Tekraren: “Er Ya da Geç Atatürk’e Varacaksınız”

34

(9 yıl önce yazdığımız yazıyı gününü
önemine ve haftanın anlamına binaen tekrar paylaşıyoruz)

 

            Kartvizitimizdeki sıfatlardan biri de tarihçilik. Biraz gezdik, okuduk, yazdık. Genelde de moda / hâkim
kanaate rağmen doğruyu, yalnızca doğru bildiğimizi seslendirdik bir ömür. Zira
doğru tek hakikattir.

            Afrasya kitabımızda Türklerdeki devlet
kurma kudretini 380 küsur misalle
verdik. Cumhurbaşkanlığı forsundaki 16
büyük devleti / imparatorluk adedini bile Türk’ün
teşkilatlanma sayısı 24
’e yükselttik.

            Bakınca
tarihe 5 bin yıllık bir film şeridi
gözümün önünden geçer. Biraz hüzün hissederim, çokça da sürur. En büyük hüznüm ise Türkiye Cumhuriyeti ile
onun kurucusunun üvey evlât muamelesi görmesidir.

            Hani
bazen istenmeyen çocuklar vardır; ya
kazara olmuşlardır ya da kaza dışı olmuşlardır. Ömürleri boyu
kendilerine çevrilen bakışlardaki manalara ve yüzlerdeki ifadelere katlanmak
durumundadırlar.

            Mustafa Kemal Atatürk’ü esaretten
kurtarıcılık
ve devlet kuruculuk cihetinden Kutluk Kağan’a, kültür ve medeniyet hamlesi yönünden Uygurlara, kalıcı sistem
oluşturuculuğu
bakımından da Mete
Han’a
benzetirim.

            Fakat
sahipsizlik noktasında onu benzetebileceğim bir tarihî şahsiyet
yoktur
. O kalabalıkların arasında yalnız
adamdı
, sonrasında da sevenleri arasında en az anlaşılandı. Sanki içinden
çıktığı millete birkaç boy büyüktü
.

            Putin’i dağılma sendromu yaşayan Ruslar için en büyük şans görürler. 2 dönem başkanlık, 2 dönem başbakanlık ve yine dönüşümlü başkanlık. Yani 20 yıl, 30 yıl diyorum.
Milletlerin kaderinde 15 yılın önemini
görmek isteyenler 1923 ile 1938 arasına baksınlar
.

            Osmanlı gibi bir koca çınardan sonra
gelmesi genç Türkiye fidanının suçu
değil. Kendi fukara ama zihni ihtişam esâtiriyle dolu millet yeni dönemde
kursağına sıcak aş girse de zihinsel mütevazılığa alışamadı
. AKP iktidarının sırrı da budur.

            Tayyip Erdoğan devletçiliğini ve
milliyetçiliğini ilan etti. CHP’lilere göre 6 okun 4’ü tamamlandı. Merhum Erbakan,
Atatürk için “Yaşasaydı Refahçı olurdu” derdi. Ben de diyorum ki Refah geleneği er ya da geç Atatürkçü
olacak
.

            Zira
tek yol; aklın yolu. Ve akıllı adamlar yani aklı rehber
edinenler, alışkanlıklarıyla
yaşayanlarca
tenkit edilmiştir. Cahiliyyenin
her çağa bakan bir tarafı ve her devrin
Ebu Cehil’i
vardır.

            Herkesin
çöktüğü bir demde dik durmak, herkesin umut kestiği bir hengâmede kazanmak,
herkesin imkânsız bulduklarını başarmak ve sonradan herkesin abartılı
iltifatlarını kaale almamak her kişinin harcı değil. Böylelerine lider deniliyor.

            MGV
ve NAO ekolü, 10 Kasımlardaki saygı
duruşu ve Atatürk büstü önündeki
törenlere kafayı takmıştı. Yazıcıoğlu
ve Erbakan rahmetli oldu; bu kez
onların resimleri toplantıların en önündeki boş koltuklardan, isimleri de
takipçilerinin her konuşmada dillerinden düşmez oldu.

            İkincileri anlıyorum da birinciye neden bu kadar insafsızsınız?
Diğerlerinin hizmeti vatan kurtarmak
ve sıfırdan bir devlet kurmakla
kıyaslanabilir mi? İş dine hizmetse ben yine Atatürk’ün hepsinden daha fazla emeği olduğu kanaatindeyim.

            Dizi
seyretme kabiliyetim yoktur ama isterseniz Muhteşem
Yüzyıl
dizisinin bir de İslâmî
açıdan inceleyin. Nasılsa Osmanlıyı
inceleyin desem yemez.

            Kar
– buz o kadar çok ve açılan iz o kadar derin ki gidecek başka yol gözükmüyor.
Bunun anlamını en iyi küresel sömürgenler
bilir.

            Ondan
Allah razı olsun.