Sürecin Neresindeyiz?

48

 

Adına ‘çözüm süreci‘ denilen çalışmaların şartları, kapsamı ve hedefi henüz tam bir netliğe kavuşmuş değildir. Hattâ neyin çözüleceği konusunda çoğunluğun giderilememiş tereddütleri, azımsanamayacak sayıdaki büyük bir grubun da derin endişeleri vardır.

Şartlardan başlayalım:

Şartların belirlenmesine ‘Oslo Görüşmeleri’nde başlandı. Önce görüşmeler inkâr edildi sonra da açılan pandora kutusundan saçılmış bilgilere itibar edilmemesi söylendi.

Terörist başının devrede olduğu inkâr edildi. Ardından resmî müsaade ile ve devletin imkânlarıyla heyetler lüks ada misâfirhânesine götürüldü. ‘Hiçbir tâviz verilmediği’ en yetkili kişiler tarafından açıklanınca, iyi niyetli insanlarımız tam da inanmak üzereydi ki, ada görüşmelerinin metni, gazete sayfalarında, internet sitelerinde yer aldı.

Türk bayrağı açanlardan sonra, ada görüşmeleri zaptını sızdıranlar da süreci engellemekle itham edildiler. Bayrak açanlar ‘provokatör’ suçlamasıyla mevcutlu olarak karakola celp edilirken, terör örgütünün siyasî kanadının çaycısı hakkında işlem yapılmadı. Biz sâde vatandaşlar bilmiyor olabiliriz. Saygınlığı kendinden menkul basınımız biliyordur: Mutabık kalınan pazarlıklarda çaycıya dokunulmazlık kazandırılmış olabilir mi?

Derken efendim,  terör örgütünün ‘zehirliyılan’ olarak anılan öbür başı, baş döndüren açıklamalar yaptı: ‘Silah bırakma söz konusu olamaz, çekilme yok…’ Hattâ gelecekteki programını da açıkladı: ‘Ev hapsi olmadan silahımızı da bırakmayız, bir yere de gitmeyiz.’ Bu seslerin, başçavuşun beygirinin gerisinden sâdır olduğu zannedilmiş olacak ki, kimse ciddiye almadı.

Bitmedi: Avrupalı dostlarımız (?!); terör örgütü mensuplarını ‘aktivist‘ olarak ilân etti. Bu ilan keyfiyeti muhtemelen, Avrupalı muhipleri tarafından ‘terör örgütüne verilen bonus‘ kabilinden önemsiz bir şey olarak görülüyordur.

Artık anlamalıyız: Avrupalı muhipleri bu güne kadar terör örgütüne bâzen gizli, bâzen de perde arkasından, gölgesi görülecek şekilde destek veriyordu. Artık açıkça destek verecek. Çünkü efendim, milletlerarası hukukta ‘aktivist‘: ‘şiddeti hoş gören siyasî doktrin‘ ve ‘haklı bir dâvâ için eyleme katılan kişi‘ olarak tanımlanıyor. Eee… O zaman destek neden gizlensin ki?

Ah bu dış güçler yok mu? Bizi perişan etmeye ne kadar azimliler görüyor musunuz?

Yöneticilerimiz % 99,99 oranında oy desteğine sâhip olamadıkları için dış güçlerle baş edemiyor.

Yok mu ya… bunu bir yapabilsek, insanlarımızın % 99,99’unu aynı fikir etrafında toplayabilsek… dış güçlerin tozunu atarız ‘bir dakika’da.

Bütün bu ciddî gelişmelere rağmen durumumuza bir bakar mısınız?  Durumumuzu hâlâ belirleyebilmiş değiliz: Hangi mânâda ele alırsak alalım… ‘Ne içindeyiz sürecin, ne de büsbütün dışında…’

 

 

Önceki İçerikŞehitlerimize Sesleniş
Sonraki İçerikPeygamber Ahlakı
Avatar photo
28 Kasım 1938 tarihinde Bafra’da doğdu. İlk ve ortaokulu doğduğu şehirde bitirdikten sonra Ankara Ticaret Lisesi ve Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde okudu. İş hayatına Ankara’da muhasebeci olarak başladı. Ankara ve Karabük’te; muhasebeci, mali müşavir ve profesyonel yönetici olarak devam etti. İstanbul’da, demir ticareti ile meşgul oldu. SSCB’nin dağılmasından sonra Türk Cumhuriyetlerinde sanayi yatırımları gerçekleştirmek üzere çok ortaklı şirket kurdu. Şirketin murahhas azası olarak Azerbaycan’da ve Kırım’da tesis kurup çalıştırdı. 2000 yılında işlerini tasfiye etti. İş hayatı ile birlikte yazı hayatı da devam etti. İlk yazısı 1954 yılında Bafra’da yayımlanmakta olan Bafra Haber Gazetesi’nde başmakale olarak yer aldı. Sonraki yıllarda İlhan Egemen Darendelioğlu’nun Toprak Dergisi’nde, Son Havadis ve Tercüman gazetelerinde yazıları yayımlandı. Türk Ocakları Genel Merkezinin yayımladığı Türk Yurdu dergisinde yazdı. İslâm, Kadın ve Aile, Yörünge, Ufuk, Emelimiz Kırım, Papatya, Tarih ve Düşünce, Yeni Düşünce, Yeni Hafta, Sağduyu, Orkun, Kalgay, Bahçesaray, Türk Dünyâsı Târih ve Kültür, Antalya’da yayımlanan Nevzuhur, Kayseri’de yayımlanan Erciyes ve Yeniden Diriliş, Tokat’ta yayımlanan Kümbet, Kahramanmaraş’ta yayımlanan Alkış dergilerinde, Dünyâ ve Kırım’da yayımlanan Kırım Sadâsı gibi gazetelerde de imzasına rastlanmaktadır. Akra FM radyosunda haftanın olayları üzerine yorumları oldu. 1990 – 2000 yılları arasında (haftada bir gün) Zaman Gazetesi’nde köşe yazıları yazdı. Hâlen; Önce Vatan Gazetesi’nde, yazmaktadır. Oğuz Çetinoğlu; Türk Ocağı, Aydınlar Ocağı, ESKADER / Edebiyat, Sanat ve Kültür Araştırmacıları Derneği ve İLESAM / Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sâhipleri Meslek Birliği Üyesidir. Yayımlanmış Kitapları: 1- Kültür Zenginliklerimiz: (2006) 2- Dört ciltte 4.000 sayfalık Kronolojik Tarih Ansiklopedisi: (2008 ve 2012), 3- Tarih Sözlüğü: (2009), 4- Okyanusa Açılan Kapılar / Tefekkür Mayası Röportajlar: (2009). 5- Altaylardan Hira’ya Türk-İslâm Dostluğu: (2012 ve 2013), 6- Bilenlerin Dilinden Irak Türkleri: (2012), 7- Türkler Nasıl ve Niçin Müslüman Oldu: (2013), 8- Türkmennâme / Irak Türkleri Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey: (2013). 9- Türklerin Muhteşem Tarihi: (Nisan 2014 ve Nisan 2015) 10- 115 Soruda Türk İslâm-Âlimi Mâtüridî (Röportaj): 2015) 11- Cihad – Gazi – Şehid: Kasım 2015. 12-Yavuz Bülent Bâkiler Kitabı (2016 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 13-Her Yönüyle Kâzım Karabekir (2017 Mehmet Şadi Polat ile birlikte) 14-Dil ve Edebiyat Dergisi / İlk 100 Sayı Bibliygorafyası (2017 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 15-Büyük Türk İslâm Âlimi Serahsî (2018), 16-Âyetler ve Hadisler Rehberliğinde Kutadgu Bilig’den Seçmeler (2018), 17-Edib Ahmet Yüknekî ve Atebetü’l-Hakayık (2018), 18- Büyük Türk İslâm Âlimi Mâtürîdî (2019), 19-Kâşgarlı Mahmud ve Dîvânu Lugati’t-Türk (2019). 20-Duâ / Huzura Açılan Kapılar. (2019) 10-Yesevi Yayıncılık, 12-Yakın Plan Yayınları, 13-Boğaziçi Yayınları, 14-Dil ve Edebiyat Dergisi, diğer kitaplar Bilgeoğuz Yayınları tarafından yayımlanmıştır.