektiğini fark etti. Kuruluşuna ilişkin çalışmaları 1911 yılında başlayıp gelişen Türk Ocağı, 1912 yılında Türk tarihi, kültürü ve dili ile ilgilenen Türk aydınları tarafından İstanbul’da kuruldu.

Türk Ocağı’nın kurucuları, Türk evlerinde geleneksel toplanma yerini temsil eden “ocak” fikrinden ilham aldı. Aydınlar, Türk kültürü ve mirasına dayalı bir eğitim kurumu oluşturarak, Türk halkında, milli kimlik ve gurur duygusunun gelişmesine yardımcı olabileceklerine inandılar.

Askeri Tıbbiye Mektebi’nde nüvesini oluşturan Türk Ocağı’nın kuruluşunda, yönetim kadrosunda dönemin ünlü Türkçüleri; Mehmed Emin Yurdakul, Yusuf Akçura, Ahmed Ağaoğlu gibi simalar boy gösterdi.

Ahmed Ferid Bey’in ardından Türk Ocağı’nın başına, vefatına kadar yöneticilik görevinde bulunacak Hamdullah Suphi Tanrıöver getirildi. 1912’de yazılan ilk nizamnamede Türk Ocağı’nın amacı “Türkler’in ilmî, içtimaî ve iktisadî seviyelerini yükseltmek, Türk dilini geliştirmek ve Türkler’in harsî (ırk) birliğine ve medenî kemaline çalışmak” şeklinde ifade edilmişti. Ocağın esas hedefleri arasında; Türk Ocağı adı ile kulüpler açarak dersler, konferanslar, müsamereler tertip edip, kitaplar ve risaleler neşretmek, mektepler açmak oldu.

Türk Ocağı, dönemin Türkçü aydınlarının desteğiyle kısa sürede Türk kültürünün tanıtılması ve yaşatılmasında öncü bir kurum haline geldi. Türkçüler, bu dönemde kadın haklarını savunurken kendilerine özgü görüşleriyle öne çıkıyorlar, 1912’den başlayarak Türk Ocağı’nda ilk kez kadınlar ve erkekler birlikte toplanmaya başlıyorlar.

Bu toplantılar sonucunda Türk Ocağı, Türk Yurdu Cemiyeti ile birleşmesi sonucunda güç bakımından ivme kazandı. 1918 yılına gelindiğinde memlekette tam otuz beş Türk Ocağı Şubesi açılmıştı.

Türk Ocağı’nın yayın hayatı da kuvvetli bir şekilde ilerliyordu. Türk Yurdu Dergisi, devrin birçok ilim ve fikir adamını Türk Ocağı bünyesinde toplamıştı. Türk Yurdu Dergisi, Türk aydınının fikirlerini konuşturduğu; Türklük bilincini geliştirdiği bir merkez haline geldi. Türk Yurdu’na Azerbaycan’dan, Kırım’dan, Türkistan’dan birçok yazı yollanmış, bu dönemde Anadolu Türkleri ile Türkistan arasında güçlü ilişkiler inşa edilmiştir.

Türk Yurdu’ndan Türk tarihinin ne çetinliklerden geçtiği anlatılırken, Türk dilinin de ulaşması gereken sadelik hakkında birçok yazı kaleme alındı. Azerbaycan Türklerini, Rus mezalimine karşı mücadele etmeye çağıran Azerbaycan Türklerinin ünlü yazarı Emin Abid, “Batı, Türk’ün güzel yüzünün zafer gülümsemesini hissetmesini istemiyor. Batı, Türk kalbinin, Türk dünyasının Maneviyat Güneşi ile aydınlanmasını istemiyor” cümlelerini kullanarak Türk Ocağı’nın önemini vurgulamıştır.

https://www.qha.com.tr/kultur-sanat/turk-ocaklarinin-kurulus-yil-donumu-469790