15.8 C
Kocaeli
Pazartesi, Kasım 2, 2026
Ana SayfaÖne ÇıkanlarTek Ada İki Devlet…

Tek Ada İki Devlet…

Azerbaycan’la olan yakınlığımızı hep ‘’Tek Millet İki Devlet’’ diye tanımlarız ya. Kıbrıs adasındaki mevcut durumu da bundan böyle ‘’Tek Ada İki Devlet’’ diye tanımlamalıyız. Kim ne derse desin, kim neyi hedefliyorsa hedeflesin Kıbrıs’ta ki gerçek bu tanımlamadan ibarettir.

Bu tanımlamanın yegâne nedeni; 1960’da kurulan Kıbrıs Cumhuriyetini Rumların yıkması, adayı Yunanistan’a bağlamak amacıyla 15 Temmuz 1974’te yapmış oldukları kanlı darbedir. Bu darbe ile Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios görevden uzaklaştırılmış, eli kanlı EOKA terör örgütü mensubu, Türk kasabı lakaplı Nikos Samson; adada kurulan Helen Cumhuriyetinin başı olarak göreve getirilmiştir. Yunanistan’daki Albaylar Cuntasının desteklediği bu operasyon tüm yönleriyle tarih sayfalarında yerini almıştır…

Sonrasında gelişen olaylar; 20 Temmuz 1974’te ada Türklerinin yardımına koşan garantör ülke Türkiye’nin başarılı harekâtıyla sonuçlanmış. Kıbrıs Türk Halkı özgürce yaşam hakkına kavuştuktan sonra; önce Kıbrıs Türk Federe devletini sonrasında da, de facto hakkı olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devletini kurmuştur.

Günümüz dünyasında Türkiye dışında bu Türk devletini hiçbir ülke tanımamış olsa da bu tarihi gerçek tüm canlılığı ile tarih sayfalarına yazılmış, Kıbrıs adasında da var olmaya devam etmektedir. Onun içindir ki, bugün Kıbrıs’taki mevcut durumu tanımlarken kullanılacak en doğru cümle; ‘’Tek Ada İki Devlettir.’’

Bu tanımlamayı doğrulayacak o kadar çok gerçek vardır ki, en önemlilerini sıralayacak olursak:

  • Adanın güneyinde Rumlar, kuzeyinde Türkler yaşamaktadır.
  • Kuzeydeki devletin adı; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti, güneydeki devletin adı Güney Kıbrıs Rum Devletidir.
  • Adada kurulu bu iki devletin dili, dini, gelenek ve görenekleri, yaşam biçimi apayrıdır.
  • Adadaki bu iki devletten Rumlara ait olanı 2004 yılında yapılan bir tuzak referandumla (Annan Planı referandumu) AB’ye üye yapılmış, Kuzeyde kurulu Türk devletine bu konu ile ilgili verilen sözlerin hiçbirisi AB tarafından yerine getirilmemiştir.
  • Adada kurulu bu iki devletin yönetimi kendi halkları tarafından seçilen iki farklı parlamento tarafından yönetilmektedir.
  • Her iki devletin de para birimleri, devlet kadroları, siyasi kadroları/partileri farklıdır.
  • Okullardaki eğitim düzeni, öğretim dili, öğretim kadroları farklıdır.
  • Her iki devletin yazılı basını, görsel basını farklıdır.
  • Hepsinden önemlisi her iki devlette yaşayan halkın bir birlerine bakış açıları çok farklıdır.
  • Her iki devlette yapılan genel ve yerel seçimler bir diğerini ilgilendirmemekte, yönetim biçimini etkilememektedir.
  • Her iki devletin beslenme biçimi bile farklıdır. Rumlar domuz etini gördüklerinde bayram yaparken, Türkler bu etin dinen yasak olduğu bilinci içindedirler.

Şimdi sıralamakla bitmeyecek böylesine farklı, çarpıcı gerçeklere sahip Kıbrıs Adasındaki yaşamı yeniden eski günlerine döndürebilmek adına; ‘’Birleşik Kıbrıs’’ safsatasını gündeme getirmek, sanki adada çözüm bekleyen bir sorun varmışçasına haydi yeniden müzakere masasına demek nedendir?

1968 yılından beri bu dayatmayı yapan başta BM, AB gibi teşkilatlar; var olan bu gerçekleri neden göz ardı ederler? Amaçları nedir?

Her defasında sorduğum bu soruların ikna edici bir yanıtı yoktur. Olmayacaktır da!

Çünkü Hıristiyan âleminin temsilcisi olan bu kuruluşlar, adada türlü menfaat peşinde koşan ABD, İngiltere, İsrail, Fransa v.d devletler Kıbrıs adasında İslamiyet’in temsilcisi bir başka devletin olmasını asla istemezler.

Adada ki iki devletin en çarpıcı gerçeği 6 Aralık 2026 tarihinde KKTC’de yapılacak olan genel ve yerel seçimlerdir.

Bu seçimlere katılacak Kıbrıs Türk Partileri adaylarını açıklamış, seçim çalışmalarına başlamışlardır. Bu adayların her birisi KKTC’ye hizmet için göreve taliptir.

6 Aralıkta adanın kuzeyinde yapılacak seçimlere Rum devletinden katılabilecek bir aday var mıdır? Hiç olabilir mi? İşte bu durum bile adadaki iki devletli yapının en çarpıcı göstergesidir.

Evet, adanın kuzeyinde kurulu Türk Devletini bugün Türkiye dışında hiçbir ülke tanımamaktadır. Ama bu gerçeğin günü geldiğinde tanınmayacağı anlamına da gelmemektedir.

Günümüz dünyasında Kıbrıs’ta Kurulu KKTC’nin her yönden gelişmesi için Türkiye tarafından büyük bir destek verilmekte, Türkiye’den getirilen can suyundan sonra, deniz altından döşenecek boru hattı ile doğal gaz ve elektrik sağlayacak projeler birer birer uygulamaya konulmaktadır.

2028 yılında yeniden faaliyete geçecek olan Kıbrıs Türk Hava Yolları ile adaya ulaşım daha da kolaylaşacak, diğer ülkelerle yapılacak ulaşım anlaşmaları KKTC turizmine büyük katkı sağlayacaktır.

Şu gerçeğin altını çizmek gerekirse;

Önümüzdeki üç-beş yıl içinde adada kurulu KKTC devleti yapısal olarak daha da güçlü olacak; bu gerçeği görmezden gelenler dahi en sonunda Kıbrıs’ta ‘’Tek Ada İki Devlet’’ yapısını kabul edeceklerdir.

Atilla Çilingir
Atilla Çilingirhttp://www.atillacilingir.com/
1967 yılında Teğmen rütbesiyle T.S.K da göreve başladığı zaman, Kıbrıs olayları adada tüm hızıyla devam ediyor, Yunanistan’ın da desteğini alan Rum’lar; adada yaşayan Kıbrıs Türk’üne her türlü mezalimi yapıyor, gerçekleştirdikleri toplu katliamlar, uyguladıkları ekonomik ambargolarla Kıbrıs Türk Halkını adadan göçe zorluyorlardı… O dönemde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin 1960 yılında imzalamış olduğu, BM’ler tarafından da onaylanmış garantörlük anlaşması gereğince, ada da bulunan ‘Şanlı Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayında’ görev almak için defalarca dilekçe veren Teğmen Çilingir; 1974 yılının 20 Temmuz Cumartesi sabahı kendisini Kıbrıs’ta savaşın içinde buldu. Bölük komutanı olarak Kıbrıs Savaşlarının her iki safhasında da bu görevini başarıyla sürdürdü, ‘Gazi‘ unvanı ile onurlandırılarak Türkiye’ye döndü. 1974–1975, 1985–1987 yıllarında Kıbrıs’ta görevli olduğu yıllardan sonra da, adada yaşanan olayları yakinen takip eden Çilingir; 2004-2011 yılları arasında Kıbrıs Türk Kültür Derneğinin İstanbul Şubesi yönetim kurulunda da görev yaptı. Bu uzun süreçte ’mili davamız’ olarak bilinen Kıbrıs konusuna sahip çıkarak, Kıbrıs Türk Halkının kazanılmış tarihsel ve hukuksal haklarını savunmak adına değişik platformlarda görev aldı. Sempozyumlara, panellere, televizyon programlarına konuşmacı olarak katıldı, makaleler yayınladı. Yakinen takip ettiği Kıbrıs konusu başta olmak üzere, ülke meseleleriyle ilgili güncel yazılarına, konferanslarına devam etmektedir. T.S.K.’dan 1990 yılında, kendi isteği ile emekli olduktan sonra; Kıbrıs konusuyla ilgili kaleme almış olduğu; ’’Özgürlük Nefesi (K.K.T.C Cumhurbaşkanlığı yayını 1995)’’, ‘’Girne’den Doğan Güneş (1997)‘’, ‘’Unutanlar Unutturulanlar ya da Hatırlayamadıklarımız (2004)’’, ‘’Elveda Kıbrıs Ama Bir Gün Mutlaka (2006)’’, ‘’Andımız Olsun ki Bu Topraklar Bizim (2007)‘’,’’Tarihten Gelen Çığlık (2010)’’, Kıbrıs ‘’Yes Be Annem’’ 2002-2016 (Eylül-2016) isimli kitaplarıyla; Ülkemizin son 65 yılında öne çıkan, yaşanmış önemli olayları anlatan: ‘’10’ların İzleriyle Türkiye (2014)’’,’’Kırılmadık Ne Kaldı?-Zaman Asla Kaybolmaz (2015)’’, ‘’Önce Vatan (Eylül 2017) isimli kitapları da bulunmaktadır… Sivil iş hayatına ‘Türkiye Sigorta Sektöründe’’başlayan Atilla Çilingir Koç YKS bünyesinde uzun yıllar görev yaptıktan sonra, halen dünyanın 18 ülkesinde hizmet veren, sağlık bilişim şirketlerinden birisi olarak ülkemizde de faaliyet gösteren; ‘’CompuGroup Medical Bilgi Sistemleri A.Ş’’ bünyesinde, görevine devam etmektedir. Pek çok üniversitenin ‘Bankacılık-Sigortacılık Fakültelerinde, Yüksek Okullarında, vermiş olduğu seminerler, konferanslar ile sektöre bu yönde de hizmet vermeye devam eden Çilingir’in: Sigorta sektöründe 27 yıldan beri vermiş olduğu hizmetlerini anlatan; ‘’Sigortalı Hayatın Gerçekleri’’ (2012) isimli bir kitabı daha bulunmaktadır. Atilla Çilingir; bugüne değin kitaplarından elde etmiş olduğu telif gelirleriyle; Sosyal sorumluluk projeleri kapsamında: 2010 yılında ‘K.K.T.C Lefkoşa Şehit Aileleri ve Malul Gazileri Derneğine’ ‘Tarihten Gelen Çığlık’ isimli kitabının telif gelirini bağışlamış, 19 Şubat 2012’de Van’da yaşanan büyük depremden sonra Van’ın Muradiye İlçesi Akbulak Köyü İ.M.K.B. (İstanbul Menkul Kıymetler Borsası) Yatılı Bölge İlk Öğretim Okulunda içinde 20 adet bilgisayarı bulunan ve kendi adını taşıyan bir BT (bilgi teknolojisi) sınıfı açmış. 02 Haziran 2017 tarihinde de Samsun’un Tekkeköy ilçesi Büyüklü İlköğretim okulunda da adını taşıyan, içinde 2500 kitabı, 2 adet bilgisayarı bulunan bir kütüphanenin açılışını sağlamıştır.

Seçtiklerimiz

spot_img